Acilen demokratik güç birliği

Hüseyin ALİ

08 Mart 2018 Perşembe | Forum

Türkiye tarihinin en faşist iktidarı bugünkü AKP-MHP faşist iktidarıdır. 12 Mart, 12 Eylül ve 1990’lı yıllardaki faşist iktidarlar bugünkü uygulamaların büyük bölümünü akıllarına bile getirmemişlerdir. Kuşkusuz 1990’lı yıllarda faili meçhul cinayetler çok fazlaydı. Şimdi öldürmelerin yerini tutuklamalar almıştır. Nitekim daha 2009 ve 2010 yıllarında “biz öldürmüyoruz, zindanlara atıyoruz, buna şükredin” diyen AKP iktidarı vardı. Tutuklamalar şimdi daha fazla keyfileşmiş. Zindanlar siyasi tutsaklarla doldurulmuştur. Türkiye şu anda cezaevlerinin ve siyasi tutsakların en fazla olduğu ülke. Dünyanın hiçbir yerinde şu anda Türkiye’de olduğu kadar kadınlar siyasi nedenlerle cezaevlerine atılmamıştır. Neredeyse Türkiye’nin her şehrinde binlerce insanın bulunduğu cezaevleri var. Öldürme çok fazla dikkatleri çektiği için şimdi esas olarak zindana atma yöntemi kullanılıyor. Dünyada en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülkelerin başında da Türkiye geliyor. 

Kürtler en fazla cezaevinde, ama Türkiye’de her siyasi eğilim de tutuklama tehdidi altında. İktidara en küçük eleştiri geliştiren zindanı boyluyor. Barış istemenin karşılığı da zindanlar oluyor. Türkiye’de tüm toplumsal kesimler ve siyasal eğilimler baskı ve zulüm altında. Sadece faşist iktidar yanlılarına yaşama hakkı var. Farklı siyasi eğilimde olan insanlar her an tutuklanabilir. Zaten her gün onlarca, yüzlerce evin kapısı sütçüler tarafından değil, polisler tarafından çalınıyor. Türkiye’de dört dörtlük faşizm var. 

Faşizm kendisi dışındaki herkesi hain ve düşman ilan eder. AKP-MHP iktidarında yaşanan budur. Bu açıdan faşizmi geriletmek ve yenilgiye uğratmak için de en geniş yelpazede siyasi ve toplumsal kesimlerin demokratik ittifakını ve birliğini yaratmak gerekir. Dünyanın her yerinde faşizm böyle yenilgiye uğratılmıştır. Türkiye’de de demokrasi güçlerinin birliği ve ortak mücadelesiyle faşizm geriletilecektir. Bu gerçeği görmeden ve bu sorumlulukla hareket etmeden faşizme karşı tutum konulmuş olmaz; mücadele edilmiş olmaz. Tüm demokrasi güçleri bu gerçeği bilir. 

Bu bilinçle birkaç gün önce birçok demokratik kurum ve kuruluş demokrasi güçlerine bir araya gelme ve ortak mücadele yürütme çağrısı yapmıştır. Bu çağrı sadece o kurumların ve platformun çağrısı değildir; demokrasiden yana olan tüm Türkiye halklarının ve toplumsal kesimlerin çağrısıdır; kadınların, gençlerin çağrısıdır. 

AKP, MHP, BBP, VP faşist bir ittifak kurmuşlardır. Bunun karşısında da tüm demokrasi güçlerinin, demokrasiden yana olan siyasi partilerin, sosyalist hareketlerin, emekçilerin, kadın ve gençlik örgütlerinin bir araya gelerek demokrasi ittifakı kurma sorumlulukları vardır. Türkiye’nin demokratikleşmesini, demokratik bir ülke olmasını sağlayan 5-6 maddelik asgari bir program etrafında bunu sağlamak mümkündür. Çok fazla ayrıntıya inmeyen genel bir demokratikleşme programı olur. Diğer sorunlar böyle bir genel demokratikleşme programı etrafında adım adım çözülebilir. Bu demokratikleşme programı ve mücadelesinin en acil hedefi ise AKP-MHP faşist iktidarını düşürmek olur. Zaten bu iktidarın düşürülmesi, demokratikleşmenin önünü açar. Bu iktidarın yaptıklarını yapmamak zaten demokratik bir program ve yaklaşımla hareket etmek anlamına gelir. 

Sorunların savaşla değil de demokratik adımlar ve demokratikleşmeyle çözülmesi hedeflenirse, bu, faşizmi yenilgiye uğratmayı ve demokratik bir programla hareket etmeyi ifade eder. Dünyada demokratik ittifaklar, asgari demokratikleşme programı etrafında gerçekleşir. Hiçbir siyasi güç kendi programını dayatmaz. Demokratik siyasi ortam, demokratik siyasi anlayış, tüm sorunların evrensel demokratik ölçülerde çözümü genel prensip olarak kabul edildikten sonra her sorunun çözüm zemini yaratılmış olur. Özcesi demokratik zihniyette olanların antifaşist bir ittifakta ve güç birliğinde bir araya gelmeleri zor olmaz. Yeter ki demokratik zihniyet, sorumluluk ve ciddiyetle yaklaşılsın! 

Şu anda Türkiye’de bir demokratik güç birliği oluşturmanın zemini fazlasıyla olgunlaşmıştır. Ancak CHP yönetimi, tabanı demokratik güç birliği istediği halde böyle bir ittifakın ilkelerini sürekli muğlaklaştırarak ve zehirleyerek engelleyici rol oynamaktadır. Faşizmi engelleyecek ilkesel tutumlar gösterme yerine, faşizme meşruiyet kazandıran ve güçlendiren tutumlar ve pratikler içinde oluyor. Tüm faşistlerin kendilerini yaşatmak için şahlandırdıkları şovenizmin rüzgarına karşı durmak yerine, bu rüzgarın estiği doğrultuda yürüyor. Faşistlere ve şovenist güçlere karşı mücadele etme yerine, onların baskısı altında hareket ediyor. Faşizmi güçlendiren ve rahatlatan CHP yönetimi, bir taraftan da demokratik güç birliğinin parçası olabilirmiş gibi bir beklenti yaratarak demokrasi güçlerini hareketsiz kılıyor ve parçalıyor. Demokrasi güçlerinin CHP’nin bu tutumunu netleştirmeleri gerekiyor. AKP-MHP faşizmine karşı mücadele içinde olacak mı, olmayacak mı? AKP-MHP faşizmine karşı laf mı yetiştirilecek, kayıkçı kavgası mı yapılacak, yoksa demokrasi güçleriyle birlikte faşizme karşı mücadele mi yürütecek? Bunun netleştirilmesi, AKP-MHP faşizmine karşı mücadele açısından çok önemlidir. 

AKP-MHP faşizmi güçsüzdür. Zaten bu nedenle dışarıda savaş içine girmiştir. Eğer demokrasi güçleri bir araya gelip mücadele geliştirirlerse bu iktidar kısa sürede devrilir. Bastırmak, susturmak dışında Türkiye’nin hiçbir sorununa bir çözüm politikası yoktur. Demokrasi mücadelesi böyle iktidarların sonunu çabuk getirir. 

Demokrasi güçlerinin bir araya gelmesi çağrısı yapılmıştır. Şimdi bu  çağrıyı pratikleştirme yol ve yöntemlerini devreye sokma ve bu çağrıya karşılık verme zamanıdır. 



309

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA