Muhammed Bin Salman II.Krallığı inşa ediyor!

Prens Muhammed Bin Salman’ın sıkı muhafazakar ve tutucu olan bu ülkenin değişim startını da vermiş oluyor. O İkinci Kraliyeti inşa etmeye ve kral dedesi Abdulaziz’in rolünü oynamaya çalışıyor. Bu yüzden de hayati önemdeki tüm karar mekanizmalarını kendine bağlamak istiyor.

09 Kasım 2017 Perşembe | Dünya

TARIQ HEMO 

bavesilan@hotmail.de

Suudi Arabistan’da geçtiğimiz cumartesiden sonra yaşananlar aynı zamanda büyük bir değişimin de habercisiydi. Bu gelişmeler ‘siyasi darbe’ olarak adlandırılabilir. 

Suudi tahtına oturmaya hazırlanan Veliaht Prens Muhammed Bin Salman Abdulaziz, asker, siyasi ve iş dünyasından tanınan onlarca kişinin gözaltına alınması talimatını verdi. Gözaltına alınanlar arasında El Suud ailesinden 11 prens, 38 bakan ve bakan yardımcısı da bulunuyor. 

Bunlar arasında ise en tanınanları ise Kraliyet Muhafızları Bakanı olarak görev yapan ve birkaç ay önce görevinden azledilen eski Veliaht Prens Muhammed Bin Nayif’e yakınlığı ile bilinen Emir Mutab bin Abdullah bin Abdulaziz ve milyarder Velid Bin Talal. 

Gözaltı dalgası, başında Muhammed Bin Salman’ın bulunduğu Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun kurulmasından bir gün sonra geldi. 


Yolsuzluğa karşı fetva

Başında Vahabizmin kurucusu Muhammed Bin Abdulvahab’ın bulunduğu dini kuruluş bir fetva yayınlayarak Muhammed Bin Salman‘ın politikalarına destek verdi ve ‘yolsuzluk hamlesi’nden ötürü  “yolsuzluk ve hırsızlıkla mücadele en az terörle mücadele kadar kutsaldır” vurgusuyla onu kutladı. Suudi Arabistan Hükümet Sözcüsü yaptığı açıklamada prens ya da bakan dahi olsa yolsuzluk yapan herkesten hesap sorulacağını söyledi. 

Suudi Arabistan basını da atılan adıma methiyeler dizdi ve Muhammed Bin Salman’ın içerden ve dışardan ülkeyi zayıflatan kesimlere karşı ‘demir yumruk’ ile vuracağını yazdı. 

Bu son gözaltı ve tutuklama dalgasından önce Muhammed Bin Salman din adamı, aydın ve akademisyenin bulunduğu onlarca kişi hakında tutuklama kararı vermişti. 

Yaptığı açıklamada “2030” adıyla ifade edilen projesine, ülkenin gelişmesi ve ilerlemesine karşı çıkacak olası tüm engellerle mücadele edeceğini söylemişti. 

Perde arkasında ülkeyi yöneten Muhammed Bin Salman, Suudi Arabistan’daki bütün yaşamı kendisine bağlamak istiyor ve onun siyasetine karşı çıkan, itiraz eden her kesim ve kişileri berteraf etmek istiyor. Prens, kendisine karşı çıkan siyasi, askeri ve ekonomi alanındaki kesimleri etkisiz hale getirmeye çalışıyor. 

En çok korktuğu kesim ise şüphesiz El Suud ailesi içindeki prensler. Bu yüzden de Kraliyet Muhafızları Bakanı Mir Mitaab bin Abdulah Abdulaziz ve milyarder Velid Bin Talal’ın tutuklanmasını istedi. Bu hamle ile de Muhammed Bin Salman muhaliflerinin elinde bulunan ekonomi ve askeri gücü zayıflattı ve tutuklananların yerine kendi yandaşlarını atadı. Zaten Muhammed Bin Salman’ın bir süredir ekonomi ve askeri üst komiteleri izlediği ve kontrol altına aldığı ortaya çıkmıştı. Yaptığı son hamle ile kendisini tek karar makamı haline getiren Prens Salman, muhaliflerini etkisizleştirmeye çalışıyor. Aynı zamanda El Suud ailesini de dağıtmaya çalışıyor. Tahta aday olabilecek kişileri hırsızlık ve yolsuzluk soruşturması ve davalarıyla safdışı bırakıyor. Bu şekilde aile içinde karışıklık meydana geliyor ve kendisi güçlenerek tek alternatif haline geliyor. 


II. Kurucu Kralı olma hayali

Üst düzey şahsiyet ve yetkililerin tutuklanmasıyla birlikte Muhammed Bin Salman’ın aynı zamanda sıkı muhafazakar ve tutucu olan bu ülkenin değişim startını da vermiş oluyor. 

O İkinci Kraliyeti inşa etmeye ve kral dedesi Abdulaziz’in rolünü oynamaya çalışıyor. Bu yüzden de hayati önemdeki tüm karar mekanizmalarını kendine bağlamak istiyor ve yaşamın tüm alanlarında kendi planı çerçevesinde değişimlere gitmeye çalışıyor. Muhammed Bin Salman bu ülkeyi yeniden inşa etmeye ve kurucu ikinci kral olarak Suudi Arabistan tarihine damgasını vurmaya hazırlanıyor. 

Vahabizm mezhebinin temelini oluşturan şiddet ve radikalizm fikirine karşı Muhammed Bin Salman, referom yanlısı düşünceye sahip. Bir çok konuşmasında siyasi İslama karşı düşüncelerini dile getiriyor ve “Tüm inançları kabul eden ve dünya ile kalıcı bir barış yaşamak isteyen ılımlı ve töleranslı İslam” düşüncesini ortaya koyuyor. 

Bu yüzden de Suudi Arabistan basın yayın organları, ülkenin siyasi İslama desteği ve dinci şiddet yanlısı radikalleri Afganistan gibi ülkelere göndererek “El Kaide” gibi oluşumların ortaya çıkmasına neden olan eski siyasete eleştirisel yaklaşıyor. Basın, Suudi Arabistan toplumunun 70’lerden önceki yaşam tarzına değinerek o süreçte toplumun günümüz kadar tutucu ve muhafazakar olmadığı yorumunu yapıyor. O sürece övgü, siyasal İslam etkisindeki üsluba da eleştiri var. 

Yorumlarda, devlet yönetiminin siyasal İslam endeksli üslubunun toplumu daha da geriletip, tutuculaştırarak binlerce gencin ‘cihat’ olduğu söylenen bir ortamda yetişmesine yol açtığı savunuluyor. 



Reform eğilimine destek vermeli

Suriye Demokratik Meclisi-MSD Üyesi Arap aydın Firas Qessas, Muhammed Bin Salman’ın reformist eğiliminin önemli olduğu görüşünde. Qessas, Ortadoğu’daki reform yanlısı güçlerin Muhammed Bin Salman'a destek vermeleri gerektiği görüşünde. Kendisi siyasal İslam’ın tasfiye edilmesi ve Suudi Arabistan’ın halkçı kimliğine dönmesinin tüm bölge için önemli olduğunu ve olumlu etkileri olacağını düşünüyor. Qessas kadınlara araba kullanma hakkının verilmesi, radikal din adamlarının tutuklanması ve ılımlı İslamı geliştirme çabasının olumlu gelişmelere örnek olarak veriyor. 


Muhalifler direnecek tezi

Bazı siyasi gözlemciler ise Muhammed Bin Salman’ı büyük sıkıntıların beklediğini ve “2030” projesini sonuca ulaştırmasının çok zor olacağı düşüncesinde. Bu görüşü de yaptığı hamlelerde zarar gören kesimlerin direnme varsayımına bağlıyorlar. Muhaliflerin direnişiyle karşılaşacak Muhammed Bin Salam’ın zayıflayacağı ve başarısızlığa uğrayacağı tezini dillendiriyorlar.  Yine uluslararası finans çevrelerin siyasal karmaşanın olduğu istikrarsız bir ülkeye yatırım yapmaktan kaçınacağı görüşü de bu kesimin referans gösterdiği başka bir olgu. 


ABD ve Mısır destekliyor

Muhammed Bin Salman’ın başlattığı hamle ve yeni siyasete ilişkin dış tepkiler ise farklı. ABD ve Mısır bu siyaseti destekliyor ve propogandasını yapıyor. 

Yönetimde yer alan ABD Başkanı Trump’un damadı Jared Corey Kushner, Muhammed Bin Salman’a destek veriyor. Bazı kaynaklara göre Kushner ve Muhammed Bin Salman “2030” projesini birlikte oluşturmuşlar ve bir çok kez “sabahlara kadar” çalışarak projenin detaylarını tartışmışlar.


İç ve dış karşıtlar hayli fazla

Muhammed Bin Salman’ın siyasetine karşı çakanların sayısı da az değil. El Suud ailesinin büyük bir bölümü, şiddet ve radikalizm yanlısı Vahabizm mezhebinin lider ve üyeleri, yine Katar ve İran gibi ülkeler karşı. 

Katar medyası Muhammed Bin Salman’a karşı karalama kampanyası yürütüyor. İran, Suudi Arabistan, Yemen, Lübnan ve Bahreyn’e kadar uzanan kolları ile bu hamleyi engellemeye, başarısız kılmaya çalışıyor. 

Muhammed Bin Salman projesini açıkladığında ve Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu’nun kuruluşunu ilan ettiğinde İran Hursi şavaşçılar yoluyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a bir roket gönderdi ve bu saldırı büyük korkuya yol açtı. Riyad’a yakınlığıyla bilinen Lübnan Başbakanı Saad El Hariri’ye ölüm tehditleri gündeme geldi. El Hariri istifa etmek zorunda kaldı ve Beyrut’tan ayrılarak Suudi Arabistan’a sağındı. 


Bölgedeki gelişmelere bağlı

Genç Muhammed Bin Salman, büyük bir değişim projesine sahip. Suudi Arabistan’ı yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bu ülkeyi reformlarla dönüştürmek ve ekonomisini büyütmek istiyor. Böylelikle İran’a karşı durabilmeyi hesaplıyor. 

İslamın reforme edilmesi, kadınlara yönelik bazı hakların tanınması, dışarıya kapılarını açması, ABD ve Avrupa tarafından takdirle karşılanıyor. Acaba Muhammed Bin Salman ne kadar başarılı olabilecek? İçerdeki muhafazakar, radikal dinci ve dışarıdaki İran’a karşı ne kadar durabilecek?

Bu sorunun cevabı, bölge ve dünyadaki gelişmelere bağlı. 

Bunlar da İslam adına yürütelen teröre karşı mücadele, İslam’ın reforme edilmesi, ‘cihat’ düşüncesinin ortadan kaldırılması, Rusya ile ABD arasındaki çelişkiler ve İran’ın ablukaya alınması planı şeklinde sıralanabilir.  




En az 1200 hesap donduruldu


Suudi Arabistan’da başında veliaht prens Muhammed bin Salman’ın bulunduğu Yolsuzlukla Mücadele Komitesi’nin aralarında 11 prensin ve bakanların da bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına alması sonrasında, Suudi bankaların en az 1200 hesabı dondurduğu bildirildi.

Reuters’ın bankacı ve hukukçulara dayandırdığı haberine göre bu sayı giderek artıyor.  Hesabı dondurulanlar arasında farklı sektörlerden halka açık olan ve olmayan şirketlerin de bulunduğu bildirildi. Hesabı donrdurulacakların listesinin Merkez Bankası tarafından sürekli güncellendiği aktarıldı.   

18 milyar dolarlık servetiyle dünyanın sayılı milyarderleri arasında yer alan Prens El Velid Bin Tallal da gözaltına alınanlar arasında bulunuyor.

Öte yandan yolsuzluk ve Kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgasının hadsafhaya çıktığı Suudi Arabistan’da bir prensin içinde bulunduğu helikopter kazasının sıradan bir kaza olmadığı iddia ediliyor.  Yeni iddiaya göre kaza veliaht prensin rakibi Prens Mukrin ülkeden kaçmaya çalışırken gerçekleşti. Cumartesi gecesi Yemen sınırında Suudi Prens Mansur bin Mukrin ve yedi devlet yetkilisinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasının, prensin ülkeden kaçmaya çalışırken yaşandığı iddia edildi.  Bu yönlü haberler,  Middle East Eye ve İsrail gazetesi Yediot Aharonot gazetesinde yer aldı. 


RİYAD


663

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA