‘Hayırsever işadamı’ndan AKP’ye vuruş sürüyor

‘Hayırsever ve başarılı işadamı’ Zarrab konuştukça AKP tel tel dökülüyor. Erdoğan’ın zoruyla üstü örtülen 17-25 Aralık soruşturmasının farklı versiyonu bu kez de ABD’de ortaya çıkıyor. Bu gelişme, Ortadoğu’nun yeniden dizaynından çok da kopuk görülmüyor.

06 Aralık 2017 Çarşamba | Dünya

Türkiye’de 17 -25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonlarında tutuklanmasının ardından AKP’nin „Hayırsever işadamı“ olarak taktim ettiği ve ödüllendirdiği Reza Zarrab, New York’taki mahkemede AKP’li yetkililer kirli ilişkileri anlatmaya devam ediyor. 

İran’a yönelik ambargoyu delmek, hayali ihracaat ile kara para aklamak, ABD banka sistemini dolandırmak suçlarıyla New York’ta açılan davada tanık sıfatıyla konuşan Zarrab, geçen hafta verdiği ifadede para trafiğinde AKP’li eski bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Ali Babacan ve o dönemde başbakan olan R.Tayyip Erdoğan’ın isimlerini telafuz etmişti. 

Zarrab’ın AKP ile yaptığı ortaklıkla uluslararası suçu bir bir anlatması, mahkemede dinletilen konuşma kayıtları, para trafiğinde Halk Bank, Finansbank, Aktif Bank, Ziraat Bankası, Vakıfbank, Arap Türk Bankası’nın adlarının geçmesi, AKP’nin devlet çarkını kullanarak ambargoyu deldiğini ve milyar dolarla ifade edilen kara para aklama işine karıştığını gösteriyor. 


Her şeyi rüşvetle çözmüş

Önceki gün Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tutuklu olarak yargılandığı davanın 4. gün duruşmasında ifade veren Reza Zarrab, 17 Aralık 2013’te tutuklandıktan sonra serbest kalmak için de rüşvet verdiğini söyledi. Zarrab, Türkiye’de serbest kaldıktan sonra da Halk Bank’la ilişki içerisinde olduğunu belirtti. 


BAE’den transit geçiş

Mart 2016’da ABD’de tutuklanan Reza Zarrab, duruşmaların 4. gününde İran’dan alınan petrol ve gaza karşılık ödenecek paraların nasıl ödendiğine dair detayları vermeye devam etti. Tanık olarak dinlenen Zarrab, duruşmanın sabahki bölümünde altın ticaretiyle İran’a kağıt üzerinde sadece hayali olarak yaptıkları gıda ticaretine değindi.

İran’dan Halk Bank’a aktarılan paralarla alınan altınların, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ihraç edildiğini söyleyen Zarrab, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarına dair mevzuatına uydurulabilmesi amacıyla altınların gümrük beyannamelerinde Dubai üzerinden transit geçmesi için Halk Bank’la görüştüğünü kaydetti. Zarrab, bu konudaki muhattaplarının Halk Bank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan ile şu anda tutuklu Aslan yardımcısı Hakan Atilla olduğunu belirtti. Zarrab tutuklu sanık Mehmet Hakan Atilla’nın kendisini gıda ticaretinin gerçek görünmesi konusunda uyardığını söyledi. Zarrab, Atilla’nın kendisine gemilere yükleme belgelerinin daha titiz hazırlanması gerektiğini belirttiğini ve kendisine „Sadece 14 bin ton taşıyabilen bir gemide 20 bin ton var yazılmasın“ dediğini kaydetti.

Zarraf, İran’a hiçbir zaman gerçekte ne gıda ne de altın gönderdiklerini söyledi. Sarraf’a „İran’a giden gemilere gıda yüklenirken muayene belgesini almıyorduk“ ifadesinden sonra, savcının „Neden almıyordunuz“ sorusunu Sarraf „Çünkü fiili olarak gıda ve ürün göndermiyorduk. Ortada herhangi bir ürün yoktu“ dedi.


‘Cezaevinden çıkmak için rüşvet vermiş’

Duruşmanın sonraki bölümlerinde 17 Aralık 2013’te AKP’li bakanların çocuklarıyla birlikte tutuklandığı döneme dair bilgi veren Zarrab, 2014 yılı başında cezaevinden çıkışının ‘kısmen rüşvetle’ olduğunu ifade etti.

Türkiye’de serbest kaldıktan sonra da Halk Bank yetkilileriyle görüşmeye devam ettiğini söyleyen Zarrab, Süleyman Aslan’ın yerine atanan Ali Fuat Taşkesenlioğlu’yla irtibat kurduğunu söyledi. Zarrab, bu irtibatın amacının da ‘işleri yeniden başlatmak’ olduğunu söyledi. Zarrab, cezaevinden çıktıktan sonra yeni Halk Bank Genel Müdürü’ne rüşvet vermediğini ancak öncesinde yaptığı altın ve gıda ticareti adı altındaki işleri devam ettirdiğini de sözlerine ekledi.


Hayırseverdi, konuşunca hain oldu

AKP’nin yıllarca ‘hayırsever işadamı’ olarak tanıttığı ve ‘başarısından’ kendisine ödül verdiği Zarrab, artık AKP’den kendisine bir hayır gelmediğini anlayınca savcılıkla işbirliği yaptı. 

Erdoğan ve AKP’li yetkililer, Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın tek tutuklu sanık olarak yargılandığı davada tanık olarak ifade veren Zarrab’ın, kendilerine yönelik bir komplonun devamı olduğunu öne sürmüştü. AKP’nin telaşı o kadar ileri gitti ki, bir ara haber alamadıkları Reza Zarrab için Türk Dışişleri Bakanlığı, ABD’ye iki defa nota verdi.  Nota, sosyal medyada „müzik notası mı“ şeklinde ti’ye alınmıştı. 

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek Obama döneminde, gerekse de Trump döneminde mahkum değiş tokuşu yöntemi veya farklı yöntemlerle Zarrab’ı almayı, Amerika ile olan diplomasinin merkezine koyduğu ortaya çıkmış durumda. 

Ancak, bunda başarılı olamadı, Zarrab ABD yargısı karşısına çıktı. 

Trump konuşmaya başlayınca da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı geçen hafta „Gizli kalması gereken bilgileri yabancı bir devlete casusluk yoluyla aktarmaktan“ Zarrab ve akrabalarının mal varlığına el konulması için işlem başlattı. Başsavcılık’ın yukarıdaki soruşturma gerekçesi bir nevi ilişkilerin kabulü anlamına da geliyor.  Davanın ortaya başladığı tarih, Türk-Amerikan ilişkilerinin son derece krizde olduğu, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail etrafında İran’a karşı bir cephenin Ortadoğu’da açıldığı bir döneme denk geliyor. 

Bazı siyasal gözlemciler göre Rusya ve İran’a hattına yaklaşan Türkiye’ye karşı ABD’de açılan bu dava farklı yaptırımları da getirebilir.  Davanın Türkiye’yi gerek ekonomik, gerekse de siyasi, gerekse de diplomatik olarak oldukça zorlayacağı düşünülüyor.                                   


HABER MERKEZİ



412

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA