‘Kürtler, DAİŞ’e karşı kahramanlarımız’

Türk devletinin insanlığa karşı suçlar işlemiş DAİŞ, El Nusra ve Ahrar u Şam gibi terör çeteleriyle Efrîn’e yönelik gerçekleştirdiği işgal saldırısı, İsveç Parlamentosu’nda tartışıldı. Milletvekilleri “Kürtler DAİŞ’e karşı kahramanlarımız. Onları desteklemeliyiz” mesajını verdi.

09 Şubat 2018 Cuma | Dünya

MURAT KUSEYRİ / ANF / STOCKHOLM


Efrîn’de QSD güçlerinin, işgalci Türk devleti ve çetelerine karşı geliştirdiği görkemli direniş ve dünyanın bir çok ülkesinde Kürtler ve dostlarının Efrîn’i sahiplenme eylemleri, diplomasi sahasına olumlu yansıyor. İsveç Parlamentosu’nda Türk devletinin girişiminin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönündeki tartışmalar, hem direnişin, hem de Avrupa’da yoğun eylemliliklerin bir sonucu. 

İsveç Dışişleri Bakanı Margot Wallström, Türkiye’nin saldırılarının Suriye’deki çatışmaları daha da artırma riski taşıdığını ve Efrîn’e yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Sol Parti lideri Jonas Sjöstedt, Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh ve Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Jabar Amin’in Efrîn için ayrı ayrı verdikleri önergeleri birlikte yanıtlayan Wallström, önerge veren milletvekillerinin Suriye’de durum ve uluslararası hukukun kurallarının yaşama geçirilmesindeki derin kaygılarını paylaştığını dile getirdi.

Wallström, Suriye’deki durumla Türkiye’de Kürt sorunu arasında doğrudan bir ilişki olduğuna “Kürtlerin durumu tüm bölgeyi etkileyen bir faktör ve Türkiye’de barış müzakerelerine yeniden başlanması sınırların ötesinde Suriye ve tüm bölgede olumlu sonuçlara yol açacaktır” ifadeleriyle dikkat çekti.

Sol Parti Lideri Jonas Sjöstedt, Dışişleri Bakanı’nın Efrîn’e yönelik saldırıları doğrudan kınamamasından üzüntü duyduğunu belirtikten sonra Kürt güçlerinin Şengal, Kobanê ve son olarak da Reqa’da DAİŞ çetelerine karşı gösterdiği başarıları hatırlatarak, şunları kaydetti: “Kuzey Suriye’deki federasyon çok zor koşullarda demokratik bir toplum inşa etmeye çabalıyor. Yüzbinlerce sığınmacıyı kabul etti. Bölgedeki hiçbir yerde kadın hakları oradaki kadar güçlü değil. Hiçbir yerde kadınların teröre karşı mücadelesi ve yeni düzeni kurmaya katılımları buradaki gibi yaygın değil. Burada bölgede pek çok yerde olmayan Kürtlerle Araplar, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında ittifaklar yapılıyor. Seçimler yapılmaya çalışılıyor.”

Bölgede insanlara umut veren böylesi bir sistemin Türk ordusunun saldırılarına uğradığını söyleyen Sjöstedt, “Sorun, onlara sırtımızı mı döneceğiz yoksa DAİŞ’a karşı zafer kazandıklarında yaptığımız gibi daha iyi bir gelecek kurma çabasında olanlarla birlikte mi olacağız? Suskun kalmak tavır almaktır” dedi.


Barbarlığı durdurmak için herşeyi yapmalıyız

Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh de Türk devletiyle birlikte Efrîn’e saldıran ÖSO içinde yer alanların DAİŞ ve El Kaide artıkları olduğunu belirttikten sonra çetelerin, Barin Kobanê adlı kadın savaşçının cesetine yaptıkları işkenceleri anlattı. “Barin, bu kez DAİŞ’a karşı değil, ÖSO’nun desteğini alan Türkiye’ye karşı savaşıyordu. Bu barbarlıktır, bunun durdurulmasını istiyorum” diyen Kakabaveh, barbarlığın durdurulması için Margot Wallström’ün bir şeyler yapmasını umut ettiğini söyledi.

Herkesi Türk devletinin saldırıları sonucu Efrîn’de yaşamını yitirenler için saygı duruşuna davet ederek konuşmasına başlayan Çevre Partisi Milletvekili Jabar Amin, Erdoğan’ın Rojava’daki özerk yönetimden nefret ettiği ve Kürtlerin statü elde etmelerine tahammül edemediği için Efrîn’e savaş açtığını söyledi.

Amin, “Efrîn teröristler ya da devlet teröristleri tarafından kuşatılmıştır. Bir ülkenin bir başka ülkenin topraklarına girmesi uluslararası hukukun çiğnenmesi suçudur” ifadesini kullandı. 

Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Annika Lillesmets de yaşamlarını riske atıp DAİŞ çetelerini yenilgiye uğratan Kürt güçlerinin dünyaya büyük bir hizmette bulunduklarını hatırlattıktan sonra “Dünya savaşta büyük başarılar gösteren, oldukça yüksek bedeller ödeyen bu cesur insanlara ihanet edemez” dedi.

Milletvekillerinin eleştirilerini dile getirmelerinden sonra yeniden söz alan Dışişleri Bakanı Wallström, İsveç’in suskun ve pasif kalmadığını, tersine Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği nezdinde harekete geçtiğini söyleyerek, “Doğal olarak büyükelçiyi de çağırıyoruz. Onunla konuştuk. Olanların şimdiden çok kötü olan durumu daha da kötüleştirme riski olduğunu belirttik. Artan şiddet daha fazla acı getirir” dedi. Dışişleri Bakanlığı ve uluslararası hukuk uzmanlarının ön değerlendirmelerinin, Türk devletinin YPG’ye yönelik saldırılarının kendini savunma hakkı kapsamında olmadığı yönünde olduğunu söyleyen Wallström, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi için ülkelerin BM ve AB’de ortak tutum almaları gerektiğini ifade etti.

Bakan’ın konuşmasından sonra yeniden söz alan Jabar Amin, Türkiye’nin saldırganlığına karşı direnen kadın ve erkeklerden onur duyduklarını belirterek, “Saldırıların kınanması durdurulmasına hizmet eder. Zaman geçtikçe sivil kayıplar da artar” dedi ve Wallström’den Ankara’daki İsveç büyükelçisini geri çekmesini istedi.

Dışişlerinin Türk devletinin uluslararası hukuka uygun davranmadığı değerlendirmesinin sevindirici olduğunu söyleyen Amin, bu tespitin yapılmasının ardından İsveç’in Türkiye’nin saldırganlığını kınayacağını umut ettiğini belirtti.


Şimdi onları desteklemeliyiz

İsveç’te Parlamento oturumunun ardından ANF’nin görüşlerine başvurduğu milletvekilleri, İsveç Hükümeti’nden daha radikal adımlar beklediklerini söyledi. ANF’ye konuşan Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Annika Lillements şunları söyledi: “Türkiye’nin bu konuda geçmişten gelme bir geleneği var. Kuzey Kürdistan’da yaşayan halka aynı şeyi yapıyor. Ama bu rejim işlediği suçlardan kolay sıyrılmayacağını bilmeli. Her koşulda Efrîn halkı ve savaşcıların yanındayız ve onların direnişlerini destekliyoruz. Acı çekmemeleri için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Onlar bizim kahramanlarımız. Onlar sadece kendileri için değil, tüm dünya için DAİŞ’e karşı savaştı. Şimdi bizim onları desteklememizin zamanı.”


1255

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA