Efrîn’i savunmak Kürdistan’ı savunmaktır!

Demir ÇELİK

14 Mart 2018 Çarşamba | Forum

Ortadoğu’da yeni dengelerle, yeni statülerin gündemleşeceği bir süreci yaşamaktayız. Birinci paylaşım savaşının neden olduğu statüler emperyalizmin yeni ihtiyaçlarını karşılamaktan giderek uzaklaşmaktadır. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yol açtığı metanın uluslararası sirkülasyonu yanı sıra, bilgi çağının sınır tanımaz devrimsel hamleleri bir yandan ulus devleti aşan yeni idari ve siyasi ilişkilere olan ihtiyacı, diğer yandan ise emperyalizmin enerji ihtiyacının güvenlik içinde sevk ve idaresinin ulus devlet jandarmalığına ihtiyaç duyuyor olmasının açmaz ve çelişkileri olanca şiddeti ile üçüncü paylaşım savaşında yaşanmaktadır. ABD ve Rusya başta olmak üzere dünya emperyalistleri bu kıyasıya paylaşımda azami kâr için karşı karşıya görünseler de uzun vadeli çıkarları için alt düzeyde devletçi sistem aktörlerine karşı birlikte olabilmektedirler.

Devletçi, egemenlikçi sistemin çeperine ve çevresine kanser hücresi gibi yayılmak istemesi tarihsel ve yapısal olan krizinin sonucudur. El koyduğu emek, sermaye ve iktidar aracılığıyla palazlanan kapitalist devletçi sistem eşitsiz gelişme yasası ölçeğinde bu hegemonik yayılmadan pay almak ister. O nedenle yedi yılını geride bırakmak üzere olan üçüncü paylaşım savaşı sonlanmadan, yeni savaş potansiyellerini taşımaktadır. İktidar dışı, devlet dışı demokratik modernitenin toplumsal dinamiklerinin doğru inisiyatif geliştirmemeleri halinde önümüzdeki on yıllar boyunca savaş hali yaşanmaya devam edecek gibidir. 

Kapitalizmin yapısal krizinin neden olduğu on yıllar boyu sürecek savaşta kapitalist-emperyalist sistem kendi alternatifini doğmadan boğmak istemektedir. Bu nedenle yirmi birinci yüzyılda faşizme karşı demokratik, ekolojik ve kadın özgür yaşamı var eden Rojava Demokratik Konfederal sisteminin Türk işgalci zihniyetince ezilmek ve ortadan kaldırılmak istenmesine sessiz kalmaktadırlar. Rojava deneyimi insanlık için hem büyük fırsatlar ve olanaklar, hem de savaşsız, sömürüsüz özgür yaşam demek olduğundan ABD ve Rusya’nın onayı, BM’nin göz yummasıyla Türk egemenlikçi sistem tarafından ilhak ve işgal edilmesine dolaylı destek sunmaktadırlar.

Bu temelde öncelikle dört parça Kürtlerin parçaya dayalı çözüm arayışları yerine KÜRDİSTAN esasına dayalı bir mücadele perspektifinde buluşmaları gerekmektedir. Kürt ulusal demokratik taleplerinin yaşanan paylaşım savaşında KÜRDİSTAN statüsü olmaksızın karşılanmasının mümkün olmadığı bir kez daha açığa çıkmıştır. Büyük risklerle birlikte büyük olanak ve fırsatlar yaşanacağı bu süreçte Kürt siyasal yapı ve partilerinin Kürdistan esaslı ulusal ittifaklarını gerçekleştirmeleri önemli olmaktadır. Dört parçadan askeri güçlerin ortak komuta altında örgütlenmeleri, Efrîn’in savunması içinde olmaları hayati önemdedir. Sivil alanda ise tüm Kürdistan parçalarında ve Avrupa’da seferberlik ruhuyla ayağa kalkmak, nitelikli ve kazandıran direniş içinde olmak her zamandan daha fazla önem arz etmektedir. 

Son elli günde önemli eylem ve etkinliklerle genel bir kamuoyu duyarlılığı yaratılmışken, öncelikli olarak Avrupa halklarıyla dayanışma içinde uluslararası kurumları harekete geçiren, Türkiye’nin ilhak ve işgalini engelleyen, Rojava’yı özgür kılan pozisyon içinde olunmak hepimizin insan olmanın en temel sorumluluğu olmuştur. Önümüzdeki günler ve haftaları bu duyarlılıkla hareket eder ve örgütleyebilirsek hem barbarlığa ve işgale karşı çağın direnişinin kazanmasını, hem de kapitalist ve emperyalist sisteme karşı Rojava Devriminin başarısını hep birlikte sağlamış oluruz. Ezilenler, yoksullar, emekçiler, mazlum ve mağdurlar olarak kendi devrimimize sahip çıkmanın zamanıdır.

Ya savaş Devrime yol açacak, Ya da Devrim barbarlığı alt edecektir!

* HDK-A Eş Sözcüsü


140

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA