Türk devleti Mexmûr’a saldırdı

Kürt halkına topyekun savaş açan, savaşı Kuzey dışındaki parçalara da yayan AKP yönetimindeki Türk devleti, Şengal ve Qereçox’daki açık saldırılarının ardından önceki akşam da Mexmûr Mülteci Kampı’na saldırdı. Türk devleti, KDP ve Bağdat yönetiminin sessiz kaldığı saldırıyı üstlenmedi.

08 Aralık 2017 Cuma | Haber

Şehîd Rustem Cûdî (Mexmûr) Mülteci Kampı’nın Öz Savunma Güçlerine yönelik önceki akşam saat 18.45'te yapılan hava saldırısında 5 güvenlik gücü üyesi şehit düştü, 3'ü yaralandı.

AKP yönetimindeki Türk devleti, rutin hale getirdiği Medya Savunma Alanları’na yönelik hava saldırılarını dün Mexmûr’u ekledi. Mexmûr’daki Şehîd Rustem Cûdî Kampı’nı hedef alan Türk devleti, Öz Savunma Güçlerinin yerini vurdu. Saldırıda Maxmur Öz Savunma Güçleri üyesi Botan, Baz, Çekdar, Bager ve Devran şehit düştü, 3 kişi de yaralandı. Mexmûr Halk Meclisi, Bağdat yönetimi ve Mexmûr Mülteci Kampı’nın bağlı olduğu BM'den acilen açıklama istedi.


Mexmûr şehitlerini uğurladı

Şehit düşen Mexmûr Öz Savunma Güçleri üyeleri, Mêxmûr Kültür ve Sanat Merkezi önünde düzenlenen törenle uğurlandı. Binlerce kişinin katıldığı törende, saldırıda şehit düşenlerin fotoğrafları taşındı. Törende atılan sloganlarla Türk devletinin saldırıları kınandı.

Törende, Mexmûr Halk Meclisi adına okunan yazılı açıklamada, saldırının Mexmûr şahsında Kürdistan halkına karşı yapıldığı belirtildi. Açıklamada, şunlar ifade edildi: "DAİŞ Musul’a karşı yaptığı saldırılar sırasında Mexmûr halkının güvenliğini sağlamak için Mêxmûr Öz Savunma Güçleri kuruldu. DAİŞ, Musul’dan Mexmêr’a yönelik saldırmaya başladığında Mêxmur Öz Savunma Güçleri DAİŞ’e karşı ilk kurşunu sıktı ve durdurdu. DAİŞ, Hewlêr ve Federe Kürdistan’a yöneldiğinde önlerini kesip bir kez daha çeteleri yenilgiye uğrattı. Uzun bir süredir DAİŞ saldırısı karşısında büyük bir direniş ortaya koyup önemli bir rol ve misyon kazandı.

DAİŞ’le savaşan güce saldırıldı

DAİŞ’e karşı kahramanca savaşan bu güç, saldırıya uğradı. Şüphesiz bu saldırı faşist Türk devleti ve Erdoğan tarafından yapıldı. Ancak bu bölge Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin alanıdır. 100 kilometre Türkiye’nin sınırından uzaktır. Kamp halkı olarak merak ediyoruz; Irak hükümeti ve Irak nasıl bir ilişki içinde oldular da bu saldırı yapıldı. Bu konuda öncelikle Irak ve Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve diğer güçlerin tepkilerini ve yapacakları açıklamalarını bekliyoruz. Açıktır; bu saldırı DAİŞ’e hizmet ediyor ve DAİŞ’in intikamı alınmak isteniyor.


BM’nin sorumluluğu hatırlatıldı

Mexmûr Kampı olarak BM’ye çağrıda bulunuyoruz; mültecilerin güvenliği BM’nin sorumluluğundadır. Uluslararası kanunlara göre mültecilere yapılan bu saldırı insanlığa karşı suçtur. Bu faşist saldırı karşısında BM’nin tavrını açık bir şekilde ortaya koymasını bekliyoruz.


Hiçbir geri adım atmayacağız

Mexmûr Halk Meclisi olarak, Şehîd Rustem Cûdî Kampı’nda yaşayan halkımız adına bu saldırıyı kınıyoruz. Bu saldırılar karşısında hiçbir zaman geri adım atmayacağız. Türk devletinin saldırılarına karşı da direnişimizi büyüteceğimizin sözünü veriyoruz. Mexmûr halkı duruşuyla, iradesiyle düşmanlara cevap oluyor."

Yapılan açıklama ve konuşmaların ardından şehit düşen 5 kişi uğurlandı. Tören "Şehîd namirin", "Bijî Serok Apo" sloganlarıyla son buldu.


Komutanlık: Fail Türk sömürgeciliğidir

Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı da hava saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Saldırının hatırlatıldığı ve şehitlere bağlılığının tekrarlandığı açıklamada, şunların altı çizildi: "Tüm insanlık için baş belası olan DAİŞ’e karşı Mexmûr halkını koruma amaçlı örgütlenmiş olan Öz Savunma Güçlerini hedeflemek, DAİŞ’in yenilgisine karşı yapılmış bir misillemedir. Bu alçakça saldırı hiç şüphe yok ki; Türk sömürgeciliğinin bir saldırısıdır. Birleşmiş Milletler’in koruması altında ve Irak topraklarının orta yerinde bulunan bu kampa dönük saldırının gelişmiş olması manidardır. Gerek Irak devleti, gerekse Kürdistan Bölge Hükümeti ve BM, bu konuda ikna edici bir açıklama yapmadıkları müddetçe zan altında kalacakları açıktır. Eğer bir işbirliği yoksa Türk devletinin Mexmûr halkına dönük bu saldırgan ve terörist faaliyetinin nasıl geliştiğinin sorgulanması gerekmektedir. (…) Erdoğan’ın öncülüğündeki Türk sömürgeciliği bütün zeminlerde Kürt halkına karşı düşmanlık yapmakta ve saldırı geliştirmede sınır tanımamaktadır… Herkes bilmeli ki Kürdistan özgürlük gerillaları bu hunharca saldırının hesabını soracak ve bu saldırıda şahadete ulaşan kahramanların kanı yerde kalmayacaktır."


KONGRA GEL: Sorumludurlar

KONGRA GEL Eşbaşkanlık Divanı da yazılı bir açıklama yayımladı. Kamp ve sakinlerinin BM’nin güvenliği ve sorumluluğu altında; hava sahasının da Irak hükümetinin kontrolünde olduğu hatırlatılan açıklamada, "BM ve Irak hükümeti bu konuda halkımıza ve kamuoyuna bilgi vermek ve meselenin üzerine gitmek zorundalar. Aksi takdirde yapılan saldırının sorumluluğu altında kalırlar. Türk ve Irak hükümetleri arasındaki işbirliğinin, mülteci kampına saldırıa kadar uzanıp uzanmadığı netleşmelidir. Uluslararası Koalisyon’un öncülüğünü yapan ABD’nin de bu terörist saldırının üzerine gitme ve aydınlatma sorumluluğu vardır. Bu halkımızın ve DAİŞ saldırılarına karşı duyarlı olan kamuoyunun talebidir.


KNK: BM saldırıyı araştırmalı

Yayınladığı yazılı bir açıklamayla saldırıyı kınayan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Birleşmiş Milletler’e, Kürdistan Bölgesi ve Irak hükümetlerine, saldırının araştırılması ve gerekli tedbirlerin alınması çağrısında bulundu. Açıklamasında Kürdistan halkına da çağrıda bulunan KNK, “Halkımızın, topraklarına ve yurttaşlarına sahip çıkması, sömürgeci güçlerin planlarına karşı duyarlı olması ve Kürt halk düşmanlarının ortaklığına karşı birlik içerisinde olması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

 Saldırının katliam amacıyla yapıldığını belirten KNK, Bağdat hükümetinin Kürdistan Bölgesi’nde yapılan referandumun ardından Irak rejimi ve Türk devleti ile kurduğu kirli bir ittifakla Kürdistan’ı tehdit ettiğini kaydetti. Bu saldırının eskiden beri kampa kin ve nefret besleyen Türk devleti tarafından yapılmış olduğunun açıkça görüldüğüne dikkat çeken KNK, “Başta Bağdat hükümeti kampın güvenliğinden sorumludur. Irak hükümetinin, bu saldırı hakkında en kısa sürede tatmin edici bir açıklama yapması gerekmektedir. BM’nin bu saldırıyı araştırarak gerçeği ortaya çıkarması ve kamp halkının güvenliği için gerekli tedbirleri alması gerekir” dedi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve HDP de saldırıyı kınayarak Irak, BM ve uluslararası kuruluşlara seslendi: "BM denetimindeki sivil bir mülteci kampına yapılan saldırıyla ilgili Irak Merkezi Hükümeti başta olmak üzere, BM ile uluslararası kurum ve kuruluşların derhal bir tetkik yapmasını ve sonuçların kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz. Failler bulunmalı, uluslararası hukuk ve BM kuralları çerçevesinde yargılanarak cezalandırılmalıdır."



Failin kimliği bu hikayede

Mülteci Kampı sakinlerinin yaşadıkları, çektikleri zorluklar, karşılaştıkları baskı ve saldırlar, saldırının kimler tarafından yapılmış olabileceği hakkında ipuçları verir nitelikte. 

50 kilometre Hewlêr, 75 kilometre Musul’dan uzak olan Mexmûr Kampı’nın hikayesi 24 yıl öncesine gidiyor. 1993’te Kürt Özgürlük Hareketi karşısında büyük kayıplar veren Türk devleti, yönünü sivil halka çevirdi. Saldırılarda binlerce kişi katledildi, binlerce köy yakılıp boşaltıldı, milyonlarca kişi zorla göç ettirildi.


Güney’e yöneldiler 

Türk devletinin Botan ve Behdinan halkına çok kirli saldırıları oldu. Türk askerleri özellikle Şırnak ve Hakkari halkına yönelip, koruculuğa zorladı. Bu faşizan saldırılar karşısında binlerce kişi yönlerini Güney Kürdistan’a çevirdi. 7’den 70’e tüm köylüler her şeyi geride bırakıp, sonbahar ve kış aylarında yürüyerek, dağ bayırları aşıp Güney Kürdistan’a ulaştı. Yollarda soğuk, açlık, susuzluk yüzünden onlarca çocuk, kadın ve yaşlı yaşamını yitirdi. Köylülerin bir kısım Duhok’un Zaxo ilçesine; bir kısmı da Heftanin’e bağlı Şeraniş ve Bihêrê bölgelerine yerleşti. Tüm köylüler dışarıda soğukta yaşama mücadelesi verdi.

 

Türkiye’nin saldırıları durmadı 

Güney Kürdistan’a yerleşen on binlerce kişi çözüm için çabalarken, diğer yandan da yaşamlarını sürdürmek için ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Bu şartlarda da birçok çocuk yaşamını yitirdi, hastalandı. Bu şartlara rağmen Türk devleti bir kez daha mültecilere saldırdı. Türk ordusu ve KDP anlaşıp, Zaxo’ya yerleşen mültecilere saldırarak, onları bölgeden çıkarmak istedi. Saldırılarda birçok kişi katledilirken, çaresiz kalan mülteciler Bihêrê ve Şeraniş bölgelerine geçti. Savunmasız kalan mülteciler bu kez de Türk devletinin hava saldırılarıyla yüz yüze kaldı. Birçok mülteci katledildi. Büyük maddi hasarlar oluştu.

 

Üçüncü kez göç ettiler

Bombardımanlardan sonra her iki kampta bulunan mülteciler de 1994’te çıkmak zorunda kaldı. Mülteciler, yürüyerek sınırdan daha uzak, daha güney bir bölgeye doğru yol aldı. 3’üncü kez göç etmek zorunda kalan mülteciler, Zaxo’nun Bêrsivê bölgesine yerleşti. Ancak bölgenin zor şartlarından dolayı burada yalnızca iki ay kalabildiler. Daha sonra kamp sorumluları, Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileri ile güvenli bir yer bulabilmek için görüşmeler gerçekleştirdi.

 

Etruş Kampı süreci 

Birleşmiş Milletler, 1995’in başında gerçekleştirilen görüşmelerin sonucunda mültecilere yardım etmeyi kabul etti. Mülteciler bunun üzerine iki kampa yerleştirildi. Bu kamplardan birisi Geliyê Qiyametê diye bilinen Etruşa Jor diğeri de Etruşa Jêr diye adlandırılan yerlerdi. Mülteciler bu kamplarda BM’nin kontrolünde yaşamlarını kurmak için çabaladı. Ancak Türk devleti, burada da saldırılarına devam etti.

 

Türk devleti yine saldırdı

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) 1995’te kapma ambargo uygulayarak, mültecilerin yaşamsal ihtiyaçlarının kampa ulaştırılmasına engel oldu. Aynı zamanda kampa giriş ve çıkışları yasakladı. Yine aynı yıl, KDP’ye bağlı güçler Türk devletinin isteği ve desteğiyle her iki kampa da saldırdı. Bu saldırılarda onlarca mülteci hayatını kaybetti. Kamp, BM’nin kontrolünde olmasına rağmen bu saldırıya karşı herhangi bir tavır sergilenmedi ve tedbir alınmadı.

 

Nînova Kampı

Saldırıların ardından BM kampa yerleşti. Etruşa Jor kampı, Etruşa Jêr kampı ile birleştirildi. Bunun üzerine 1997’de Türk devleti yine KDP ortaklığıyla Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı büyük bir saldırı başlattı. Bu saldırılarda Etruş Kampı da hedef alındı. KDP, Türk devletinin isteği üzerine kampın boşaltılması için ciddi bir baskı oluşturdu. Bu saldırı ve baskılar üzerine kamp halkı yerlerini yeniden terk etmek zorunda kaldı. Buradan Nînova’ya yönelen halk, BM’nin kontrolünde bir kamp kurdu.

 

Nehdaran Kampı

Ancak kamp halkı burada da rahat bırakılmadı. 1997’de Türk devletinin saldırı gerçekleştireceği haberi üzerine, Nînova da boşaltıldı. Kamp halkı buradan Güney Kürdistan ile Irak sınırında bulunan Nehdaran Kampı’na yöneldi. Burada, Irak hükümetinden, Irak sınırları içerisinde mülteciler için bir yer belirlenmesi istendi. Mülteciler yaklaşık 2 ay cevap verilmesini bekledi.

 

 Ve Mexmûr… 

Irak hükümeti, 1998’de mültecilerin talebini kabul etti ve Musul’a bağlı Mexmûr ilçesinde mülteciler için bir yer belirledi. Bu kararın ardından yaklaşık 15 bin mülteci, Mexmûr’a geçti. BM de bu kampı resmi olarak kabul etti ve burada temsilcilik açtı. Mülteciler burada 19 yıl boyunca yaşamlarını kurmak için çalıştı.

 

Türkiye ahat bırakmadı

Mültecilerin güvenliği için yapılan bunca çalışma ve alınan bunca tedbire rağmen Türk devleti mültecileri burada da rahat bırakmadı. Türk devleti yetkilileri, her fırsatta uluslararası alanda kampın boşaltılması için baskılar kurdu. Türk devleti yine KDP’nin ortaklığıyla mültecileri yeniden göç etmek zorunda bırakmak için çabaladı. Bu kapsamda defalarca kampa ambargo uygulandı. Aynı zamanda dolaylı olarak bazı kişi ve grupların yoluyla kampa yönelik bombalı saldırılar düzenlendi.

 

Yaşanan son saldırılar

Türk devletinin ilk etapta alenen desteklediği DAİŞ çetesi, Mexmûr bölgesine saldırdı. Burada kamp da hedef alındı. Bu saldırıya karşı büyük bir direniş sergilenince, DAİŞ bölgeden uzaklaştı. Son olarak kampa yönelik gerçekleştirilen askeri saldırıda 2 kişi hayatını kaybetti. Daha sonra bu saldırının MİT’in planı olduğu açığa çıktı.

 AKP Genel Başkanı Erdoğan, Musul operasyonu, Şengal’in ve Mexmûr’un özgürleştirilmesi sürecinde kampı yeniden hedef gösterdi ve saldırı tehdidinde bulundu. Erdoğan, KDP’nin desteği ile Musul’un Başîka bölgesinde konuşlandırdığı askerleri ile tehditlerine devam etti.

 Resmi olmayan bilgilere göre, son saldırının uygulama merkezi Başîka’da bulunan Türk askerleri. Başîka, Mexmûr’un 79 kilometre kuzeybatısında bulunuyor.


1028

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA