Her gün insan hakları günü!

12 Eylül faşist askeri cuntasının yıkıntıları üzerinde kurulan İnsan Hakları Derneği (İHD), 31 yıldır yoluna devam ediyor. Kimsenin diline, kimliğine, cinsiyetine, inancına ya da statüsüne bakmaksızın herkesin haklardan eşit ve özgür yararlanması için mücadelede eden İHD, her gün insan hakları günü olsun, diyor.

06 Aralık 2017 Çarşamba | PolitikART

Akın BİRDAL


İnsan Hakları Derneği (İHD) 31 yaşında. 31 yıl önce, 12 Eylül faşist askeri cuntasının yıkıntıları üzerinde kuruldu. 98 kişi bir araya gelip, insan hakları ve özgürlükler için yola çıktı. Bunlar arasında tutsak yakınları, anneler, babalar, kardeşler ile cuntaya baş eğmemiş vicdan sahibi aydınlar, yazarlar, emekçiler ve siyasetçiler vardı. 

Hareket noktası, cuntanın başta yaşam hakkına, temel hak ve özgürlüklere yönelik saldırılarına karşı çıkmak, teşhir etmekti. Kısacası, hak ve özgürlüklerin korunması, savunulmasıydı.

Dayanağı, evrensel insanlığın kazanımları, referansı da uluslararası ve bölgesel topluluklarca kabul edilip ilan edilmiş sözleşme, antlaşma ve bildirgeler olmuştur. 

Temel ilkeleri de kimsenin diline, kimliğine, cinsiyetine, inancına ya da statüsüne bakmaksızın herkesin haklardan eşit ve özgür yararlanmasıydı. Başka bir deyişle, insan hak ve özgürlüklerin öznesi, "herkes" olmuştur. 

Kuşkusuz İHD’nin bu normlara ulaşması kolay olmadı. Uzun tartışmalar, yazışmalar ve konuşmalar sonunda bu noktaya varıldı.

Kuruluşunun üzerinden bir süre geçtikten sonra Türkiye’nin kuruluş sürecindeki ve darbe sonrası kemikleşmiş tabuların üzerine gitmiş ve cesaretle dile getirmeye başlamıştır. 

Önceliklerini oluşturmuş, diğer hak ve özgürlüklerin çözümünü de bunlarla doğrudan ilişkilendirmiştir.

Barış ve demokrasi en temel öncelikler arasında yer aldı. Bunun için de Kürt sorununun demokratik, barışçıl ve acil çözümü…

 Tüm azınlık haklarının gündeme getirilmesi, tarihsel bir yüzleşme ve sorgulama ile yeniden birlikte eşit ve özgür yaşama dayalı bir toplum düzeninin kurulabilmesi.

Militarizme, hukuk dışı karanlık güçlere karşı durup, ihlallerin kaynağını oluşturan ayrımcı, ırkçı, militarist, tekçi anayasal ve yasal düzeni değiştirme çabası.

Gericiliğe, fanatizme ve şovenizme karşı direniş.

Sonuçta günümüze değin süren İttihat-Terakki’nin, ırkçı, tekçi, faşist ideolojisinin günümüze taşınmış her türlü program ve eylemine karşı çıkış.

Ne var ki öncelikle de insan haklarından, halkların haklarına evriliş ve başta Kürt sorununun çözümü konusundaki ısrarlı tutum, İHD’nin ayrışmasına ve yol arkadaşlıklarının kopuşuna neden olmuştur.

Bu konudaki kararlılık hattı bugüne dek sürmüştür. Örgüt içi eğitim ve benzeri çalışmalarla birçok değerlendirme yapılmış ama ezilenlerden ve emekçilerden yana öncelikli çizgisi değişmemiştir.

Kuşkusuz bu kararlılık ve cesareti, tanıklığını gerçeklerin açığa çıkarılması konusunda ortaya koyuşu, birçok arkadaşımızın katledilmesi, kurşunlanmasıyla, zindanlara ve sürgünlere gitmesiyle sonuçlanmıştır. 



Buna karşın İHD’nin 31 yıldır yürüyüşü durdurulamamıştır. Çünkü yürüyüş, emek ve demokrasi güçleriyle aynı yolda buluşmuştur.

Özgürleşme ve demokratikleşme yolundaki kararlılığı, insanlık mücadelesinin onurlu tarihinin ayak izleri üzerinden gidişindendir.

Ayrıca bu yılı ve günü anlamlı kılan, ‘Ekmek, barış, özgürlük’ şiarıyla başlatılan Ekim Devrimi’nin 100’üncü yılında anılıyor olması…

70’inci yılına girerken, dünyanın resmini de görmeden geçemeyiz:

- Soğuk savaş sonrası, silahlanma yarışının hızla sürmesi

- Küresel ekonomik ve toplumsal krizin, insan hakları kazanımlarından uzaklaşılmasına yol açması,

- Birleşmiş Milletler, AK, AGİT vb. uluslararası bölgesel toplulukların demokratik değerlerinden ve hukukun üstünlüğünden uzaklaşıp, emperyal güçlerin siyasi ve mali etki alanlarına girmiş olmaları,

- Hak ve özgürlüklerin evrensel korunması ve gözetilmesinin zayıflamış ve denetim mekanizmalarının caydırıcı rolünün kalmamış olması,

- İnsan Hakları savunucularının savunmasız ve korumasız bırakılışı,

Bütün bunlar hak ve özgürlükleri daraltıcı ve yok edici olgulardır. 

İnsan Hakları Günü nedeniyle, hak ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum.

Sorun hak ve özgürlüklerin eşit ve özgür kullanılabileceği bir dünyaya ulaşılabilmesidir. Bunun için de herkesin, her günün İnsan Hakları Günü olması bilinciyle uğraş verebilmesidir. 


195

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA