Her 7 dakikada 1 çocuk katlediliyor

UNICEF, çocuklara yönelik şiddetin nedenleri ve sonuçlarına dikkat çekmek için “Bilinen bir yüz: çocukların ve ergenlerin yaşamlarındaki şiddet” isimli bir kampanya yürütüyor. Kampanyaya göre; çocuklara uygulanan şiddet bilinenin çok üstünde!

01 Aralık 2017 Cuma | Toplum-Yaşam

NİHAL BAYRAM / MAINZ


2016 yılında Almanya’nın Bremen kentinde sürekli ağlayan bebeğini sakinleştiremeyen 27 yaşındaki Özbekistanlı bir anne, bebeğin yüzüne onlarca tokat atıyor. Bu anları cep telefonu ile gizliden çeken kadının büyük kızı polise haber veriyor, anne tutuklanıyor, bebeğin ise beyin kanaması sonucunda öldüğü açıklanıyor. Kardeşinin cansız bedenini gören çocuğun ilk tepkisi ise “annem beni de öldürecek!” oluyor.  

24 Ekim 2017’de ise Almanya’nın Hamburg kentinde 33 yaşındaki Pakistanlı bir adam, eşi ile tartıştıktan sonra 2 yaşındaki kızını boğazını keserek öldürüyor. 

Yukarıda örnek verdiğimiz cinayetler, aile içi şiddetin cinayetle sonuçlandığı vahim olaylardan bir kaçı. UNICEF verilerine göre; her 7 dakikada bir çocuk şiddet sonucu yaşamını yitiriyor. 



Dünyadaki çocukların 3’te 1’i mağdur

Milletler Uluslararası Çocuk Acil Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre dünya genelinde 2 ila 4 yaş arası çocukların üçte birinin, yani 300 milyon kız ve erkek çocuğu, fiziki veya sözlü şiddete maruz kalıyor. UNICEF, bu şiddeti uygulayanların çoğu kez anne, baba veya diğer aile fertleri olduğunu belirtiyor. Araştırmalara göre ev içinde şiddete uğrayan bu çocukların sessiz imdatlarına ise maalesef çevre yeterli duyarlılığı göstermiyor. 

UNICEF, çocuklara yönelik şiddetin nedenleri ve sonuçlarına dikkat çekmek için “Bilinen bir yüz: çocukların ve ergenlerin yaşamlarındaki şiddet/Ein bekanntes Gesicht. Gewalt im Leben von Kindern und Jugendlichen)” isimli bir kampanya yürütüyor. 


Ortadoğu ve Latin Amerika

UNICEF’in Çocuk Koruma Programları Sorumlusu Cornelius Williams’in yaptığı açıklamaya göre; bebeklerin yüzlerine tokat atılıyor, küçük kız ve erkekler cinsel pratiklere zorlanıyor, çocuklar sadece tokat ile değil sert yumruklar ile ‘terbiye’ ediliyor. UNICEF’e göre dünya genelinde 10 ile 19 yaş arasındaki arasındakiler en fazla Ortadoğu’da şiddete maruz kalıyor. Katledilen çocukların yüzde 50’si Latin Amerika’da, en fazla şiddet gören çocuklar ise Ortadoğu’da.



Her 3 öğrenci mobbing kurbanı

UNICEF araştırmasına göre; dünya genelinde çocukların yüzde 50’si, yani yaklaşık 732 milyon çocuğun okulunda halen ‘dövme cezası/Prügelstrafe’ yasaklanmamış. Her gün yüzlerce çocuk, okulda öğretmeni veya müdürü tarafından ‘ceza’ adı altında fiziki şiddete maruz kalıyor. Okul içindeki uygulanan şiddetin en yoğun şekli ise “mobbing.” UNICEF’in yaptığı araştırmalara göre; 13 ile 15 yaş arası çocuklardan her üç öğrenci “mobbing” kurbanı. Almanya’nın da içerisine yer aldığı 59 ülkede okul içindeki şiddet yasaklanmasına rağmen, özellikle gelişmeye yakın ülkelerin okullarında, fiziki şiddete izin veriliyor.


15 milyon cinsel istismara maruz

UNICEF’in araştırmalarına göre; 15 ile 19 yaş arasındaki kız çocukları, yani toplam 15 milyon kız çocuğu cinsel istismara maruz kalıyor. Toplam 28 ülkede, kız çocuklarının yüzde 90’ına cinsel istismar uğrayan kişi, akrabası. 


12 bin cinsel istismar davası

Almanya Federal Parlamentosu’nun talebiyle gerçekleştirilen ve bu yıl Ekim ayında açıklanan bir araştırmaya göre 2016 yılında çocuklara karşı cinsel istismar suçlaması ile  12 bin dava açıldı. Araştırma, cinsel şiddeti yaşayan çocukların yüzde 75’inin kız, yüzde 25’inin ise erkek olduğunu ortaya koyuyor. Bu davaların 7 bini çocuklarını istismar eden ebeveynlere karşı açılmış. Araştırmada, bu rakamların sadece tespit edilen rakamlar olduğu, tablonun çok daha vahim olduğu vurgulanıyor.


Çocuklar şikayetçi

Berlin’de yaşayan Sosyal Pedagog ve Çocuk Esirgeme Kurumu Danışma Merkezi (Kinderschutzbund Beratungştelle) Koordinatörü Sabine Bresche, yılda yaklaşık 750 başvuru aldıklarını belirterek, başvuru yapanların ebeveynlerden ziyade bizzat şiddeti yaşayan çocuklar olduğuna dikkat çekti. 


10 ebeveynden 4’ü şiddet uyguluyor

Her 10 ebeveynden 4’ünün çocuğuna fiziki şiddet uyguladığı belirtiliyor. Peki şiddet gören çocukta hangi davranışlar ortaya çıkıyor? Sabine Bresche, şiddet gören veya düzenli şiddet yaşayan çocukların kendi yaş grubu çocuklara karşı agresif davrandıklarını, sürekli tartışmaya yol açtıklarını vurguladı. Kimi çocuk sessizliğe gömülerek suskun kalmayı tercih ederken, kimi çocuk ise yaşadığı şiddeti çevresine de yaşatmaya çalışıyor. 


Popoya tokattan ağır şiddete

Almanya’nın Chemnitz kentinde bulunan Aile Danışma Merkezi’nde (Familienberatungştelle) görev yapan Psikolog Ines Enge, kimi ebeveynlerde alkol, esrar ve benzeri maddelerin kullanımının çocuklara karşı şiddete yol açtığını; kimi ebeveynlerde ise “çocuğun dinlememesine” karşı olan çaresizliğin sonucunda şiddete başvurduklarını belirtiyor. Enge, popoya tokat atmakla başlayan şiddetin zaman içinde çocuğun yüzüne ve kafasına vurmaya, daha sonra sopa, ayakkabı ve benzeri cisimlerle bedenin her yerine şiddet uygulamaya kadar arttığına işaret ediyor. 


İki tehlikeli duygu

Çaresizliğin sebep olduğu iki temel duygu olduğunu vurgulayan Enge, “Çocuğun bir şey yapması ya da yapmaması gerektiği zamanlarda ebeveyni dinlememesi durumunda yaşanan ‘ne yapacağımı bilmiyorum’ duygusuna kapılmak diğeri ise ‘bu küçük çocuk istediği gibi benimle, eğitimimle alay edemez’ duygusu” olduğunu vurguladı.


Almanya’da haftada 2 çocuk öldürülüyor!

Alman Çocuk Yardım Kuruluşu (Deutsche Kinderhilfe) ise yaptığı açıklamada, anne ve baba arasındaki şiddetli geçimsizliğin faturasının çocuklara kesildiğini, çocukların anne ve babanın şiddetine maruz kaldığını kaydediyor. Almanya’da çocuklara yönelik şiddet yasak da olsa; Almanya genelinde her hafta 2 çocuk aile içi ağır şiddet sonucu öldürülüyor.

Kuruluş, Almanya Kriminal İstatistikleri’nin verilerine dayanarak yaptığı açıklamada; 2016 yılında 14 yaş altındaki çocukların ölüm sayısının 2015’e göre yüzde 2,3’e yükselerek 133 çocuğa ulaştığını kaydetti. Ailelerin ‘kaza sonucu ölüm’ diyerek, bu ölümlerin üzerini örtmeye çalıştığına da dikkat çekilerek, tablonun aslında çok daha vahim olduğunun da altı çiziliyor. Alman Çocuk Yardım Kuruluşu Başkanı Rainer Becker “Eğer yakın çevrenizde ailenin parçalanması, ebeveynlerin ayrılmaları, boşanmaları var ise, bu konuda tüm titizlilikle o ailenin çocuklarına dikkat edin. Çünkü o süreçte çocuklar çok büyük bir tehlike altındalar” uyarısında bulundu. 


Mağdurları ve suçluları tanıyoruz

Alman Psikoloğu Julia von Weiler, “İstatistiklere güvenilir bakarsak her sınıfta şiddet mağduru olan iki çocuk var. Bu demektir ki her birimiz bir şiddet mağdurunu tanıyoruz ve bu şiddeti uygulayan suçluları da tanıyoruz” diye belirtiyor. 

Koblenz Yüksek Okulu Pedagoji Profesörü Kathinka Beckmann de toplumun her kesiminde çocuklara şiddet uygulandığını belirtiyor. Beckmann, cinsel şiddetin, azarlamanın, odaya kapatmanın, acı verme amaçlı cimciklemenin, saç çekmenin, kulak çekmenin, gece boyunca banyo küvetinde oturma cezası veya gece boyunca uyumama cezası vermenin, arkadaşlarının önünde dayak atma, küfürlü azarlama, kayış veya değnek ile dövme cezası ve benzeri cezaları uygulayan ebeveynlerin; temizlik işcisi, ev kadını, fabrika çalışanı, manavcı, bakkalcı, inşaat işcisi veya kasiyer olduğu kadar akademisyen, doktor, mühendis, şirket menajeri, avukat ve iş insanı da olabileceğini vurguluyor.


Nasıl fark edilebilir?


Bir çocuğun şiddete maruz kaldığına dair çeşitli belirtiler vardır. Bunlar morarma, yanık, bıçak veya farklı kesici aletlerin izleri, kol ve bilek çıkmaları, kırılmış kemikler vb yaralanmalardır. Bunun yanında mağdur çocuğun normal dışı davranışları, diğer çocukların ani refleksleri ile hemen kollarıyla koruma pozisyona geçmesi, elleriyle yüzünü kapatması veya boynunu bükerek koruma pozisyona girmesi, sorulan sorulara sinirli cevap vermesi, kendi yaşıtlarına veya öğretmenlerine karşı ailede öğrendiği şiddetli davranışları tekrarlaması da çocuğun şiddete maruz kaldığının belirtileri arasındadır. 


Kaynak ve ayrıntılı bilgi için: 

* www.unicef.de

* www.wenn-eltern-ihre-kinder-schlagen.de

* www.kindervertreter.de


249

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA