Almanya, hep aynı yalanı söylüyor!

Türk ordusunun Efrîn’i işgal girişimin ardından saldırıda Alman tanklarının da kullandığına dair fotoğrafların yayınlanmasının ardından tepkiler devam ediyor. Almanlar, Kürdistanlılar ile birlikte sokaklarda, “Keine Panzer in Kurdistan” sloganlarını attı ve atmaya devam ediyor.

10 Şubat 2018 Cumartesi | Dünya

REWŞAN DENİZ / HABER MERKEZİ


Türk ordusunun Efrîn’i işgal girişimin ardından saldırıda Alman tanklarının da kullandığına dair fotoğrafların yayınlanmasının ardından tepkiler devam ediyor. Almanlar, Kürdistanlılar ile birlikte sokaklarda, “Keine Panzer in Kurdistan” sloganlarını attı ve atmaya devam ediyor. 

Eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, 20 Temmuz 2016’da yaptığı açıklamada, daha önce satılan tankların modernizasyonu planına onay vermeyeceklerini ve Ankara ile silah ihracatının askıya alındığını söylemişti. Bu açıklamanın aksine, Türk ordusunun Efrîn’e yönelik saldırıdan 5 gün öncesine kadar; yani 15 Ocak’ta Almanya’nın Türkiye’ye silah ve askeri mühimmat satışına onay verdiği de belgelerle ortaya çıktı. Temmuz 2017 ile Ocak 2018 arası, Türkiye’ye toplam 14 milyon Euro değerinde silah ve askeri teçhizat Türkiye’ye sattı. Geçtiğimiz Ekim ayında ise Türk devleti ile bazı tanklar için anlaşmaya izin vermiş. O dönem Türk ordusuna ait 120 adet M60 tipi tankın modernizasyonu için anlaşmaya varılmıştı. Almanya’nın savunmalarını güçlendirdiği bu tanklar şu an Efrîn’e yönelik kullanılıyor. Almanya’da Efrîn’de olduğu gibi çok büyük bir savaş ya da insan hakları ihlali olduğu ve silah satışından dolayı hükümete kamuoyunun baskısının olduğu dönemlerde silah satışını durdurduğunu açıklıyor ancak biraz sular durulduğunda yeniden bu silahlarını satışı açık ya da gizli biçimde yapılıyor. Bu tablo, yıllardır tekrarlanıyor...    Sol Parti Yönetimi’nde yer alan eski milletvekili Jan van Aken, 2014’te Rojava’ya gitmiş o sırada YPG’nin El Nusra’dan ele geçirdiği Alman milan roketlerinin bu terör grubu tarafından kullanıldığını belgelemişti. Milletvekili olduğu iki dönem boyunca Almanya’nın silah ihracatı ve diğer kirli anlaşmalarını ve Kürdistan’da katledilenlerin Alman silah ve askeri teçhizat yardımıyla yapıldığını ortaya çıkaran van Aken, hükümetin yaptığı “Kısıtlayıcı silah ihracatı politikası yürütüyoruz” açıklamalarının yalan olduğunu, bu yalanın on yıllardır sürdüğüne dikkat çekti.   Aynı zamanda Kurdistanhilfe Hamburg Derneği’nin başkanlığını da üstlenen van Aken ile Almanya’nın silah ihracatına ilişkin konuştuk. 


El Nusra’nın Alman milan roketlerini tarafından kullanıldığını belgelemenizin ardından hükümetin ciddi bir araştırması oldu mu? 

Hayır. Bizler o zaman seri numaralarını öğrenmek için başvurduk ancak somut bir cevap alamadık.


Neden?

Alman hükümeti, Almanya’dan gönderilen silahların nasıl ve kim tarafından elden ele geçtiğini açıklamak istemiyor. Bunu, silahların gönderildiği ülkeye bakmaksızın birçok olayda gördük.


Sizce o silahlar nasıl ellerine geçti?

Anlaşılan söz konusu milan roketleri, 1970’lerin sonunda Fransa üzeri Esad’a gönderilenlerdi. 

 

Alman hükümetinin Leopard tanklarının Türkiye’ye satılmayacağı ya da modernize edilmeyeceği yönünde federal hükümetin açıklamalarını samimi buluyor musunuz? 

Alman hükümeti yıllardır, hatta on yıllardır “kısıtlayıcı bir ihracat politikası” sürdürdüğünü iddia ediyor. Bu düpedüz bir yalan. İhracat raporlarına/rakamlarına baktığınızda, neredeyse her ülke istediği silahı Almanya’dan alabiliyor. 

Şu aralar Türkiye’ye silah satışı konusunda Almanya’da basın ve kamuoyunda bir tepki var. Bu konuda sivil toplum örgütleri daha nasıl etkili bir çalışma ortaya koyabilir? 

Bence şu anda herkes hükümete, silah ihracatının sonlandırılması için uyguladığı baskı ile en iyisini yapıyor. Bu baskıyı daha da genişletmeliyiz. Hem sokakta hem de basında. 


Türkiye’nin El Nusra, DAİŞ ve benzeri radikal dinci terör örgütlerini silahlandırdığına dair oldukça ipuçları var. Bu konudaki yorumunuz nedir? 

Yıllardır Türkiye’nin Suriye’deki İslamcı örgütlerle ortak çalıştığını görebiliyoruz. Böyle bir ülke, NATO üyesi olamaz. 


Efrîn’de Napalm ve misket bombalarının kullanıldığına dair Kürt tarafının açıklamaları oldu. Yasak olan silahların kullanılmasına ilişkin BM ve diğer örgütlerin ilgisizliğini nasıl yorumluyorsunuz?

Napalm ve misket bombaların kullanıldığına ilişkin belge ve bulgular yetersiz. Daha çok belge ve bulguların gerekli olduğunu düşünüyorum. 


Sizce Kürtler, faaliyet yürüten kurumlar ya da basın ilgili kesimleri nasıl harekete geçirebilir? 

Bu konuda kimseye tavsiye vermek istemiyorum. Bana göre Almanya ve Avrupa’daki Kürtler ve diğer örgütlerin iyi bir dayanışma çalışması yürüttüklerine inanıyorum. Hepimiz aklımız ve kalbimizle Efrîn’deki insanlarla birlikteyiz ve Türk saldırısının sonlandırılması için elimizden geldiğince mücadele edeceğiz. 



Almanca için: http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nuce&id=83012


1767

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA