Genç yaşta uyuşturucu bağımlılığı

Uyuşturucu sektörü, toplumlar tarafından benimsenmese de ciddi ve kötü bir şekilde toplumların can damarını, gençleri hedeflemiş durumda. Peki onlarca çeşit uyuşturucuyla mücadelede üzerimize düşen görevler nelerdir?

15 Kasım 2017 Çarşamba | Toplum-Yaşam

GÖZDE GÜLER


Uyuşturucu bağımlığı nedir? Ne yapılmalı, önlenebilir mi?

Öncelikle bu sorunla karşı karşıya olan aileler çocuklarını suçlamamalı. Bağımlığı bir hastalık olarak görmeleri gerektiğine dikkat çekmenin faydalı olduğunu belirtmek isterim. Bağımlılık hem psikolojik hem bedensel ciddi acı veren bir durum ve sonucu bilen biri zaten madde kullanmaya başlamaz. Bu yüzden çocuğunuzu ve başka bir genci bu yüzden yargılamamak da fayda var. Unutmayın ki sigaradaki nikotin kansere yol açan bir uyuşturucudur ve nasıl bir kanser hastasını kötü insan olarak yargılamıyorsanız aynısı genç yaşta bu tuzağa düşen bir gence hatta çocuğa yapmamalısınız.


Uyuşturucu nedir? 

Uyuşturucular legal ve illegal olarak ikiye ayrılır. Sigara, kafein ve alkol legal uyuşturucular arasında yer alırken, cannabis (esrar), eroin, hap gibi uyuşturucular illegaldir. 

İllegal olan cannabis aynı zamanda en yaygın olan uyuşturucudur. Halüsinojenler (sakinleştirici) arasında yer alır. Kimyasal değildir.

LSD, Ecstasy yada genel olarak “hap” olarak adlandırılan uyuşturucular sentetik yani kimyasallar olanlardır. Amphetamine veya kokain gibi maddeler yarattığı enerji yüzünden daha çok gece hayatında tüketilir. 

Opioid ve Heroin en az tüketilen ama en hızlı ve en ağır sonuçları gösteren uyuşturucular. 

Toplumda yaygın olan bu maddelerin yanı sıra maalesef daha çok farklı uyuşturucu çeşidi olduğunu belirtmek gerekir. Türkiye’de bonzai, Amerika’da crystal meth çok yaygındır. Maalesef uyuşturucu sektörü de fuhuş sektörü gibi toplumun asla benimsemediği ancak ciddi bir şekilde toplumu kötü etkileyerek günlük hayatta yer edinmiş durumda.


Peki uyuşturucu bağımlısı ne demek?

Uyuşturucu maddeler beyinde ödüllendirme mekanizmasını tetikler ve beyin bol miktarda dopamin boşaltır. Dopamin mutluluk, enerji ve cesaret gibi duygulara sebep olan neurotransmitterdır (sinir taşıyıcısı). Kullanan kişi bu yüzden uyuşturucunun etkisinde olduğu an durumundan memnundur. Ancak beyin bu anormal durumu dengeleyebilmek için dopamin boşalmasını engellemeye çalışır. Bu durum uyuşturucunun etkisinin azalmasını sağlamak için beynin bir önlemidir. Bu yüzden maddenin etkisi azaldıkça kişi kendisini çok kötü hisseder, vücut ve baş ağrısı hisseder ve agresif olur, çünkü beyinin dengesi bir kere bozulmuş ve zor toparlanır. 

Madde ne kadar yoğun ise yan etkileri de o kadar yoğundur ve genellikle bu durumundan tekrar o muhteşem ana dönmek ve ağrıları azaltmak için kişi maddeyi tekrar kullanır ve bu çember böyle ilerler. Maalesef bu durum çember ile kalmıyor. Beyin belli bir süre sonra (mesela bir seferlik kulanım da) madde ile baş etmeyi başarır ve madde etkisini kaybeder. İşte çoğu genç bir seferde bir şey olmadığı için cesaretlenir ve ikinci üçüncü kezler başlar. Tolerans dediğimiz alışma seviyesi yükselir ve ilkinde etkili olan miktar artık yetmez. Yani artık maddenin etkisini hissetmek için daha çok miktar tüketmek gerekli olur. İşte bedensel bağımlılık burada başlar.

Bağımlılık teşhisi koyulması için bu 7 davranış bozukluğundan en az 4’ünün olması gerekiyor. 

* Bağımlılık dediğimiz toleransın olması 

* Yoksunluk duygusu 

* Kontrol kaybetme (duygusal kontrol vs.)

* Madde azaltmada başarısızlık 

* Madde üzerine yoğunlaşma (sürekli düşünme, nasıl ulaşırım, nerede kullanabilirim)

* Sosyal hayatta başarısızlık (evlat olarak, arkadaş olarak, sosyal çevreyi küstürme vs.)

* Psikolojik ve bedensel ciddi yan etkilere rağmen madde kullanıma devam etme.


Nasıl fark edilir?  Risk faktörleri nedir?

Genelde uyuşturucu tuzağına düşen çocuklar veya gençler belli davranışlar sergiler. Bu davranışlar ortalama hepsinde aynıdır. Mesela eve geç gelirler, okulda devamsızlık artar veya notları düşer. Sosyal hayatta belli arkadaşlardan hariç (genelde bu arkadaşları da madde kullanır) herkesten geri dururlar. Gözlerde kızarıklık, uyuşukluk, dudakları veya ağzının içini ısırmalar, agresiflik, ciddi bir şekilde para harcamalar, uyku bozukluğu gibi anormal davranışlar bir sinyal olarak kabul edilip derhal müdahale edilmesi gerekir. Risk faktörleri dediğimiz madde bağımlılığına eğilimi destekleyen sebeplerdir. Bunlar genetik olabilir. Yani ailede eğer biri daha önce madde kulandı ise bu eğilim genetik olabilir. Kötü, sosyal seviyesi düşük çevreler, gece hayatı, yanlış arkadaş ortamı, aile sorunları veya kişinin kendi psikolojik sorunu risk faktörleri arasında yer alır. 


Tedavi 

Başta belirtiğimiz gibi sakin, yargısız ve sabırlı olmanız lazım. Diğer türlü madde bağımlısı çocuğun korkudan veya utançtan evden kaçma ihtimali çok yüksek. Hele psikolojik rahatsızlığı var ise kendine bile zarar verebilir. Bu yüzden öncelikle sınıf öğretmeni ve aile doktoru ile bağlantıya geçiniz. Bu süreçte en önemli olan aile olarak birlik olmak. Bağımlılık ağır bir hastalıktır unutmayın ve hastanın aynı kanser tedavisinde olduğu gibi güçlü sosyal desteğe ve morale ihtiyacı var.

Genelde bağımlılık tedavilerinde iki farklı yöntem uygulanır. Biri tamamen maddeyi kesme diğeri ise maddeyi azaltma. Genç hastanın madde yerine ilaç suistimal etme durumu çok yüksek olduğu için ilaç tedavileri çok nadir durumlarda kullanılır.


Aile desteği önemli

Maddeyi doğrudan kesme özellikle genç hastalarda en çok kullanılan yöntemdir. Dört sürece bölünür. Tanışma ve motivasyon, yani terapist ve aile tanışırlar. Süreç ve yöntem konuşulur. Madde kesilme süreci başlar. Kişinin durumuna göre bu süreç evde veya hastanede sürdürülür. Tabi bu süreç en sancılı süreçtir ve tüm aileyi kapsar. Unutmayın bir kez bağımlı olan biri, ömür boyu tekrar bağımlı olma riskini her zaman taşır. Bu yüzden aile desteği çok önemli. 

Tedavi süreci grup veya bireysel olarak görülür. Grup tedavilerinde gençler birbirine destek olmayı ve arkadaşlık kurarak sosyal olmayı öğrenir. Tabi tüm bunlar bir psikoloğun gözetimi altında gerçekleşir. Süreç sonunda ise entegrasyon süreci başlar. Bağımlı bir kişi tedavi öncesi gerçek hayattan iletişimi kestiği ve bedensel faaliyetleri bitirdiği için bu sürece entegrasyon diyoruz. Yani tekrar hayata başlama süreci ve bu çoğu zaman burada okunduğu kadar kolay olmuyor. Hele sosyal çevresinde bir kere damgalanırsa kişi bu süreç ciddi bir mücadele olabilir.

Maddeyi azaltma yöntemi ise eğer hasta maddeyi kesmeye çok uzak ise kullanılır. Eroin alan çoğu kişiye bu yöntem uygulanır. Yani tamamen kesme yerine gözetim altında madde tüketilir. Bu ilk anda saçma gelebilir ancak eroin direk kana işlediği için bırakılması çok zor olabilir ve bu yöntem son çare olabilir.


Yardımcı kuruluşların linkleri 

* CANDIS 

http://www.candis-projekt.de/links.html

Burada 16 yaş itibaren bireysel terapiler mevcut. Ayrıca sayfa birçok yardım linkleri sunuyor.


* CAN STOP

www.med.uni-rostock.de 

14 ve 21 yaş arası grup terapileri sunuyor. 


* Quit the Shit 

www.quit-the-shit.net 

Burada hastalar günlük feedback yani geri bildirim verip gelişimi takip ediyor. Akut anlarda konuşma gereği duyduğunda profesyonel yardım alabiliyor. 



352

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA