Avrîn onurumuzdur

Efrîn direnişi ve işgalini duyurmak için çalışırken şehit düşen gazeteci Avrîn Mahsum’un ablası, “Avrîn ve şehit düşen diğer kardeşim Xelîl, ailemizin gururu ve şerefidir. Yaşadığım sürece kardeşlerimin uğruna mücadele verdikleri yolun takipçisi olacağım” dedi.

09 Şubat 2018 Cuma | Kadın

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Basın Merkezi Üyesi Avrîn Mahsum (Bêrîvan Mustafa), Efrîn’in Raco ilçesindeki çatışmaları görüntülediği sırada, 27 Ocak’ta şehit düşmüştü. “En küçüğümüz, gözbebeğimizdi” diyerek Avrîn’i anlatan diasporadaki ablası Amîna Mustafa, “Yaşadığım sürece kardeşlerimin uğruna mücadele verdiği yolun takipçisi olacağım” dedi.


8 kardeşin 3’ü mücadeleye katıldı

1995’te Efrîn’e bağlı Aqube Beldesi’nde doğan Avrîn, Mustafa ailesinin Kürt özgürlük mücadelesinde şehadete ulaşan ikinci çocuğu. Avrîn’in ağabeyi Xelîl Mustafa da 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esir düşmesi sonrasında özgürlük saflarına katılır, 2013’te Girkê Legê mıntıkasında yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirir. Ağabeyinin şehadeti ardından o dönem lisede okuyan Avrîn, YPG saflarına katılır. Avrîn’in bir diğer kardeşi Mahsum Çiya ise hala YPG saflarında komutan. Avrîn, soyadı olarak ise şehit düşen Mahsum’un ismini alır.  


Ağabeyinin yolundan yürüdü

Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan ablası Amîna Mustafa, kardeşi Avrîn’in 8 çocuğun en küçüğü olduğunu belirterek, “Hepimizin gözbebeğiydi” diyor. Yurtsever bir aile olduklarını ve kardeşinin bu mücadele içerisinde büyüdüğünü ve aktif olarak yer aldığını anlatan Amîna, “Küçük ama oldukça kuvvetli bir çocuktu. Haksızlığa asla gelemezdi. Birisi ona bir haksızlık ya da yanlış bir söz söylediğinde anında cevabını verirdi. Çok başarılı bir öğrenciydi aynı zamanda” dedi. 

YPG’de savaşan kardeşi Xelîl Mustafa’nın şehadeti ardından Avrîn’in “Abimin kanını yerde bırakmayacağım“ dediğini aktaran Amîna, ilk olarak asayişte görev aldığını, ardından basın çalışmalarına katıldığını anlattı. 


‘Şehitler ailemizin onurudur’

Avrîn’in yaşamın her alanında sevilen ve saygı duyulan biri olduğunu paylaşan Amîna, “Çok cesaretli ve atılgandı. Şehadetini ailemden öğrendim. Gurbette olduğum için bana söylemek istemiyorlardı. Israr edince şehit düştüğünü söylediler. En küçüğümüzdü. O da diğer kardeşim Xelîl gibi ailemizin gururu ve şerefidir” dedi. 


‘Savaş her şeyimizi aldı!’

Heleb’in Şêxmeqsud mahalesinde eşi ve sekiz çocuğuyla savaştan ötürü mülteci hayatı yaşamak zorunda kaldıklarını ifade eden Amîna, “Çetelerin saldırısı aman vermeyince önce doğup büyüdüğüm yer olan Aqube’ye gittik. Burada birkaç ay kaldıktan sonra ‘durumlar düzelir’ umuduyla tekrar Heleb’e geldik. O esnada ekonomik olarak ciddi zorluklar çekiyorduk. Savaş adeta her şeyimizi elimizden almıştı. Türkiye’de iki sene kaldıktan sonra da Hamburg’a göç ettik” diye belirtti. 


‘İşgale göz yumamayız’

Kürt özgürlük mücadelesini gittikleri her yerde güçlendireceklerini vurgulayan Amîna, “Hele hele böylesi bir süreçte evde oturmayı kendimize yediremeyiz. Ülkem işgal edilmek istenirken buna seyirci kalamazdım. Elimden geldiğince yapılan tüm eylem ve etkinliklerde yerimi alıyorum. Yaşadığım sürece kardeşlerimin uğruna mücadele verdiği yolun takipçisi olacağım. Çünkü bizler Önderliğin felsefesi ve ideolojisi ile büyümüş insanlarız” dedi. 



476

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA