‘Yaşadıklarım kaderim olamazdı

Henüz 17’sindeyken kadın tacirleri tarafından kaçırılan ve hayatının sonraki yıllarında da şiddetin peşini bırakmadığı M.A., geçmişe dair yaşadığı olumsuz izleri silmeye çalışıyor. İş hayatının yanı sıra tiyatro ve resimle yeteneklerini keşfe çıkan M.A, yaşama tutunuyor.

06 Aralık 2017 Çarşamba | Kadın

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


M.A’nın hayat hikayesini dinlediğimizde kendimizi vahşetin kol gezdiği bir film sahnesinin ortasında görür gibi oluyoruz. Daha 17 yaşında, hayata dair umutları olan bir kadınken kadın tacirleri tarafından kaçırılmış. Yaşadıklarını unutabilmek adına başka biriyle evlendiğinde de şiddet peşini bırakmamış. Anlatırken o günleri, çoğu zaman gözyaşlarına hakim olamıyor ve dudaklarını ısırıyor. 

“Yaşadıklarım düşmanımın başına bile gelmesini istemem” diyen M.A., hayatının baharında maruz kaldığı şiddeti şöyle anlatıyor: “Okul yıllarında yaşça benden büyük biri tarafından taciz ediliyordum. Tüm ısrarlarıma rağmen peşimi bırakmıyordu. Daha sonra kadın ticareti yapan sabıkalı biri olduğunu öğrendim. Bir gün okul çıkışında bu şahıs üç arkadaşıyla birlikte önümü keserek, zorla bir taksiye bindirdi. Bağırış, feryatlarım para etmiyordu. Direnirken başımı betona vurmuştum; her yanım kan içindeydi. Şehir dışında tenha bir yerde eve hapsettiler. Kaçıran şahıs benimle evlenmek istediğini söylüyordu. Amcasına yalvardım; ama  gelinleri olduğumu, yapacak bir şey olmadığını söyledi. Ellerinden kurtulamayacağımı anladığımda kabullenmiş gibi yaptım, ona ‘Gerçekten beni seviyorsan beni aileme götürür, onlardan iste’ dedim. O da hemen bana ‘sahip olma’ koşuluyla kabul edeceğini söyledi. Zorla bana dokunması halinde kendimi öldüreceğini söyledim. Yaşadığım korkunun haddi hesabı yoktu. Amcasının araya girmesiyle ikna oldu ve aileme teslim etti. Gelip istediklerinde babam reddetti. Tehditleri de işe yaramadı.”   



‘Hayatım kabusa döndü’

M.A., aradan uzun yıllar geçtikten sonra bile bu korkuyu hala yaşadığını, unutmak için ise kendisini beğendiğini söyleyen biriyle evlendiğini belirtiyor. Devamla; “Evliliğin benim için kurtuluş olduğunu düşünmüştüm. Ama adam zamanla hayatı bana çekilmez hale getirdi. Şiddet uyguluyordu, ilgilenmiyor, ihanet ediyordu. Hayatım kabusa dönmüştü. Bazen haftalarca eve gelmediği olurdu. Bu şekilde 11 yıl evli kaldım. Arkadaşları, eşimin ilgisizliğinden yararlanarak bana sarkıntılık ediyordu. Babam yaşında insanlar genç ve güzel olduğumu, istersem beraber olabileceğimizi söylüyordu. Bunları eşime anlatınca beni arkadaşlarına iftira atmakla suçladı. İspat için telefon kayıtlarını dinletince de çıldırdı” diye anlatıyor.



Şiddete davetiye çıkarmışım gibi bakıyorlardı

Çektiği acılara çocukları için katlandığını dile getiren M.A., yaşadığı şiddette toplumun da payı olduğunu vurguluyor ve şöyle diyor: 

“Bütün bunların suçlusu benmişim, şiddete davetiye çıkarmışım gibi yaklaşılıyordu. Eşim beni hiçbir zaman insan yerine koymadı. Yaptığım her şey gözüne batıyordu. Ona göre kadının yeri erkeğin dizlerinin dibiydi.  Evlendikten sonra yarım bıraktığım okuluma devam etmek istedim, kabul etmedi. Ehliyet almak istedim, onu da kabul etmedi; ‘Sen araba süreceksin, ben de senin yanına oturacağım, öyle mi?’ diye tepkileniyordu.” 


‘İzleri silmeye çalışıyorum’

Tüm bu yaşadıklarından sonra soluğu mahkemede aldığını ve boşandığını ifade eden M.A., hayat karşısında yılmadığını belirtiyor. Yaşadıklarının kendisine hayat tecrübesi kazandırdığını ve kendisini olgunlaştırdığını  söylüyor. Yoluna tek başına devam ettiği dönemlerde ise birçok işte çalıştığını, çocuklarını kimseye muhtaç ettirmediğini anlatıyor. 

M.A., hayata çalışarak tutunduğu gibi, yanısıra ise Hamburg’da yerel bir tiyatro grubu içerisinde yeteneklerimi keşfetmeye çalışıyor. Evde amatör olarak resimle uğraştığını da kaydeden M.A., “Bir şeyler yapabilmek beni güçlü kılıyor. Geçmişe dair yaşadığım olumsuz izleri bir nevi böyle silmeye çalışıyorum. Ben de milyonlarca kadın gibi yaşadıklarımı kader kabul edip kendi köşeme çekilebilirdim ama artık kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Salladığım her fırçayla bir nevi çektiğim acıların izlerini silmeye çalışıyorum. Bunun yanı sıra müzik dinliyor, çocuklarıma zaman ayırıyorum. Asla pes etmedim ve bundan sonrada asla pes etmeyeceğim. 


415

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA