Milli ve yerli sinema ve komedi filmleri!

Türk sinemasında İslamcılık ve Milli Sinema yapısı AKP iktidarının tüm desteğini almasına karşın ürettikleri projelerle vasatın ötesine geçemiyor. Her hafta ya tutarsa diye en az iki komedi filmi vizyona giriyor, ancak durumu kurtarmıyor. Milli olarak yapılmak istenen sinema ve sanat projelerinde başarı elde edemeyen bu yapı, yapılan diğer popüler işlerin de önünü kesmeye çalışıyor.

25 Ekim 2017 Çarşamba | PolitikART

Ruhi KARADAĞ


Bu topraklarda mizahın çok özel bir yeri vardır. Gizlendiğimiz, huzur bulduğumuz bir alandır mizah. Bizi ısıtan, düşündüren,  güldüren, değişmemizde ve dönüşmemizde büyük bir alana sahiptir mizah. Tarih boyunca bu topraklar komedinin değerini bilmiştir. Komediyle beslenmiştir, komediyle büyümüştür. Bu nedenle komedyenler toplumun aynasıdır. Aynı zamanda toplumun gayri resmi tarihidir. 

Mizah, toplumların katı kurallarının değişmesine, dönüşmesine ve yaşanılır hale gelmesine katkı sağlar.

Mizahı güçlü bir toplum barışık yaşar. 

Mizahtan korkan yaşamaktan da korkar.

Mizah insanları bir arada tutan mutlu bir alandır.

Kuzeyden, Karadeniz’in hırçın sularından dünyaya dalga dalga yayılan Laz kültüründe, bu çok belirgin bir şekilde görülür. Karadeniz onlarca farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Her kültürden damıtarak topladığı mizahı, günümüze ilham kaynağı olmuştur.

Son dönemlerde Türk sinemasının içine düştüğü gri döneme çoğu zaman Karadeniz mizahıyla derman olunmaya çalışılmıştır. Bu projeler vasat ve sinema duygusundan yoksun filmlerdir. Komedi anlayışından öte Karadeniz mizahına da hiçbir şekilde hizmet etmemiştir. Bu tür komedi filmleri Laz uşağının peşinde gitmeye çalışsa da gölgesine bile dokunamamıştır.


İzleyici yanlış yönlendiriliyor

Vizyona giren filmlerin yüzde 60-70’i komedi türünün türevlerinden olmasına karşın gişede beklediklerini bir türlü bulamıyorlar. 2017 yılında vizyona girmeyi başaran komedi filmleri en az 150-200 salonda gösterilmesine karşın festivallerde onlarca ödül almış sinema değeri kanıtlanmış yapımlar, 15-20 salonda ancak gösterilebiliyor. Sinema izleyicilerinin bu yanlış yönlendirilmesinin karşısında aslında sinema sektörü kan kaybediyor. Komedi filmi izlemek için salonların yolunu tutan sinemaseverler karşılaştıkları bu vasat filmler nedeniyle sinemalardan uzaklaşıyor. Her şeyi komediden bekleyen sinema piyasası büyük bir çıkmazla karışı karşıya geliyor. 

Beyazperdeye her dönem komedi filmleri farklı bir alternatif olmuştur. Gücünü her dönem sinemada hissettirmiştir. 

Komedi sineması, Kemal Sunal, Şener Şen, İlyas Salman üçlüsü ve Zeki Alasya, Metin Akpınar ikilisinden çok şey öğrenmiştir. Komedinin toplumsal karşılığı kendisini bu dönem hissettirmişti. Bu oyuncular sayesinde komedi filmleri sokaklardan caddelere, evlerden işyerlerine kadar gündelik hayatımızın bir parçası olmuştu. Komedi, kitleleri kucaklamıştı, sinemayı sevdirmişti. 


Rıfat Ilgaz ve kara mizah!

Sinema mizahın sahiplerinden ve gerçek kaynağından beslendikçe kendisini geliştirmiştir. İster milli diyelim ister ulusal, sinema bunun değerini bilmelidir. 

Sinema klasiklerinden Hababam Sınıfı’nın yaratıcısı, şair, roman ve öykü yazarı Rıfat Ilgaz’ın ismi, doğduğu Cide’de yüksekokula verilmişti. Oysa şimdi Kastamonu Üniversitesi senatosu tarafından Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu’ndan yazarın isminin silinmek istenmesi ne kadar milli olduklarının da göstergesidir. Sinemaya onlarca komedyen ve eser kazandıran bir komedi yazarına yapılan bu davranış bir kara mizah örneğidir. 

Sinemanın alanını daraltmaya çalışan yerli ve milli anlayış. Sektörü koca bir boşluktan aşağıya atmaya çalışıyor. Bu popüler sinema için de geçerlidir. Popüler sinemayı da kendisine göre tasarımlamak istemesi de bunun göstergesidir. 2017’nin en önemli komedi filmlerinden “Vezir Parmağı” ile Mahsun Kırmızıgül’e ve “Recep İvedik 5” ile Şahan Gökbakan’a yapılanlar milli bir anlayışın ürünüdür. Bu iki yapım milli bir operasyonla farklı alanlarda tartışmaya sebep oldu. Özellikle Vezir Parmağı’nın gişesi bu tartışmalardan etkilendi ve beklenen hasılatı gerçekleştiremedi.

Milli anlayış mizahın derinliklerinde başka başka sorunlar aramaktadır. Milli olarak yapılmak istenen sinema ve sanat projelerinde başarı elde edemeyen bu yapı, yapılan diğer popüler işlerin de önünü kesmeye çalışıyor. 

Türk sinemasında İslamcılık ve Milli Sinema yapısı AKP iktidarının tüm desteğini almasına karşın ürettikleri projelerle vasatın ötesine geçemiyor. Ayrıca iktidarın desteklediği projeler gişede kötü sonuç almasına karşın her geçen gün yenileri piyasaya sürülmektedir. Kendisine hayır getirmeyen sinemayı başkalarının da yapmasının hayır getirmeyeceğini düşünüyor olmalılar. “Barış için Akademisyenler bildirisi”ne imza veren sinemacıların başına gelen de bu düşüncenin ürünüdür.


Komedyen sadece güldüren değildir

Toplumsal karşılığı olmayan komedi filmleri furyası tüm hızıyla devam edeceğe benziyor. Her hafta en az iki komedi filmi ya tutarsa düşüncesi ile vizyona giriyor. Türkiye’de her geçen gün büyüyen hayati sorunların karşısında bir parça nefes alsın düşüncesiyle yapılan komedi filmleri kaliteyi çok düşürüyor. Konu bulmak ve üretmek bir tarafa komedi filmlerin isimleri de ayrı bir dram. Cumali Ceber; Allah Seni Alsın, Deli Dumrul, Bekâr Bekir, Bahtiyar Bahtıkara, Hızlı ve Tüplü; Salur Kazan: Zoraki Kahraman, Çam Yarması gibi komedi filmleri bunlardan birkaçı. Bu tür filmler gişede beklenen hasılatı da bulamadı.

Komedyen sadece güldüren değildir. Güldürdüğü kadar düşündürmelidir de. Bu filmler sadece güldürmekle uğraşıyor. Bu dönem güldüren ve düşündüren komedi filmi maalesef yapılamıyor. Çünkü komedyen de yetişmiyor. İyi komedyen ya da iyi aktörler de bu dönemde komedi filmlerinde yer almıyor; almak istemiyor. 

Sadece komedi filmi yapmak ya da oynamak yetmiyor, oyuncunun hayatla bir meselesi olmalı. Bu mesele onun rol aldığı karaktere iyice giydirilmelidir. Bunun örnekleri sinemada oldukça fazladır. Televizyonlarda boy göstererek komedyen olunmaz. Olunmuyor da. Televizyon komedisi başka bir alandır, hatta sinema komedisinden çok uzaktır. Televizyonda “komiklik yaparak" popüler olunan bir kültürden ancak bu kadar komedyen yetişebiliyor. 

Komedi filmleri televizyon oyunculuğundan oldukça fazla etkileniyor. Bu durum beyazperdeyi başka bir çıkmaza sürüklüyor. İki dizide komiklik yaparak ancak popüler olunur, komedyen olunmaz. Bu nedenle sinemaseverler eski komedi filmlerini ve oyuncularını arar oldu. Ayrıca siyasetin komedi filmlerine de yön vermeye çalışması başka bir çıkmazın da göstergesidir.

İçinde bulunduğumuz durum, mizahın birilerini rahatsız etmesini istemeyenlerin ya da farkındalık yaratılmasından rahatsız olanların mutlaka hoşuna gidiyordur. Siyasetin sinemada hoşgörü kültürüne el atması, başka sorunlar doğurmaktadır. Bu zihniyette devam edildiği sürece bu sorunlar çığ gibi büyüyecektir. 

Salonların kapatılması ya da sinemaseverlerin sinemadan uzaklaştırılması bir çözümsüzlük örneğidir. 

Siyasetin sinemada ağırlığının hissedilmesinden sadece siyaset kaybeder. Sinema her daim her görüşe cevabını vermiştir. Siyasetlerin tarihsel süreçleri beyaz perdeye yansıdığında o siyaset için her şey geç olabilir ama sinema yoluna devam eder. Toplumsal gerçeklikte sinema sürekli yerini alır. Almaya devam edektir de. 


232

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA