Suriye’de savaş Kürt sorununa kilitlenmiş durumdadır

Hüseyin ALİ

11 Ocak 2018 Perşembe | Forum

Suriye’de siyasi durum da savaş da yeni bir boyuta ulaşmıştır. Suriye’de giderek güç dengeleri netleşmektedir. IŞİD Suriye’nin güneydoğusunda bazı yerlerde varlığını sürdürse de esas olarak siyasi denklemden çıkarılmıştır. Şimdi askeri ve siyasi temel güçler olarak Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu, buna bağlı Demokratik Suriye Güçleri ve mevcut Esad rejimi kalmıştır. Bunun yanında Şehba bölgesinde Türkiye’ye bağlı çeteler de varlığını sürdürmekte, hala savaş ve istikrarsızlık etkeni olmaya devam etmektedir. Türkiye’ye bağlı çeteler İdlib ve çevresine sıkışmış ve zayıflamıştır. Şu anda Esad rejimi Rusya ve İran’ın desteğiyle bu çetelere yönelik operasyonlar yapmaktadır. 

Askeri ve siyasi mücadele Suriye’de bir dönem daha sürecektir. Çünkü Suriye’deki savaş gelmiş Kürt sorununun çözümüne dayanmış bulunmaktadır. Ancak ne Suriye rejimi Kürt sorununda zihniyet değişimi yaşamıştır ne de Türkiye Suriye’de Kürt düşmanlığını bırakmaktadır. Suriye ile ilişki içinde olan İran da Kürt sorununun çözümü konusunda olumsuz pozisyondadır. Suriye’de askeri ve siyasi olarak varlığını sürdüren Rusya ve ABD de Kürt sorununun çözümü konusunda tutumlarını netleştirmemişlerdir. Rusya ve ABD, Kürt sorununun çözümünü istemekle birlikte, Suriye ve Türkiye’yi karşılarına almamak için bu konuda açık tutum ortaya koymamaktadırlar. 

Suriye’de temel sorun Kürt sorunu haline gelmiş bulunmaktadır. Ortadoğu’da süren Üçüncü Dünya Savaşı da Kürt sorununa gelip takılmış durumdadır. Şu anda Suriye, Irak, Türkiye ve İran’da siyasi sorunların ve çatışmaların temel kaynağı Kürt sorunudur. Kürt sorununda bir çözüm yaklaşımı olsa mevcut durumda Suriye’de de, Irak’ta da, Türkiye’de de, İran’da da tüm sorunlar kolaylıkla çözüme kavuşacaktır. Ancak Kürt sorununda çözüm olmayınca ne Suriye’deki savaş ne Irak’taki savaş ne de bölgedeki savaş sonlanmakta, barış ve istikrar gelmektedir. Dolayısıyla Ortadoğu’ya barış ve istikrar Kürt sorununda çözüm yaklaşımı geliştiğinde gelecektir. 

Şu anda Suriye’de en güçlü aktör Kürtlerdir. Kürtlerin de içinde bulunduğu Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’dur. Demokratik Suriye Güçleri Suriye’nin önemli bir bölümünde kontrolü sağlamışlardır. IŞİD’i Demokratik Suriye Güçleri yenilgiye uğratmıştır. Ancak ne Cenevre’de ne de Astana’da bu güçler yer almıştır. Türkiye’nin vetosu ile Suriye’nin temel istikrar, barış ve demokrasi güçleri dışlanmaya çalışılıyor. Böylece Suriye için gerçekleştirilen siyasi çözüm platformlarında havanda su dövülüyor. Çünkü Kürtler ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun içinde bulunmadığı hiçbir siyasi platform çözüm ortaya çıkaramaz. Suriye’nin sorunlarını uzlaştırıcı ve gerçekçi çözüm projesi olan tek güç Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu içinde olan topluluklardır. 

Kürtler hiçbir zaman Cenevre’ye katılmayışlarını sorun yapmadılar, ciddiye almadılar. Çünkü kendilerinin olmadığı bir platformunun tiyatro oyunundan ibaret kalacağını çok iyi biliyorlar. Cenevre’de Kürtler olmadığı için hiçbir sonuç alınamıyor. Bu nedenle Cenevre toplantılarının itibarı zayıflamıştır. Soçi platformları da Kürtler olmadığı takdirde benzer akıbete uğrayacaktır. 

Rusya yetkilileri, Demokratik Suriye Güçleri ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu güçleriyle konuşurken ‘siz olmadan Soçi olmaz, siz mutlaka katılacaksınız’ diyor. Bu konuda hem Suriye’de, hem de Rusya’da Kürt siyasetçiler ve askeri komutanlarla görüşmeler yapılıyor, ama kamuoyuna ezop diliyle konuşuluyor. Böylece Cenevre’yi ve Soçi’yi hazırlayanların sorunu da Kürt sorunu haline geliyor. Eğer Kürtler çağrılmazsa Soçi’de yapılacak halklar kongresi de Cenevre gibi sonuçsuz kalacaktır; sadece Rusya’nın bir medya gösterisi halinde geçecektir. 

ABD de Rusya da Suriye’de Kürt sorunu çözülmeden istikrarın gelmeyeceğini görüyorlar. Ama Türkiye Kürt sorununun çözümüne taş koyuyor, kendini dayatıyor. Hatta Suriye rejiminden daha fazla Kürt düşmanlığı yapıyor. Suriye rejimi bile Kürt sorununda yumuşarken, bazı adımlar atmak isterken Türkiye Suriye’ye birlikte Kürtleri ezelim önerisi yapıyor. Suriye’deki savaş ve Ortadoğu’daki siyasi durum ortaya koymuştur ki, Ortadoğu’daki her türlü değişimin önünde engel olan Türkiye’dir. Dünya değişti, ama Türkiye Ortadoğu’da sorunları ağırlaştıran 20. yüzyıl statükosunda ısrar etmektedir. Bu açıdan Türkiye’nin politikaları Ortadoğu’da değişim isteyen, demokratikleşme isteyen halkların özlemine karşıdır. Türkiye statükonun ve gericiliğin bekçiliğini yapmaktadır. 

Türkiye’nin bu politikaları Ortadoğu’da bazı değişiklikleri kaçınılmaz gören Rusya ve ABD politikalarıyla da çelişmektedir. Türkiye tüm iç ve dış politikalarını Kürt soykırımına endekslediğinden soykırım politikasını Türkiye gibi kendi çıkarına görmeyen tüm güçlerle çatışma içine giriyor. Avrupa ile sorunları bile buradan kaynaklanıyor. AKP iktidarı Kürtleri ezmek, sindirmek ve soykırıma uğratmak için kopkoyu bir faşist rejim uyguluyor. Kürtler nefes almasın diye baskı ve zulüm Türkiye halkları üzerinde de yapılıyor. Böyle olunca Avrupa ve bazı ülkeler Türkiye’nin bu politikasına kimi itirazlar getiriyorlar. AKP iktidarı ise en küçük eleştiriye bile tahammül etmediğinden içeride olduğu gibi dışarıda da birçok siyasi güç ve çevreyle karşı karşıya geliyor. 

Şu açıktır ki, Kürt sorunu çözülmediği müddetçe Ortadoğu’da tüm sorunlar eninde sonunda Kürt sorunu haline gelmektedir. Bugün Ortadoğu’da süren Üçüncü Dünya Savaşının gelip Kürt sorununa dayanması gibi! Suriye’de artık siyasi gelişmeler Kürt sorunu etrafında dönmektedir. Eğer bu konuda çözüm olmazsa Suriye’de şiddetli bir savaş dönemine girilmesi de kaçınılmaz olacaktır. Şu anda İdlib’te Baas rejiminin çetelere yönelik savaşı Kürtleri bölgedeki Arap, Çeçen ve diğer halkları ve Türkiye’yi içine alacak düzeyde yaygınlaşacaktır. Hatta bu savaşın tüm güçlerin Türkiye’ye yönelik savaşı haline gelme ihtimali da bulunmaktadır. 


213

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA