O çocuklar neden yandı?

Amûdê Sineması yangını olarak 57 yıl önce kayıtlara geçen ve 283 Kürt çocuğunun yaşamını yitirdiği katliamdan kurtulan ve şu an 69 yaşında olan Reşîdê Fatê, “O çocuklar neden yandıklarını bilmediler. Ama hepsi Kürttü ve ölmeleri için yeterliydi” dedi.

14 Kasım 2017 Salı | Kültür-Sanat

ERDOĞAN ALTAN  / AMÛDÊ


Amudê’de 13 Kasım 1960 tarihinde sinemada yaşanan ve 283 Kürt çocuğunun canına mal olan yangının üzerinden 57 yıl geçti. Sinemada çocuklar, Cezayir Devrimi’ni anlatan Mısır yapımı “Cerîmet Nisif el-Leyl (Geceyarısı Suçu) filmini izlemek ve gelirin gideceği Cezayir halkına destek olmak istemişlerdi. 200 kişilik kapasitesi olan, ancak yaklaşık 500 çocuğun sığdırıldığı salonun yangın başladığında kapıları kapalı idi. Yangında 283 çocuk can verirken, 200’ü aşkın çocuk da yaralandı.

Bütün işaretler yangında Suriye devletinin parmağını gösteriyor. Çocukların canına mal olan yangına dair Suriye yönetimi, herhangi bir soruşturma yürütmedi, ya da yürüttüyse de herhangi bir sonuç açıklanmadı. Sinemanın sahibinin ise, yargılanma korkusu ile Lübnan’a kaçtığı ifade ediliyor. Dönemin ilçe eğitim sorumlusunun, elektrik kontağı uyarısı yaptığı, yangından sonra gittiği Şam’dan geri dönmediği belirtiliyor. 


Film izlerken ekran aydınlandı

Reşîdê Fatê, şimdi 69 yaşında. Amûdê Sineması katliamında yangından kurtulan az sayıdaki çocuktan biriydi.

Sinemanın duvarında, yanan çocukların fotoğraflarını gördüğünde gözleri yaşaran Fatê, çocukların binlerce kilometre uzaklarındaki Cezayirlilere destek olmak için sinema bileti alıp, o salona girdiklerini söylüyor. Duygu, öfke ile etrafına bakınan Fatê o günü şöyle anlattı:

“Amûdêliyim, o zaman 12 yaşında idim. 5’inci sınıftaydım, Cezayirliler için para toplanıyordu. Bize de sinema bileti sattılar. 20 ya da 30 kuruşa bileti aldım. Büyük bir keyifle sinemaya gittik. Sinemaya girdiğimizde gördük ki ahıra kurban olsun, ahır oradan sağlamdı. Yerin 40 santimetre dibinde topraktan yapılmıştı. Ahır da zaten aynı şekilde yapılıyor. Duvarları akustik sağlamak için naylon ile çevrelenmiş, boyanmıştı. Kürsüler tahtadan, kırık, döküktü. Ön koltuklar yünden yapılmıştı.

Ben ve akranlarım tahtadan balkonda oturduk. Sessizce film izlerken, ekran aydınlandı ve durdu. Sonra alçak uçuş yapan bir uçağın gürültü sesi geldi. 



Havar, ateş

Film odasından ateşin çıktığını gördük. Bir anda ateş gürleşti. Balkondan ‘havar ateş’ dedik. Kapıya yöneldik, kapının kilitli olduğunu gördük. Çocukların feryatları yükselmeye başladı. Biz hemen güney kapısına yöneldik, çocukların ağa takılmış gibi üst üste düştüğünü gördük. Herkes kaçmak ve kurtulmak istiyordu. Kapıya yüklenince kapının bir tarafı kırıldı ve dışarıya üst üste düştüler. Dışarı çıktım, nefes alabildim. Orada fark ettim ki ayaklarım yanıyor. Bağırmaya başladım, sinema sahibinin de ayak ve ellerinin yandığını gördüm. Sinema sahibi ile birisi konuşuyordu ve bana ‘Eve git’ dedi. Eve gittim, annem ve kardeşlerim çocukların feryadına koştu.” 

Çocukların çoğunun 5-6 en büyüklerinin ise 12 yaşında olduğunu söyleyen Fatê, “O çocuklar neden yandıklarını bilmediler. Ama hepsi Kürttü ve bu neden ölmeleri için yeterliydi. Yangın kabloların ısınmasından çıkabilir, ancak o kadar çocuk neden o ahıra doldurulmuştu, kimse cevap vermedi” dedi. 



136

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA