Yüzyılın komplosuna karşı yüzyılın direnişi

Rêber Apo, kapitalist sistem güçlerinin oyunlarına karşı kendisinin de ‘oyunbozan’ olduğunu ifade etmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin kapitalist sistem güçlerinin komploları ve oyunları karşısındaki cevabı, yüzyılın komplolarına karşı verilen yüzyılın direnişi oldu.

14 Şubat 2018 Çarşamba | PolitikART

Gönül KAYA


Geride bıraktığımız 20. yüzyıl insanlık tarihi açısından sayısız olaya tanıklık etti. 5000 yıllık ataerkil sistemin en yoğun ve vahşi iktidar savaşları ve buna bağlı olarak kadın, toplum, kültür, halklar ve sınıfların katliam örnekleri bu yüzyılda yaşandı. 20. yüzyılın ataerkil sistem ve onun son temsili olan kapitalist modernite güçlerinin en kirli ortaklık politikaları bu yüzyıl içinde kendini gösterdi. Ortadoğu’dan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya ve Batılı ülkelerin şehirlerine kadar birçok coğrafyada insanlık her boyutta bunlara tanıklık etti, hatta bizzat maruz kaldı.  

Kürt halkı da bu yüzyılın en acımasız politikalarıyla, en vahşi saldırılarıyla, en gözükara uygulamalarıyla karşı karşıya kalan halklardan biri oldu. Rêber Apo’nun deyimiyle, ‘kendi gölgesinden bile korkan’ bir hale getirilmişti. 20. yüzyılın soykırım politikalarından Kürt halkına düşen pay, fiziken ayakta tutulsa da, salt coğrafik olarak değil, bir bütün olarak parçalanarak; ruhta, düşüncede, duyguda, iradede, bilinçte ‘ayaktaki ölü’ pozisyonu olmuştur. 20. yüzyılın son çeyrek asrı içinde Rêber Apo önderliğinde şekillenen PKK hareketi, bu gerçekliği aşmanın mücadelesini başlattı. Kapitalist modernite sisteminin sağ ve sol güçlerince ötelenen Kürt halk gerçekliği, sosyalist ilkeleri kendine esas alan bu hareket tarafından tarihsel ve toplumsal analizlere tabii tutulmuştur. Bu analizlerin temeli ise eleştiri ve özeleştiriye dayandırılmıştır. Sistem kadar, bu sistemin yarattığı köle kadın ve erkek gerçekliğinden köklü ve radikal kopuşun sağlanması Kürdistan devriminin karakteri olmuştur. 


Komplolar yüzyılı 

Kapitalist sistem güçlerinin ‘terörist’ tanımlaması ve büyük bir korkuyla saldırdığı bu karakter neden tercih edilmiştir? Rêber Apo ve öncülük ettiği Kürt Özgürlük Hareketi, 20. yüzyılın bir komplolar yüzyılı olduğunu görmüşlerdir. Sadece Kürt halkına değil, kadınlara, tüm topluma, etnik yapılara, halkların tarihsel ortak yaşamlarına, ahlaki ve politik toplumsal değerlere karşı da çok kapsamlı, çok derin bir komplo gerçekliği ile karşı karşıya olunduğunu görmüşlerdir. Rêber Apo, İmralı’da yaptığı bir değerlendirmede kapitalist sistem güçlerinin oyunlarına karşı, kendisinin de ‘oyunbozan’ olduğunu ifade etmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin, kapitalist sistem güçlerinin komploları ve oyunları karşısındaki cevabı, yüzyılın komplolarına karşı verilen yüzyılın direnişi oldu. 

15 Şubat 1999’da gerçekleşen uluslararası komplo, bugüne kadar Kürt halkına yönelik yapılan komploların en kirlisi, en kapsamlısı oldu. Rêber Apo’nun Ortadoğu’dan çıkarılması, Atina-Moskova-Roma ve Kenya arasında ‘çakılan komplo çivileriyle’ en son ‘İmralı kayalıklarına çakılma’ girişimi hem Kürt halkı, hem de tüm ezilen halklar açısından bir milad olmuştur. Türk ve Arap devletleri kadar, ABD, AB, Rusya, İsrail’in içinde yer aldığı bu milat, asla unutulmayan ve asla unutulmayacak olan bir dönümü ifade etmektedir. 


Tüm ezilenlere yönelik 

Kapitalist devletler “Tek bir devrimci direniş umudu bile kalmamalı” diyerek 20. yüzyılın son çeyreğine yüklendiler. Şunu gördüler: Abdullah Öcalan devrimi sadece bir direniş umudu olmaktan çıkararak, ezilen halkların direniş kültürünü, tarihini, ruhunu yeniden canlandırabilecek bir kimliği, kişiliği ifade etmektedir. Çünkü kapitalizmin “Bitirdik” dediği sosyalist yaşam kültürünü, ahlakını, sistemini “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır” tespitiyle yerle bir eden bu kişiliğin neler yapabileceğini Kürt halk gerçekliğinin yeniden canlanmasında görmüşlerdi. Abdullah Öcalan salt bir kişi olmaktan çıkarak, tarihsel toplumsallığın direniş damarını temsil etmektedir. Rêber Apo, insan olmakta ve insan kalmakta ısrar edeceğini, bunun için de mevcut sistemin yanında olmadığını her fırsatta dile getirmiştir. 

Bu nedenle 19. yılını karşıladığımız 15 Şubat 1999 Komplosu, sadece Rêber Apo’ya karşı değil, Kürt halkı ve tüm ezilen halklara, kadınlara, toplumsal yapılara karşı gerçekleştirilen yüzyılın en son ve en vahşi komplosudur. Kürt halkının Öcalan etrafında ateşten çember olması, onlarca kadın ve erkeğin bedenini siper ederek, kendini bu ateşle bütünleştirmesi bu komplonun parçalanması içindi. 

Rêber Apo, yüzyılın komplosu karşısında hiçbir klasik duruş ve düşünceye girmemiştir. İmralı Adası’nı komplonun defalarca boşa çıkarılma alanı yapmayı esas almıştır. İnsanlığa ve halkıyla diyalog, en ufak ulaşma imkanını büyük direnişlerle yaratmıştır. Kendi deyimiyle “İğneyle kuyu kazar gibi” İmralı Adası’ndaki her anı ilmek ilmek örerek, yüzyılın direnişinin dokumacılığını yapmıştır. Bu dokuma ustalığını Kürt kadınlarının, Kürt halkının çocuklarının dağlarda ve şehirlerde; Cizre’den Nusaybin’e, Kobanê’den Sur’a ve bugünün direniş kalesi Efrîn’e kadar sergiledikleri yüzyılın direnişlerinde görmek mümkündür. 


Komplo süreci boşa çıkarıldı

15 Şubat komplo gerçekliği çok büyük acı kadar, çok büyük öfke ve düşünce patlamasına da yol açmıştır. Bu büyük acı, kendisiyle birlikte büyük dersler de ortaya çıkardı. Rêber Apo, Urfa Savunması’nda „Bilinçlerini yitirmemiş ve ders almasını bilen insanlar, en önemli dönüşüm süreçlerini, yaşadıkları en zorlu olaylarda gerçekleştirirler” demektedir. 

Komplodan sonraki 19 yıl içinde Rêber Apo ve Kürt hareketi yüzyılın büyük yapılanmasını hedefledi. Radikal dönüşüm ve yenilenme kadar, bu demokrasi ve özgürlük düşüncesinin somutlaştırılması, toplumsal sistem haline getirilmesi için büyük bir direniş sergilendi. Büyük düşüncenin büyük çalışarak, yaşayarak, üreterek ve direnerek örgütlenebileceğini gösterdi. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigmasının demokratik konfederalizm projesiyle ete kemiğe kavuşturulması son 19 yılın en tarihi adımlarından biri oldu. 

Rêber Apo, İmralı sürecini tersine çevirdi, komployu boşa çıkardı. Kürt halkının mücadelesinde en kritik süreç olan bu dönemi, Rêber Apo şu sözlerle ifade ediyor: „İmralı sürecini yorumlamak için büyük çaba harcıyorum. Denilebilir ki, bu süreç anlayışta en çok derinleştiğim ve düşüncelerimin ete kemiğe büründüğü dönemdir. Koca evrenden küçücük bir böceğe kadar her şeyi olduğu gibi anlama yeteneğimin gelişmesini önemli buluyorum. Hatta en büyük savaşın anlayışı derinleştirmek ve tüm eşyanın özündeki düzeni bir çırpıda kavrayacak düzeye gelmek olduğunun tamamen farkındayım.” (Dicle-Fırat Havzasında Tarih. Kutsallık ve Lanetin Simgesi Urfa Savunması’ndan, 2001)


Özgürlüğün bedeli 

Ezilenler açısından çıkarılan en temel yaşam ve direniş derslerinden biri, sistemi sadece eleştirmekle kalmayıp bunun gereklerini yerine getirmektir. Ya da ezilenlerin salt hak talep edip isyan eden olmadan; sistemi her boyutuyla aşmak için, esasta kendine ait olan tüm düşünsel, maddi ve manevi değerleri sahiplenmesi, kendini güçlü örgütlemesi, kısaca varlığını koruması ve özgürlüğünü sağlamasıdır. Kürt halkı bunun gerekleriyle birlikte bedelini de ödedi, ödüyor. Bu nedenle Kuzey Kürdistan’dan Rojava’ya kadar Kürdistan’ın mümkün olan her yerinde toplumsal zemin alternatif sistem inşası alanı haline getirilerek, bu coğrafyanın tüm halklarıyla ortak yaşam projesi oluşturulmuştur. Her kültür, her halk ve her inanç sömürüyü, cinsiyetçiliği, milliyetçiliği ret temelinde komünal-konfederal bir sistem inşa etmek amacıyla mücadele yürütmektedir. Uluslararası komplodan sonraki 19 yıl içinde insanlık bu sistem inşasının güçlü yürütülmesi kadar, çok büyük bir özsavunma direniş pratiğine de tanıklık etmiştir.


Kadınlar yanıt verdi

Özgürlüğün, demokrasi ve eşitliğin temel ölçüsü olan kadın özgürlüğü Rêber Apo’nun en çok önem verdiği bir çalışma oldu. İmralı direniş süreci boyunca her fırsatta kadın özgürlük mücadelesi ve örgütlenmesi, yine sistemin erkek gerçekliğinin aşılmasına dönük perspektiflerini geliştirmiştir. 1998 yılında gündeme getirdiği kadın ideolojik partileşmesi, bugün yeni ve alternatif sosyal bilimler alanı olarak jineolojinin gelişmesini beraberinde getirdi. Yine kadın meclis ve komünleşmeleri ile kadın savunma birliklerinin büyütülmesi sağlandı. Ekonomik alandan akademileşmeye, adalet alanından siyasal alan temsillerine kadar kadın özgürlük perspektifleri toplumsallaşarak, sistemi inşa gerçekliğine ulaşmıştır. 

9 Ocak 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez için Rêber Apo “Aslında beni vurdular” derken, kadın özgürlük çizgisinin ve mücadelesinin bu hareketin Önderlik gerçekliğinden asla kopuk ele alınamayacağını ortaya koymuştur. Bugün Kürt kadın savunma güçlerinin dağlardan Şengal’e, Kobanê’ye, Avrupa’dan Minbic ve Reqa’ya kadar Rêber Apo’nun resimlerini, ideolojisini, duruşunu, hedeflerini taşıması boşuna değildir. Bu nedenle hangi devlet Öcalan’ın resimlerini ve düşüncesini yasaklamak isterse istesin, özgürlük düşüncesiyle ve ruhuyla buluşmuş her kadın onu her yerde taşımaya kararlıdır. Bu da yüzyılın komplocularına verilen, yüzyılın kadın direniş tavrı olmaktadır. Saralardan Nûdalara, Arînlerden Avestalara, Barînlerden Zîlanlara kadar verilen bedel bu duruşun ifadesi olmuştur. 


Tüm insanlığın direnişi 

Rêber Apo’nun, komploculara verdiği en temel cevaplardan biri de Kürt halkına ulusal ve uluslararası alanda verdiği rol oldu. Kapitalist güçlerin ellerinde bir kukla olarak tutmak istedikleri Kürt kişiliğini ve halkını onların elinden çekip aldı. Özgür İnsan Savunması’nda „Kürtler Ortadoğu’nun temel demokrasi güvencesi ve dayanağı olacaktır” tespitini yaptı. Rojava devriminin, tarihi Kobanê direnişi kadar bugün insanlığın yüz akı olan Efrîn direnişinin dayandığı felsefenin adını böyle koydu. Bu direnişler, tüm insanlığın direnişleridir. Bu nedenle Arap, Türkmen, Çerkes, Süryani, Ermeni, Alman, İngiliz, Amerikalı, Asyalı birçok kadın ve erkek bu direnişe doğru aktı, akmakta. Birçok kadın ve erkek enternasyonal öncü kişilik ortaya çıkmış, seve seve bedenlerini özgürlüğe, bu yeni yaşam paradigmasına adamışlardır. 

15 Şubat 1999 tarihinde gerçekleştirilen uluslararası komplo, 21. yüzyıla yenilgili girmesi istenen bir halkın ve onun önderi Abdullah Öcalan’ın büyük direnişi ve özgürlük çıkışıyla parçalandı. Bugün yepyeni bir süreç yaratılıyor. 3. Dünya Savaşı  adı verilen bu süreç, 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren bu halkın önderi tarafından engellenmeye çalışıldı. Rêber Apo, „Kadere hiç inanmadım. Ama kader güçlerinin bana biçtiği 20. yüzyılın çağdaş çarmıhında tek başıma ve mezar sessizliğinde bekleyecektim. Yüreğimin en son atışı kadar, bilincimin en son kırıntısını da insanlıktan yana kullanmayı kendi öz erdemim ve anlamım olarak belleyecektim” demektedir. 

İşte bugün Efrîn halkı ve onun evlatları, Türk faşizminin dayattığı işgal saldırısını ve vahşi komployu bu bakış açısıyla yerle bir etmek için yüzyılın direnişini sergiliyorlar.  


58

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA