Kazanmak için yapılanın seçim olmadığını bilmek şart

Cihan EREN

05 Mayıs 2018 Cumartesi | Forum

Türkiye'deki faşist diktatörlük artık yönetemeyeceğini itiraf ederek, 2019 Kasım’ında olması gereken normal seçimi erkenden de erkene aldı. Erken seçimi ya yönetemeyecek duruma düşenler ya daha da güçleneceklerini düşünenler ister. 24 Haziran’da yapılacak seçimi artık yönetemeyecek duruma düşenlerin bunu itiraf ederek istedikleri bir seçimdir. 

Peki ne zamandan beridir yönetemiyorlar? Bu sorunun cevabını da erken seçime gidişin nedenlerini sıralarken çete başının kendisi verdi: “Kuzey Suriye'deki gelişmeler, Irak merkezli gelişmeler ve ekonomik kriz.” Demek ki yönetememelerinin üç temel nedeni vardır. Bu nedenler aynı zamanda Erdoğan-Bahçeli faşizminin Kürt halkının ve Türkiye emekçilerinin düşmanı olduğunu, Kürtlerin direnişi sayesinde yenildiklerinin de ilanı ve ispatı oluyor. Şimdi gelin beraber bu nedenlere daha yakından bakıp, bu seçimi Türkiye halklarını faşizmden kurtarmak için nasıl ele almak gerektiği üzerinde yeniden düşünelim. 

Erdoğan ve çetesinin Kuzey Suriye dediği yer Rojava’dır. Kuzey Suriye Federasyonu ile birlikte Suriye halklarının demokratik sistemidir. Onlar bu demokratik gelişmenin önünü almak için 2014’de DAİŞ çetesini Kobanê üzerinden Kürtlere saldırtıp bugün Kuzey Suriye federasyonu düzeyine varmış sistemi daha doğmadan engellemek istemişlerdi. Bu başarılsaydı Türkiye daha o zaman Osmanlı olacak, Erdoğan halifeliğini ilan edecekti. DAİŞ saldırmaya devam edecek o da İslam devletinin sınırlarını genişletecekti. Erdoğan PKK’nin DAİŞ’i yendiğini görünce 2014 Ekim ayındaki MGK toplantısında PKK'ye karşı “Çökertme Planı” hazırlattı. TC'nin DAİŞ eliyle yürüttüğü askeri planı 7 Haziran 2015 seçimlerinde siyasi yenilgiye de uğrayınca, 2014’de aldıkları savaş kararını 2015 Haziran’ında uygulamaya başladılar. 

Kürtler bu saldırganlığa Rojava’da hamle üzerine hamle Bakur’da da demokratik özerklik direnişi ile cevap verdi. Ayrıca gerilla her alanda DAİŞ yerine geçen TSK’ye kahredici darbeler vurdu. Bir yıl boyunca yaşanan yoğun savaş ve direnişte yenişememe diyebileceğimiz bir durum ortaya çıktı. Erdoğan Kürdistan Özgürlük Mücadelesini tasfiye etme karşılığında devleti yönetme izini aldığı için, 2014-2016 Kürt direnişi onu başa getirenlere ölüm fermanını imzalattırdı. 

Erdoğan ve AKP'nin işinin bittiğini gören Gülen Cemaati doğan boşluğu doldurmaya koyuldu. Gülencilerin bu hamlesi Ergenekoncuları daha da korkuttu. Gülenciler polis, yargı ve TSK içindeki üyeleri ile Kürtlere, tarihin en alçak ve ahlaksız saldırılarında bulunarak AKPyi güçlendirip kendine bağlamayı esas almıştı. 2016 ortalarında artık Erdoğan ve AKP ile yapılacak şeyin kalmadığını gördükleri için 15 Temmuz darbesi yaparak sitemi tümüyle kendilerine göre yapılandırma kararını verdiler. Gülenciler darbeyle Ergenekoncularla kendi arasında gidip gelen Erdoğan ve AKP'yi ortadan kaldırıp siyasi alanı da kendi çizgisinde yeniden dizayn etmeyi tasarlamışlardı. Yine Ergenekoncuları da tasfiye ederek devleti tüm kurum ve kuruluşlarıyla ele geçirmeyi amaçlamışlardı. Çünkü Ergenekon daha önce Erdoğan ve AKP ise 2016’da PKK karşısında yenilmişti. Gülenciler bu yenilgiyi ve yenilgide ısrar ettikçe dünya ve bölge gerçekliğinden kopan devlet ve sistemin durumunu darbenin asıl nedeni gördüklerini darbe bildirisinde açıkça belirtmişti. Ergenekoncular 15 Temmuz’un kendilerini tasfiye edecek bir girişim olduğunu çok önceden Ruslardan öğrendikleri için Erdoğan ile birleşerek darbeye karşı tutum alıp tümüyle yok olmayı engelleme yolunu seçtiler. Böylece bugün AKP-MHP birliği olarak gördüğümüz şey Ergenekon-AKP askeri ittifakının siyasi yüzü olmaktadır. Demek ki karşımızda çok önceden yenilmiş ve bitmiş bir siyasi ve askeri ittifak vardır. O zaman seçimde başarılı olmak isteyen demokrasi cephesi ‘bunlar seçimle ne yapmak istiyor’ sorusu üzerinde iyi düşünmek durumundadır. 

24 Haziran seçimleri için gerekçe gösterilen ikinci sebepse Irak ve kuzeyindeki gelişmelerdir. Irak derken Başûrê Kurdistan’daki gelişmeleri kast ettiklerini biliyoruz. Erdoğan ve AKP Başûr’da Barzani ve KDP'ye oynamıştır. Malum referandum sonrası Irak devletinin yeniden Kürdistan'ı işgal etmesiyle Barzani ve KDP de tıpkı Erdoğan ve AKP gibi bitti. Barzani ve KDP, para ve askeri güçle ancak ayakta kalabilmektedir. Bu gelişmeler Başûr halkında yeni arayışlara neden olmuştur. Kürdistan'da yeni demek Kürt Özgürlük Hareketi çizgisi demek olduğu da bilinen bir diğer gerçekliktir. Erdoğan tıpkı Kuzey Suriye gibi ‘Kuzey Irak’ta da ortaklarıyla birlikte kaybetti. Êzîdîleri DAİŞ’e katlettirmeyi planlamışken Şengal Êzîdîleri özerkliklerini Irak devletine kabul ettirdi. KDP ile PKK’yi sınırlamaya çalışırken yine tersi sonuç ortaya çıktı. 

Bu yenilgilerin getirdiği yıkımın önüne geçmek için Cerablus ve Bab hattında Kuzey Suriye topraklarını işgal ettiler. Bu kurtaramayınca varlığını Kürt soykırımına bağlamış Erdoğan ve Ergenekoncular birlikte Efrîn’e saldırdılar. Bu işgalin kendilerini kurtulacaklarını sanıyorlardı. Ancak Efrîn’deki tarihi direniş bir kez daha planlarını yenilgiye uğrattı. Cerablus-Bab, Efrîn işgalini kendi güçleri ve askeri kabiliyetleriyle değil, Rusların izni ve desteği koalisyon güçlerinin de onayı ile yaptılar. Bu işgaller, Rusların kendi hesapları için TC'yi Suriye'de mayın tarlasına sürmesidir. Suriye merkezli politikalarda bir taktik araç olarak kullanılmıştır. Bu giderek daha iyi açığa çıkınca artık bitişlerini gizleyemez oldular. Bu bitişin üstünü örtmek için bu defa Başûra işgal saldırıları başlattılar. Bu işgalin sonuçları kendisi için Efrîn’den daha ağır olacaktır. 

Seçimin üçüncü nedeni olarak da ekonomik krizi gösterdiler. Türkiye'de apolitikler, Kürt ve demokrasi düşmanları ile aptallar dışındaki herkes ekonomik krizlerin nedenlerini Kürdistan'da sürdürülen savaştan kaynaklandığını bilir. 

Pekiyi yenilmiş ve dağılmakta olan bu faşistler karşısında seçim sürecinde nasıl bir mücadele vermek gerekir? Bu seçimde demokrasi güçleri tam bir demokratik devrim cephesi şeklinde örgütlenmek durumundadır. İkincisi Erdoğan-Bahçeli ikilisi değil, Kılıçdaroğlu-Akşener ikilisine dikkat etmek gerekir. Bence demokrasi mücadelesi karşısında asıl tehlike CHP’dir. Demokrasi cephesinin CHP’nin oyunlarına daha fazla dikkat ederse başarılı olacağına inanıyorum. 



295

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA