Heilbronn’da okurlarımızla buluştuk

Gazetemizin okur buluşma toplantıları devam ediyor. Pazar günü Heilbronn’da yazarımız Ahmet Kahraman ve gazete emekçilerinin katıldığı buluşmada, Avrupa’daki Kürtlerin tek günlük gazetesi olan gazetemiz Yeni Özgür Politika için “oku, okut, abone ol” çağrısı yapıldı.

08 Kasım 2017 Çarşamba | Toplum-Yaşam

GÜL GÜZEL/STUTTGART


Heilbronn Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde (DKTM) Yazarımız Ahmet Kahraman’ın katılımıyla okurlarımızla buluştuk. Kahraman toplantıda gündeme ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. 

İlk sözü alan Heilbronn DKTM Eşbaşkanı Sait Öztürk, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasına, 4 Kasım’da Düsseldorf’ta 43 kurumun düzenlediği ‘Faşizme geçit yok’ yürüyüşüne Almanya polisinin hukuksuzca saldırısını kınadıklarını, asla bu durumu kabul etmeyeceklerini belirterek, Strasbourg’da devam eden süresi oturma eylemine katılım çağrısı yaptı. Öztürk’ün ardından söz alan Yazarımız Ahmet Kahraman, konuşmasını Kürtçe ve Türkçe yaptı. “Biz çocukken Kürtçe dilimiz yasaklardan dolayı gelişmedi. Okul ve sokaklarda Türkçe konuşmakla zorunluyduk. Onun için ben de anadilime çok hakim değilim” diyen Kahraman, sonrasında Ortadoğu’daki güncel duruma nasıl gelindiğini 1. ve 2. Dünya savaşlarına indirgeyerek, anlattı. 


‘Sunulan imkanı kullanamadılar’

Ahmet Kahraman,Türk devletinin ve DAİŞ çetelerinin şu anda Kürtlerin yerleşim alanlarına yaptığı saldırı ve yıkımları dile getirerek, “Kürdistan’daki savaş, bir kırım, kıyım ve yok etme savaşıdır. Çünkü bulunduğumuz bölgede barbarlık hakimiyeti var. Bu barbarlar islam adına insanların başını keserek, kadınları köle pazarlarında satarak, kendilerini kabul ettirmek istiyor. Çünkü, artık Dünya’da tek bir İslam yok. Herkes kendine göre bir İslam üretiyor. Bilinçli Kürtler bu çarpık durumun dışında kaldı. Fakihler, bilimsel öğrendikleri İslamı halkına öğretiyor. Şu anda son yüzyılın en büyük sarsıntılı savaşları bu yüzden sürüyor. I. ve II. Dünya savaşlarında en çok zararı gören Kürtlerin yurdu parçalanarak, dörde bölünmüştü. 2003 yılında BAAS rejiminin yıkılması ile Kürtler için farklı bir süreç başladı. Güney Kürdistanlıların başarılı olmaları için destekler sunuldu. Ancak, bu beklenti maalesef gerçekleşmedi. Hem Barzani, hem de Talabani adaletli bir düzen ve ekonomik bir çark kuracaklarına, Arap modeline takılıp kaldı. Türk ve Acem kardeşlerine yaranmak için, Kürt kardeşlerini terörist kabul edip, onlara teslim ettiler. Yani kendilerine Saddam sonrası altın tepside sunulan imkanı kullanamadılar. Ancak şimdi Rojava’da Dünya’ya örnek olabilecek erkek–kadın ortak mücadelesiyle gerçekleşen bir devrim var. Kürt tarihinde eskiden de kadın her zaman erkeğin yanında yer alarak mücadele etmiştir. Şu anda Ortadoğu’da süren bir savaş var’’ şeklinde konuştu. 


‘Erdoğan’ın da sonu geliyor’

Kahraman konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama tarihte hiç bir savaş ömür boyu devam etmemiş, edemez de. Çünkü, savaştan sonra, sermayenin dönmesi gerekir. Bunun için de barış istenir ve sağlanır. Ancak önce diktatör BAAS rejimi, şimdi Esat rejimi devriliyor. ABD şimdiye kadar kullanmadığı bir tarz ile Türkiye-RTE’yi haydut/terör deyimleriyle nitelendirmeye başladı. Bu söylemler de gösteriyor ki, Erdoğan’ın da sonu geliyor. Çünkü, NATO ülkesi olmasına rağmen Erdoğan, NATO silahlarını NATO’ya karşı tavır içinde olan ülkelere veriyor. Ancak bu da ABD’nin tabii ki bazı şeyleri değiştirmesi ve uzun vadeli planlarını yapmalarının gereğini beraberinde getiriyor.” 

Kahraman’ın konuşması ardından, 1970’li yıllarda el ilanları şeklinde güç şartlar altında başlayan yazılı basınımızın, bugün Avrupa’da tek günlük gazetesi olan, Yeni Özgür Politika hakkında bilgilendirme yapıldı. Gazetemizin okunması, okutulması ve abone olunarak, finansına destek verilmesi istendi.  

 Panelin ikinci kısmı ise gazetemizin okurlarının soru, yorum ve Ahmet Kahraman’ın verdiği cevaplarla sürdü. Kürt Özgürlük Hareketi’nin süreçte izlediği siyasi ve savunması takdirle anlatıldı ve sonuç olarak “Akıl gücü, kaba güçten üstün ve kalıcıdır. Onun için, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenin olacaktır” tespitinin altı çizildi. 


360

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA