Efrîn tüm Kürdistan'dır

Efrîn Kürdistan’ın küçük bir parçasıdır; Efrîn düşerse sıra başka yerlere gelecektir. Nasıl Kerkük düştü tüm Kürdistan’ı etkiledi. Aynı şekilde Efrîn düşerse de tüm Kürtleri etkileyecektir. Onun için Efrîn sadece bir parti ya da sadece Rojava’nın sorunu değildir; Efrîn tüm Kürdistan’ın sorunudur.

10 Şubat 2018 Cumartesi | Dizi

ERKAN GÜLBAHÇE / BRÜKSEL


Avrupa ülkelerinin Türk devletinin Efrîn işgali karşısındaki tutumları tepki toplarken, sessizliği kırmak ve ülkeleri Türkiye karşısında net tavır almaya zorlamak için birçok kanaldan diplomatik çalışmalar yürütülüyor. Rojava partileri de bu çalışmalar içerisinde aktif olarak yer alıyor. Demokratik Birlik Partisi (PYD) Avrupa Temsilcisi Abdulselam Mustafa, “Türkiye’nin işgaline net olarak ‘dur’ diyen ya da bir karşı duruş sergileyen herhangi bir devlete rastlamadık. Avrupa’nın bu sessizliğini doğru bulmuyoruz. Türkiye’ye karşı tavırlarını net bir şekilde ortaya koymaları için bir çaba içerisindeyiz” dedi. Efrîn için Kürt partilerinin birlik olmasının önemine de vurgu yapan Mustafa, “Efrîn, Kürdistan’ın küçük bir parçasıdır ama düşerse sıra başka yerlere gelecektir. Nasıl Kerkük düştü tüm Kürdistan’ı etkiledi. Aynısı Efrîn için de geçerli. Efrîn sadece bir parti ya da Rojava’nın değil tüm Kürtlerin sorunudur” dedi. 

PYD Temsilcisi Mustafa ile Türk devletinin Efrîn işgal girişimi üzerine konuştuk. 


Türk devletinin Efrîn’i işgal girişimine karşı Avrupa’da yürüttüğünüz çalışmalardan nasıl bir sonuç elde ettiniz?

Efrîn saldırıları başladığı ilk günden bu yana büyük bir diplomasi atağı başlattık. Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Yunanistan başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde devletler nezdinde diplomatik görüşmeler gerçekleştirdik. Bu görüşmeler sonunda Türkiye’nin işgaline ‘dur’ diyen ya da bir karşı duruş sergileyen herhangi bir devlete rastlamadık. 


Kobanê sürecinde gerçekleştirilen diplomasi çalışmalarıyla karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?

Kobanê süreci ile Efrîn sürecinde gerçekleştirdiğimiz diplomatik çalışmaları karşılaştırdığımızda farklı iki reaksiyonu net bir şekilde görebiliyoruz. Efrîn sürecinde DAİŞ’e karşı yürüttüğümüz mücadelede Avrupa devletlerinde kısmi bir destek görüyorduk. Çünkü Avrupa tarafından DAİŞ terör örgütü olarak görülüyordu. Oysa bugün Efrîn saldırısını gerçekleştiren Türkiye, NATO üyesi. Bundan dolayı gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde şuna tanık olduk; bizi de Türk devletini de kızdırmak, karşılarına almak istemiyorlar. 

Aynı zamanda bazı devletler cılız da olsa ses çıkarmak istiyor. Az da olsa Türkiye’nin Efrîn işgal girişimine karşı harekete geçmek isteyen devletler olduğuna tanık olduk. Başta Fransa, Balkan ülkeleri, Yunanistan ve Kıbrıs işgale karşı ses çıkarmak istiyor. Tavırlarını net bir şekilde ortaya koymaları için bir çaba içerisindeyiz. 


Almanya’nın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alman yetkilileri ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde istediğimiz sonucu aldığımızı söyleyemem. Alman muhalefeti, Alman kamuoyu ve basınında Efrîn işgaline karşı ciddi bir rahatsızlık var. Nitekim Sol Parti başta olmak üzere siyasi çevrelerde işgalin durdurulması için Alman hükümetinin Türkiye’ye baskı uygulaması talebi var. Bu kirli savaşın bir an önce sona erdirilmesi yönünde açıklamalar var. Ama Alman hükümeti kılını kıpırdatmıyor. Bana göre Alman hükümetinin bu kadar sessiz kalmasının birincil nedeni ekonomik kaygılar, ikincisi de Almanya’da yaşayan Türk ve Kürt nüfusunun yoğunluğu. Almanya’da gerginliğin olmasını istemiyorlar.


Peki DAİŞ’e karşı savaşta Kürtlerle birlikte hareket eden koalisyon ülkelerinin tavrı…

Tabii sadece Almanya’da değil daha önce DAİŞ’e karşı savaşta bize zimmi destek sunan diğer uluslararası güçler de suskunluk içinde. Oysa daha önce, Kürtlerin DAİŞ’e karşı verdikleri mücadelede büyük başarı elde edildi. DAİŞ’i yenen yegane gücün Kürtler olduğu görüldü. DAİŞ bitme noktasına geldi. Tabii, DAİŞİ‘i besleyen, ona alan açan Türkiye zor durumda kaldı. Bu zor durumdan kurtulmak ve DAİŞ‘e alan açmak için Efrîn saldırısını gerçekleştirdi. Ne yazık ki DAİŞ barbarlarına karşı verilen mücadelede koalisyonda yer alan devletler bu saldırıya karşı sessiz. Efrîn saldırısında Türkiye’nin birlikte hareket ettiği güçlere baktığımızda DAİŞ ile nasıl hareket ettiğini görebiliyoruz. Buna rağmen sesini çıkarmamak, uluslararası güçlerin ayıbıdır. Özellikle de Avrupa’nın.


Bu çifte standardı nasıl kıracaksınız? 

Tabii ki çalışmalarımızı daha üst seviyeye çıkararak devam edeceğiz. Avrupa devletleri suskun ama biz de bu suskunluğu kırmak için bir çalışma içerisinde olacağız. Direkt ve indirekt Avrupa devlet yetkilileri ile temaslarımız var. Bu temaslarda özellikle hükümetleri harekete geçirme çabamız devam edecek. Yine ha keza tüm Kürt parti ve örgütlerinin bu işgale karşı harekete geçmeleri için de çalışma içerisindeyiz. Brüksel’de KDP dışındaki Kürt partilerinin önemli bir kesiminin temsilcilerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirdik. 


Kürt partilerinden beklentileriniz nelerdir? 

Efrîn, Kürdistan’ın bir parçasıdır. Dolayısıyla Efrîn’e saldırı Kürdistan’a yapılan bir saldırıdır. Onun için bu saldırının boşa çıkarılması için dünyanın neresinde olursa olsun yaşayan her Kürdün Kürdistan’a yapılan saldırıya karşı bir duruş alması gerekiyor. Gerek diplomasi gerek, eylem etkinliklerde birliklerini sağlayıp gücünü ortaya koymasıdır. Efrîn Kürdistan’ın küçük bir parçasıdır; ama Efrîn düşerse sıra başka yerlere gelecektir. Nasıl Kerkük düştü tüm Kürdistan’ı etkiledi. Aynı şekilde Efrîn düşerse de tüm Kürtleri etkileyecektir. Onun için Efrîn sadece bir parti ya da sadece Rojava’nın sorunu değildir. Bu nedenle her Kürdistani parti, kurum ve kuruluş bu yükün altına girmeli ve bu bilinçle hareket etmeli. Gerek eylemde gerek diplomasi kısaca her alanda birlik gerekiyor. 


12 Şubat’ta 79 örgütle birlikte Lozan’dan Cenevre’ye, Birleşmiş Milletler’e gerçekleşecek yürüyüşe siz de PYD olarak katılacaksınız. Çağrınız nedir?

Kürtlere yönelik saldırıların boyutunu herkes görüyor. O nedenle herkesin ya da kesimin bu yürüyüşe katkı sunması gerekiyor. Tüm Kürt siyasi parti ve kurumların bu yürüyüşe katılacağını en azında destek sunacaklarını düşünüyorum. Hazırlıklarımız tamam. Bu yürüyüşün ana teması Efrîn olacak. Efrîn’de mağdur olan insanlarımızın fotoğrafları taşınacak. Uğrayacağımız her yerde Efrîn’in durumunu anlatacağız. BM’ye de “Efrîn’de katliamı durdur” çağrısı yapacağız. 




Rojava Kürdistan’ın en büyük parçası oldu


 Rojava, diğer üç parça Kürdistan’a hizmet etti. Gerek DAİŞ’e karşı gerek gerekse Türkiye’nin saldırılarına karşı verdiği mücadele, ortaya koydukları irade ile Kürdistan’ın en büyük parçası olduklarını ortaya koydular. 


Mahmut Davut


Partiya Demokrat a Kurdî ya Sûrî Merkez Komite Üyesi Mahmut Davut:

Efrîn’e saldırı Türkiye’nin bir çete devleti olduğunu bir kez daha gösterdi. Uluslararası kurallara göre Türkiye savaş suçu işlemektedir. Kendi topraklarının dışında olan bir yere saldırmaktadır. Bu işgal girişiminin hiçbir haklı tarafı yok. Rojava’dan kendisini tehdit edecek ne bir tehdit ne de bir saldırı var. Tek bir gerekçe öne sürüyorlar. ‘Biz sınırlarımızı koruyacağız’ diyorlar. Oysa sınırda herhangi bir saldırı yok. Yani bu saldırının bir tek bir amacı var; Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri statüyü yok etmek ve tüm Kürtlere ‘hak talebinde bulunursanız sizi böyle sustururum’ demek istiyor. Bir ikinci sebep de Türkiye, Suriye sorunun başından beri DAİŞ ile hareket etti. DAİŞ’in Kürtler tarafından yok edilmesi Türkiye’nin çok zoruna gitti. DAİŞ’i yeniden canlandırmak ve DAİŞ’in öcünü almak için Efrîn saldırısını gerçekleştiriyor. 


Kürtler ayağa kalkmalı

Şu bir gerçek ki Türkiye, NATO’da ikinci büyük güç. Tüm devletlerle ilişkileri var. Yine ekonomik olarak güçlü. Devletler arasında, çıkarlar ve menfaatler esastır. Devletler bu çıkarlarını bir tarafa bırakıp Rojava için Türkiye ile ilişkilerini tehlikeye atmak istemiyor.  Maalesef Kürtleri ekonomik çıkarlarına kurban ediyorlar. Biz Kürtler de evimizde oturmamalıyız. Bu işgali teşhir edip, kamuoyu oluşturup, egemen devletleri baskı altına alıp, bu işgale dur demeleri için çalışma yürütmeliyiz. Dünyadaki Kürtler ayağa kalkmalı. Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Parlamentosu, ülke parlamentoları önünde eylem gerçekleştirmeliyiz. Bugün görüyoruz ki Türkiye’nin Efrîn işgaline karşı Kürt gençleri YPG, YPJ ve diğer güçler eşsiz bir direniş sergiliyorlar. Biz yurtdışındakiler özellikle Avrupa’dakiler bu direnişe yaraşır bir şekilde eylemlerin içine girmeliyiz.


Rojava direnişle büyüdü

Diğer üç parça Kürdistan’daki Kürtler Rojava için ‘küçük parça’ diyorlar. Gerek DAİŞ’e karşı gerek gerekse Türkiye’nin saldırılarına karşı verdiği mücadele, ortaya koydukları irade ile Kürdistan’ın en büyük parçası olduklarını ortaya koydular. Kürdistan’ın en küçük parçası Rojava, canıyla, gençleri ile malları ile diğer üç parçaya hizmet ettiler. Onun için bugün tüm Kürdistan, bir başka değim ile diğer üç parça Kürdistan bugün Rojava’ya destek olmalı ve bu direnişin içinde yer almalılar. Aynı zamanda bu Rojava’ya karşı bir vefa borcudur. Tüm Kürtler bireysel çıkarlarını, bireysel kaygılarını parti çıkarlarını bir tarafa bırakıp bu direnişte Rojava’nın yanında yer almalılar. Eğer biz bu birliği sağlar bu mücadelede başarı elde edersek millet olmuş oluruz. Birliği sağladığımızda, kimse bizi topraklarımızda çıkaramaz. Dünya da bizi kabul eder ve saygı gösterir.  




Efrîn tüm Kürdistan’dır


 Mesele Kürt ve Kürdistan olunca Kürdistan’ı işgal eden güçler anında bir araya geliyorlar. Artık Kürtlerin ulusal birliğini sağlamanın zamanıdır.


Rêzgar Qasim


Tevgera Nûjen a Kurdistanê-Surî Genel Başkanı (TNKS) Rêzgar Qasim: 

Efrîn saldırısı ilk değil daha önce çeteleri ile birlikte Kobanê’ye saldırdı. Amaç Kürtlerin kendilerini yönetmelerini boşa çıkarmak. Kobanê’de başarı elde edemeyince bugün yine çeteleri ile birlikte Efrîn’e saldırıyor. Efrîn saldırısını hafife almamak gerekiyor. Çok kapsamlı bir saldırıdır, Efrîn ile sınırlı kalmayacaktır. Amaç Rojava’nın kazanımlarını yok etmek. Efrîn’de kazanacağı zafer ile tüm Rojava hatta tüm Kürdistan’a saldırmayı planlıyor. 

Ne yazık ki uluslararası güçler Efrîn işgali karşısında suskunlar çünkü çıkarları temelinde yaklaşıyorlar. Bugün eğer Amerika ve Rusya gibi ülkeler Ortadoğu’da ise kendi çıkarları bunu gerektirdiği için oradalar. Efrîn’e ilişkin ikiyüzlülük yapıyorlar. DAİŞ’e karşı ilk başkaldırıyı Kürtler yaptı. Bu başkaldırı ile DAİŞ’i yenecek gücün Kürtler olduğu anlaşıldı. DAİŞ barbarlarından kurtulmak için herkes Kürtlere desteklerini sundu. Bugünkü Efrîn saldırılarına karşı sessizler çünkü ikiyüzlüdürler. Ama Kürtler artık Ortadoğu’da güç haline gelmişler, en önemlisi de projelerini oluşturmuşlar. Ancak ne yazık ki dört parça Kürdistan’da bazı siyasi partiler çok dar düşünüyorlar. Kendi şahsi çıkarlarını Kürt halkının çıkarlarının üstünde, Kürt ulusunun çıkarlarının üstünde görüyorlar. Kürtlerin duyguları ile oynuyorlar. 


Türkiye’ye işgal rolü verildi

Efrîn işgal girişimi Kürdistan’ın tamamına yönelik bir işgal girişimidir. Kerkük’ü bugün Efrîn işgal girişiminden farklı göremeyiz. Eğer Kerkük düşmeseydi bugün Efrîn işgal girişiminden bahsetmeyecektik. Güney Kürdistan referandumunda çok net gördük mesele Kürt ve Kürdistan olunca Kürdistan’ı işgal eden güçler anında bir araya geliyorlar. Nitekim referandum olayından İran, Türkiye, Irak ve zor anlar yaşamasına rağmen Suriye için bir araya geldiler ve görev paylaşımı yaptılar. İran’a Kerkük’ü düşürme, Türkiye’ye de Efrîn’i işgal etme rolü verildi. Efrîn saldırını bu çerçevede görmek gerekiyor. 

Kürt parti, kurum ve kuruluşları şahsi, bireysel ve dar düşüncelerinden vazgeçmeli. Efrîn sorununu dört parça Kürdistan’ın sorunu olarak görmeli ona göre hareket edilmeli. Efrîn’de kazanılacak başarının hem uluslararası arenada Kürtler için munzam bir getirisi olacak, hem de Ortadoğu’da Kürtlerin rolünü güçlendirecektir.




DAİŞ’in intikamı için Efrîn’e saldırıyor


Kürtler, DAİŞ barbarlarına insanlığa hizmet etti, tüm dünya için savaştı. Şimdi sıra onlarda, Kürtlerin yanında yer almaları gerekiyor.


Dr. Salah Derwêş


Dr. Salah Derwêş

(Partiya Demokrat a Peşverû Kurd–Surî -PDPK-S) 

Maalesef Türkiye, yeminli bir Kürt düşmanıdır. İlk günden beri Rojava’daki oluşuma karşı bir tavır aldı. Bu savaşta Kürtlere karşı savaşan çeteleri destekledi. Onlara her türlü mühimmat sağladı. Türkiye’nin öne sürdüğü ‘PKK ya da PYD Rojava’da onun için kabul etmiyoruz’ argümanı doğru değil. Mesele PKK ya da PYD değil. Mesele Kürtlerdir. Türkiye söylemlerine sadık kalarak Kürtleri kabul etmediği için Efrîn işgal eylemini gerçekleştiriyor. Biz Kürtlere düşen görev de bu saldırıya karşı birliğini sağlamaktır. Birliğimizi sağlarsak bu saldırıyı bertaraf edebiliriz. 

Şu bir gerçek ki Türkiye ne kadar çabalasa da bu saldırıları ile başarıya ulaşamaz. Er yada geç Kürtler hakkettikleri haklarına kavuşacaklardır. Kürtler, DAİŞ barbarlarına karşı savaşarak insanlığa hizmet etti. Bunu tüm dünya gördü. Kürtler dünya ve insanlık için bedel ödedi. Şimdi de Kürtler Türkiye’nin saldırıları ve katliamı altında. 


Dünya Kürtleri savunmakla mükellef

Dünya da bu saldırılara karşı Kürtleri savunmakla mükelleftir. Türkler, Kürtlerin DAİŞ‘i yok etmelerini kabul edemiyor. DAİŞ’in intikamını almak için Türkiye bugün Efrîn’e saldırıyor. Bu saldırıyı DAİŞ ve benzeri çetelere tekrardan yer açma hareket alanı sağlama hamlesi olarak görüyorum. Biz pari olarak Türkiye’nin Efrîn saldırısını kabul etmiyoruz. Bu saldırıya karşı gerek Efrîn’i savunma, dünyanın her yerinde gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklere katılma kararı aldık.  

Dünya devletleri ekonomik ve siyasi çıkarlarını düşünerek hareket ediyorlar. Türkiye’nin NATO üyesi nedeni ile Türkiye’yi kızdırmak istemiyorlar. Türkiye ile olan ekonomik siyasi ilişkilerini bozmak istemiyorlar. Ama şu bir gerçek ki Türkiye’nin bu saldırgan ve gayri ahlaki tutumundan gün gelecek birçok devlet nasibini alacaktır. Öte yandan Türkiye’nin bu saldırgan politikası çok fazla sürdürülebilir bir politika değil. 

Biz Kürtlere düşen görev ise dünyaya Türkiye’nin bu saldırılarını anlatmak, Türkiye’nin bu saldırıları sonucunda Ortadoğu’nun dengeleri ile oynadığını, demokrasi insan hakları ve uluslararası hukuku yok sayarak bir katliam gerçekleştirdiğini anlatmaktır. Açıkçası bu saldırılar ile halklar arasında derin bir yara oluşuyor.


Yarın birlik için geç olabilir

Bugün birlik sağlanmasa yarın geç olabilir. Herkes aralarındaki sorunları düşünce farklılıklarını ucuz hesapları bir tarafa bırakmalı. Eğer biz bir halk olduğumuzu iddia ediyorsak, her parti kurum ve kuruluş  buna göre hareket etmeli ve birliğimizi sağlamalıyız. Efrîn bir partinin ya da bir parçanın Efrîn’i değil. Efrîn Kürdistan’ın bir parçası ve tüm Kürtlerin Efrîn’idir. Eğer birliğimizi sağlarsak hiçbir güç bizi yenemez. Ne Türkiye’nin ne de herhangi bir gücün bizi yenme şansı olamaz. Şu bir gerçek ki Kürtler bu davada haklıdır. Haklı olduğu için de birliğini sağlarsa tüm dünyada saygı görür ve istediği haklarını elde eder.   


1103

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA