O kayıttaki isim kayıp

Gazeteci-yazar Amed Dicle, dün ANF’de yayınlanan yazısında Parsi Katliamı’yla ilgili MİT belgesinde adı geçen ve ifşa edilen ses kaydında da yer alan MİT elemanı Ayhan Oran’ın, bu belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle öldürülmüş olabileceğini söyledi.

12 Ocak 2018 Cuma | Haber

Paris Katliamı bir devlet kararı olduğu için Gülen Cemaati ve diğer ekiplerin ilk başta ortak çalıştığını; Cemaat ve AKP’nin kavgası başlayınca belgenin Cemaat tarafından sızdırıldığı sonucuna varıldığını belirten Gazeteci-yazar Amed Dicle, "Bu sebeple 15 Temmuz’dan önce Ayhan Oran görevden alınıyor. Darbe sürecinden sonra istedikleri ortam oluşunca Ayhan Oran’ı ortadan kaldırıyorlar" diye yazdı.

Paris Katliamı’ndan bir yıl sonra Ocak 2014’te peş peşe yeni kanıtlar ortaya çıkmıştı. Önce bir ses kaydı yayınlandı. Kayıtta üç Türk ajan, cinayet planını Ömer Güney ile konuşuyor, onu teşvik ediyordu. HPG’nin elindeki MİT yetkilileri de bu konuşmayı teyit etti. 


Ses kaydındaki Ayhan Oran

MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, bu ses kayıtlarıyla ilgili şunları söylüyor: "Suikastin, Yurtdışı EBF (Etnik Bölücü Faaliyetler) Daire Başkanı Uğur Kaan Ayık, o dairedeki Operasyon Şube Müdürü Oğuz Yüret ve Operasyon Şube Elemanı Ayhan Oran olduklarını anladım. Çünkü ses kayıtlarından mensupları tanıdım."


Oran notu arz edemez

Ömer Güney adlı tetikçiye suikast için verilen talimatın belgesi 14 Ocak 2014'te ortaya çıkmıştı. MİT, o dönem 18 Kasım 2012 tarihli belgeyi yalanlamamış, sızdırılmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, itiraflarında medyaya sızdırılan MİT belgesinin de doğru olduğunu teyit ediyor ve “Arz notunun müsteşara kadar çıkması gerekir. Hatta müsteşar, cumhurbaşkanına sorar, tek başına karar vereceğini düşünmüyorum. Çünkü uluslararası sıkıntı yaratabilecek konular. Barış görüşmelerinin devam ettiği bir dönem. O arz notu Ayhan Oran değil, muhtemelen şube müdürü yapmıştır" deyip sıra silsilesini anlatıyor.


Oran da önce terfi etti

MİT yöneticilerinden Erhan Pekçetin, Paris Katliamı ekibinin hepsinin terfi ettiğini söylüyor. Şöyle:

* Uğur Kaan Ayık, MİT Güvenlik İstihbarat Başkanlığı’na bağlı Etnik Bölücü Faaliyetler bünyesinde Yurtdışı Etnik Bölücü Faaliyetler (EBF) Dairesi Başkanıydı. Katliam sonrası 2014’te Katar’ın başkenti Doha’ya resmi MİT temsilcisi olarak atandı.

* Oğuz Yüret, 2012’de Güvenlik İstihbarat Başkanlığı’na bağı Etnik Bölücü Faaliyetler bünyesinde Yurtdışı PKK Dairesinde Operasyon Şube Müdürü olarak görevliydi. Katliamdan belli bir süre sonra şahıs MİT Elektronik Teknik İstihbarat (ETİ) Başkanlığına bağlı Analiz Daire Başkanı olarak tayin edildi.

* Paris Katliamı’nın talimatlandırıldığı MİT belgesinin altında adı olan isim ise Sabahattin Asal. Güvenlik İstihbarat Başkanlığında Başkan Yardımcısıydı. Oğuz Yüret, Uğur Kaan Ayık’a, Ayık ise Sabahattin Asal’a bağlıydı. O süreçte Sabahattin Asal İmralı Görüşmelerine Muhammed Dervişoğlu ile birlikte katılan şahıstır. Şu anda Stratejik İstihbarat Müsteşar Yardımcısıdır. 

* Operasyon Şube Elemanı Ayhan Oran Ayhan Oran, Yunanistan’a terfi ettirildi.


Sonra Ayhan Oran’a ne oldu?

Sözcü gazetesinin yazarlarından Saygı Öztürk, 11 Kasım 2106’deki köşesinde "Çok şey bilen MİT’çi ortadan kayboldu" başlığıyla Ayhan Oran’ın başıan gelenleri yazıp, akıbetini soruyor. Çok şey bilen kişilerin mahkemelerde konuşmasından korkulduğu için intihar ettirildiğini veya aniden kaybolduğunu belirten Öztürk, son örnek olarak Ayhan Oran’ı veriyor. 


Amed ve Şırnak için takdir

İşte Saygı Öztürk’ün yazısından o bölümler: "Kısa süre önce MİT'ten ihraç edilen A. O. oldu. İstihbarat Uzman Yardımcısı olarak 2005 yılında MİT'te göreve başlayan A. O., Diyarbakır, Şırnak gibi terörün yoğun olduğu illerde, Dış Operasyon Başkanlığı'nda görev aldı. Görevindeki başarıları nedeniyle takdirname ve teşekkür belgeleri verildi. 

Yunanistan'da görev yaparken 12 Haziran'da Türkiye'ye çağrıldı. O günlerde yürütülmeye başlanan soruşturma kapsamında ifadesine başvurulacaklardan biri de 3. Sınıf İstihbarat Uzmanı A. O. idi. Bazı MİT mensupları kendi adına kayıtlı olmayan ve MİT'e de beyan etmedikleri telefon hatlarını kullanarak Paralel Devlet Yapılanması/ Pensilvanya Örgütü (PDY/PÖ) mensubu olan S.E ile iletişim kurmakla suçlanıyorlardı. 


Bir daha haber alınamadı

Şırnak'ta, Diyarbakır'da, Yunanistan'da görev yapan A. O. 17 Temmuz'da açığa alındı. 2 Ağustos'ta meslekten ihraç edildi. Buraya kadar her şey normal. Ama bundan sonra durum karışık bir hal alıyor. Yunanistan'dan Türkiye'ye Yunan plakalı diplomatik plakalı mavi renkli Opel marka otomobille dönen A. O.'nun pasaportu alındı. Ancak o Yunanistan'dan izinli olarak döndüğü dönemde getirdiği otomobili kullanmayı sürdürüyordu. 1 Kasım tarihinde saat 12.38'de bulunduğu sitenin kamera kayıtlarında çıkışı görülüyor. İşte çıkış o çıkış… Evden yanına hiç para almadı. Eşiyle vedalaşması olmadı. 1 Kasım'dan bu yana nerede olduğunu bilen yok. Telefon en son 1 Kasım saat 16.00'ya kadar açık. Ondan sonra sinyal kaydı da yok. 


Her yere soruldu, yanıt yok

Sonradan ek ifade için MİT'e ya da Emniyet'e götürülmüş olabilir diye düşündüler. Bu arada Emniyet, hastane, otel kayıtlarını soruşturdular. Hastanelerde de yurtdışına çıktığına ilişkin kaydı da yoktu. Yer yarılmış, eski MİT mensubu sanki içine girmişti. Eşi ve avukatı Süleyman Serdar Balkanlı, MİT'e başvurdu. Kendilerine verilen cevapta, "A. O. kurumumuz emrinde görevliyken yürütülen soruşturma sonucu 2 Ağustos 2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılarak ilişiği kesilmiş olup, hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur. Söz konusu tarihten itibaren A. O. hakkında teşkilatımızca yapılan herhangi bir işlem yoktur” denildi. 


Tanrıkulu soru önergesi verdi

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da 25 Nisan 2017’de Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde kaçırılan 7 kişinin akıbetini ve haklarında yapılan işlemleri sordu. Tanrıkulu soru önergesinde “Ankara’da ilki 15 Temmuz Darbe Girişiminden önce, altısı ise darbe girişiminin ardından yedi kişi birçok benzerlikler içeren yöntemlerle kaçırılmıştır. Bu kişilerden bir daha haber alınamamış, kaybolanların, kaçırılanların yakınları topladıkları delillere, güvenlik kamerası kayıtlarına, görgü tanıklarına karşın soruşturma açılmadığını, kolluk güçlerinin olayları soruşturmada açıkça 'isteksiz' davrandığını belirtmektedirler” dedi.

 Kaçırılan kişilerin ortak noktasının haklarında FETÖ soruşturması yürütülmesi ve KHK ile açığa alınmaları olduğunu belirten CHP’li Tanrıkulu “Ayrıca, güvenlik kameralarının kayıtlarına, görgü tanıklarının anlatımlarına göre, olayların hepsinde siyah renkli Volkswagen Transporter minibüs kullanılmış ve 7 kişi kamera kayıtlarında yüzleri seçilebilen kişiler tarafından izlenmiştir” ifadelerini kullandı.


Listede Ayhan Oran da var

Tanrıkulu’nun akıbetini sorduğu isimlerden biri de MİT’çi Ayhan Oran’dı. Tanrıkulu, Oran hakkında şu bilgileri veriyordu: "Eski MİT çalışanı. 2005 yılından beri MİT'te çalıştığı öğrenilen Ayhan Oran’ın, Yunanistan’da görev yaptığı sırada 2016 yılı Haziran ayında Türkiye’ye çağrıldığı, 17 Temmuz 2016 tarihinde açığa alındığı, 2 Ağustos 2016 tarihinde de ihraç edildiği öğrenildi. Ailesinin verdiği bilgilere göre; Yunanistan'dan Türkiye'ye Yunan plakalı diplomatik plakalı mavi renkli Opel marka otomobille dönen Oran’ın pasaportu alındı. Ayhan Oran Yunanistan'dan izinli olarak döndüğü dönemde getirdiği otomobili kullanmayı sürdürüyordu. 1 Kasım 2017 tarihinde saat 12.38'de bulunduğu sitenin kamera kayıtlarından çıkışı görülüyor. O andan itibaren Ayhan Oran’dan bir daha haber alınamadı. Ailenin avukatının ulaşabildiği tek veri aynı gün saat 16.00’ya kadar telefonunun sinyal verdiği ve ardından sinyalin kapandığı, arabaya ne olduğu ise bilinmiyor."


Sızdırdığı için ortadan kaldırılıyor

Amed Dicle, dünkü yazısında MİT yöneticilerinin itirafları, ses kaydı ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesinde yola çıkarak, şunları hatırlatıp devam etti: 

"Şimdi konuyu tekrar başa alalım.

Paris Katliamı tetikçisi Ömer Güney ile Ankara’da bir otelde görüşülüyor. Sesler kaydediliyor. Bu görüşmede 3 MİT’çi bulunuyor. Uğur Kaan Ayık, Oğuz Yüret ve Ayhan Oran. Diğer iki elemanın ve ona bağlı çalıştıkları Sebahattin Asal’ın terfi edildiğini yazdık. Peki neden Ayhan Oran darbeden önce geri çağrılıyor. Çünkü MİT, tetikçi Ömer Güney’le yapılan ses kaydının ve talimat belgesinin Ayhan Oran tarafından sızdırıldığını hesaplıyor. Ayhan Oran’ın Gülen Cemaati üyesi olduğu ve bilgileri sızdırdığı düşünülüyor. Paris Katliamı bir devlet kararı olduğu için Gülen Cemaati ve diğer ekipler ilk başta ortak çalışıyor. Cemaat ve AKP’nin kavgası başlayınca, belgenin Cemaat tarafından sızdırıldığı sonucuna varılıyor. Bu sebeple 15 Temmuz’dan önce Ayhan Oran görevden alınıyor. Darbe sürecinden sonra istedikleri ortam oluşunca Ayhan Oran’ı ortadan kaldırıyorlar." 


 HABER MERKEZİ


1357

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA