Efrîn’e saldırı halklara saldırıdır

Aziz TUNÇ

09 Şubat 2018 Cuma | Forum

Türk devleti uzun bir hazırlıktan sonra, Kürtlere karşı sürdürdüğü savaşı Efrîn’e yönelik işgal girişimiyle büyüterek sürdürmektedir. Devam eden bu savaşı her toplumsal-siyasal kesim, kendi anlayışına göre “tanım”lamakta, yazmakta, tartışmaktadır. Bir olgunun “tanımı”, o olguyla kurulacak her türlü ilişkinin hem belirleyicisi, hem ilk adımıdır. Bu nedenle Efrîn savaşının “tanımı” önemlidir.

Yandaş medyanın, Erdoğan’ın faşist diktatörlüğünün Efrîn’e saldırıyı, zafer naralarıyla işlemesi ayrı bir yazının konusudur. Ancak daha çok savaşa karşı olduğunu ileri süren bazı kesimlerin Efrîn’i işgal girişimine yönelik “tanım”lamaları, üzerinde durulmayı gerekli kılmaktadır.

Söz konusu tanımlamaların en ayırt edici yanı, Efrîn’i işgal girişimini, “iç politikanın dizaynı” olarak belirtmeleridir. Elbette iç politika dış politikadan bağımsız değildir, bunların ikisi birbirlerini tamamlayan, ancak özgünlükleri de olan bir bütündür. Ancak söz konusu “tanımlama”, bu bütünlükten veya özgünlüklerden yola çıkan bir analiz değil, en hafif deyimiyle, siyasal miyopluktan doğan bir “tanımlama” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çok bilinen bir örnekle bunu anlatmak, belki kolaylaştırıcı olacaktır. Hitler’in Polonya’yı işgal etmesi, komşu ülkelere saldırması ne kadar “iç politika dizayn”ı ise Erdoğan’ın Efrîn’e saldırması da o kadar “iç politika dizaynı”dır. O nedenle Efrîn’e yönelik bu işgal girişimini “iç politika dizaynı” olarak sunmak, sosyal siyasal gerçeklere dayanmayan, masumiyeti kuşkulu, dahası, vahim sonuçlar yaratacak olan bir “tanımlama”dır.

Çünkü Efrîn işgalini bir “iç politika sorunu” olarak görmek, bu savaşa karşı alınacak tutumu da belirlemektedir. “Tanımlama” böyle olunca, Kürtlere karşı sürdürülen bu savaşa karşı çıkmak, vicdanları rahatlatan, sıradan ve insani bir savaş karşıtlığıyla ve daha çok Erdoğan muhalefetiyle sınırlandırılabilmektedir.

Dolayısıyla, Efrîn’e saldırının, savaşı çıkartan esas güç olan Türk devletini karşısına alamayan dolambaçlı bir şekilde “tanımlanma”sından ve buradan doğan tutumdan savaş karşıtlığı çıkmaz.

Kürt halkının can ve kan bedeli bir direnişle karşıladığı Efrîn’i işgal girişiminin, “iç politikanın dizaynı” şekilde tanımlanması, örtülü bir savaş yanlılığıdır. “Erdoğan karşıtlığının hatırına” Efrîn savaşına karşı çıkıyor görünmekten, olsa olsa Erdoğan’a karşı cılız bir muhalefet kolaycılığı çıkar. Bu politikayla Kürt halkına karşı sürdürülen Efrîn savaşı önlenemez, savaşın Erdoğan’dan başka komutanların komutasında sürdürülmesi sonucu doğar.

Efrîn’i işgal girişimini, “iç politikanın dizayn edilmesi” olarak tanımlayanlar, devletin hışmını üzerlerine çekmekten kaçındıkları ve Kürtlere de destek veriyormuş gibi görünmekten korktukları veya gerçekten Kürtlerin özgürlüğüne karşı oldukları için bu türden gerici ve halklara zararlı bir tutum içine girmektedirler.

Efrîn savaşını Kürtlerin yok edilmesi ve Kürdistan’ın işgali olarak görmeyen zihniyet, doğal olarak, bu savaşa karşı doğrudan sorumluluk almak, savaşın sorumlusu olan Türk devletine karşı çıkmak, Kürt halkının haklı ve meşru müdafaasını desteklemek gibi, riskli bir zahmetten de kurtulmuş olmaktadırlar.

Konuyu anlaşılır kılmak açısında öncelikle bu savaşın tanımına ilişkin bir gerçeği paylaşmak gerekir. Bu savaş, Erdoğan’ın yönettiği Türk devletinin Kürtlere karşı sürdürdüğü son savaştır. Bu savaşın esas amacı Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak, Kürt özgürleşmesini engellemektir. Bu amaçla Türk devleti, Kürtlere karşı kuzey Kürdistan’da sürdürdüğü savaşı büyüterek, Kürdistan’ın bütün bölümlerine yaymaya çalışmaktadır. Bu savaş, Türk devletinin yüz yıllık Kürt düşmanlığının sonucudur ve Efrîn’i, Kobanê’yi işgal amacı taşımaktadır.

Ayrıca Erdoğan’ın Kürtlere karşı bu savaşı çıkartması ve sürdürmesi, Türk devletinin devam edip etmemesiyle doğrudan ilgilidir. Özellikle 7  Haziran seçimleriyle bir gerçek çok net olarak ortaya çıkmıştır. Kürtler ve Türkiye’nin tüm ezilenleri, demokrasi ve özgürlük talebine dört elle sarılmışlar ve bu taleplerini gerçekleştirmekte kararlı olduklarını, bu amaca varmak için güçlerinin ve örgütlülüklerinin bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Bunu gören Türk devleti ve Erdoğan, ırkçı MHP, klasik Kemalist klik ve devleti savunan irili ufaklı bütün gruplar, sözde demokratikleşme yalanlarını bir tarafa bırakarak, Kürtlere karşı açıktan savaş yöntemine sarılmışlardır. Efrîn’e yönelik işgal amaçlı bu saldırı, söz konusu politikaların yarattığı bir sonuçtur. O nedenle Efrîn saldırısı Kürtlere karşı başlatılmış ve sürdürülen bir savaştır.

Bugün Türk devletinin ve Erdoğan’ın varlığını sürdürüp sürdürülmemesi, Efrîn işgalinde somutlaşan Kürt savaşına bağlanmış bulunmaktadır. Türk devleti, ya bu savaşta yenilecek ve Kürtlerin özgürleşmesiyle demokratikleşecek veya mevcut faşist yapılanmasıyla, halklara kan kusturmaya devam edecektir.

Çünkü Efrîn’de sürdürülen bu savaş, faşizmin insanlığa karşı sürdürdüğü kirli bir savaştır. O nedenle Türkiye, Kürdistan, bölge ve dünya halklarının ve savaşa karşı mücadeleden kaçınanlar dahil, tüm toplumsal kesimlerin hayatını çok yakından ilgilendirmekte, etkilemektedir. Dolayısıyla Efrîn’i işgal savaşına karşı aktif bir mücadele sürdürerek bu savaşı önlemek, sadece Kürtler Aleviler ve demokrasi güçleri için değil, tüm insanlık için hayatidir.

Efrîn kazanacak, insanlık kazanacaktır.


805

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA