Kılavuz çetelerle İdlib seferi

Türkiye, El Nusra ile anlaşmalı İdlib’de gerçekleştirdiği askeri işgal, Êfrîn şahsında Kürt kazanımlarını yok etmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin tüm niyeti bir kaç gün içinde bile tümüyle deşifre oldu. Türkiye’nin kıyafet değiştirerek piyasaya süreceği çeteler, Suriye halklarına karşı yeni DAİŞ’ler ortaya çıkıyor.

11 Ekim 2017 Çarşamba | Dünya

LUQMAN GULDIVÊ / HABER / ANALİZ


Türkiye’nin sağ gösterip sol vurması gibi İdlib’i önplana çıkartarak Efrîn’i kuşatmaya çalıştığı işgal operasyonu, ABD’nin sessiz kalmasına rağmen ona Batı’da pek de avantaj sağlayacağa benzemiyor. 

Türkiye’nin El Kaide ile anlaşmalı işgal planları, bütün El Kaide çevresini memnun etmemiş gibi görünüyor. El Kaide’nin kökenli El Nusra’dan (Yeni adıyla Fetih El Şam) önceki gün ayrıldığını duyuran ‘Cemaat Ensar El-Furkan fi Bilad el-Şam’, yeni bir DAİŞ olmaya aday. 

Yani Türkiye’nin El Kaide’yi yeni isim ve markalar altında yeniden pazarlaması şimdiden başarısızlığa mahkum olacak gibi. 

Bu grubu kuranlar, El-Nusra’dan ayrılmış ve kendilerini El Kaide’nin orjinali olarak tanımlıyor. 

Hem de El Kaide’nin sloganlarını kullanan grubun dili daha çok DAİŞ’e yakın. 

Türkiye’nin bu işgal oyununun sonunda halkların başına yeni bir DAİŞ belası açılabilir. Çünkü, grubun kuruluş ilanı, grubun Türkiye’nin işgal planı ile El Nusra’dan ayrılacak militanları saflarına almayı amaçladığı anlaşılıyor. 

Hem Batı basını, hem de Hassan Hassan gibi analist- gazeteciler, hafta başı Türk askerleri ve onlara bağlı çetelerin, El Nusra refakatinde belli noktalara yerleşmesinin önceden yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu yazıp çizdi. Genel kanı, sayıca zayıf olan Ruslar’ın bölgeye kendilerinin giremeyeceği, Türklerin girmesi konusunda Astana’da anlaşmaya varıldığı, Türklerin ise herhangi bir çatışmayı göze alamayacağı çünkü asıl amaçlarının Efrîn’e daha fazla baskı uygulamak olduğudur.  

Zaten El Nusra çetelerinin, Türk ordusuna bağlı güçlere refakat ederek, yerleşeceği alanlara götürmesi de bunun açık bir kanıtı olarak değerlendiriliyor. 


Üç nokta üzerine Nusra ile anlaşma

El Nusra’nın bir çetebaşı kendisine yöneltilen bir soruya karşılık “Türk ordusu İdlib’e girecek ancak El Nusra ile yapılan anlaşma üzerine varılan üç kontrol noktası dışında hiçbir yere yerleşemeyecek” derken, Türkiye’nin El Kaide ile anlaşmaya vardığını açık bir şekilde dile getiriyordu. Bahsi geçen üç nokta, Darat İzze kasabasındaki (Halep’in batısı) üç kontrol noktasıdır. 

Bu kontrol noktaları El Nusra ile koordineli olarak belirlenmiş ve kurulmuş. El Nusra’nın üst düzey bir askeri yetkilisi gazeteci Musa El Omar’a “Türk güçleri bu kontrol noktaları dışında hiç bir yerde olmayacak” diyor, hem de kendinden emin bir ses tonuyla. 

El Nusra çeteleri kendinden emin çünkü Fırat Kalkanı çeteleri İdlib’te hiç sevilmiyor. Onların hiç bir meşruluğu yok bu bölgede. Bunun pratik alana yansıması, onları destekleyen hiç bir toplumsal tabanı olmamasıdır. 

Hal böyle olunca da “El Nusra’ya savaş” sadece bir kandırmaca ve hayal. Zaten kendileri de askeri anlamda El Nusra’ya karşı savaşacak güçte değil. 

Türkiye’nin kendisi de işgal planını Efrîn’e yönelik yaptığından gücünün El Nusra’ya karşı harcamayacağa benziyor. Böyle bir niyetleri de yok zaten. Hatta an itibariyle El Kaide ile daha çok ortak gibi hareket ediyor. 

Sonuç olarak haftalarca önceden şişirilerek verilen işgal planı, İdlib ve Nusra’ya yönelik değil, Efrîn ve Kürt halkının kazanımlarını zayıflatma ve baskı altına almaya yöneliktir. İşgal planıyla Efrîn abluka altına alınıyor. İleride bunun askeri gidişatı ise çeteler arası ortaklık durumu ve Rusların İdlib için yapacakları planlamalarla alakalı olacak.  

Her halükarda, Fırat Kalkanı çetelerinin İdlib’te El Nusra çetelerine karşı savaşmaları bir fantaziden öte hiç bir şey ifade etmiyor. Türkiye’nin ise askeri gücü ile İdlib’de ne kadarlık bir maceraya atılacağı konusu ise, Rus askeri planlarında, kısmen de genelde Türkiye’nin zararına sonuçlanan agresifliğinde gizli.   

Bu agresifliğin Erdoğan’ın kısa vadeli iç siyaset hesaplarının kodlarında saklı olduğu ise Associated Press (AP) abonelerine geçtiği haberinde ima ediyor.  


İpler Rusya’da

Erdoğan’ın kendisinin operasyonu duyurmasına, işgali ‘ciddi’ bir operasyon olarak olarak sunmasına atıfta bulunulurken aslında iplerinin Rusya’nın elinde bulunduğu ‘çatışmasızlık bölgeleri’ planının bir parçası olduğu belirtiliyor. 

Erdoğan ne kadar şişirse de plan Moskova’nın. Operasyonun resmi amacı El Nusra’nın İdlib’te zayıflatılması hatta yok edilmesi ancak işgal operasyonunun ilerleyişinin gösterdiği gibi iş El Kaide ile anlaşmalı ilerleyen bir sürece evrilmiş. 

Bu yazının başında bahsettiğimiz gibi Türkiye’nin yeniden El Kaide’yi başka bir marka adı altında ‘ılımlı’ sıfatıyla, pazarlama stratejisi olduğunu gösteriyor. 

Bu strateji ise hem oyun kurucular içinde Türkiye’nin belirleyici yerinin olmaması hem de El Nusra’nın içinde daha çok El Kaideci bir grubun çıkartılması ihtimali sebebiyle şimdiden boşa çıkmışa benziyor. Bu grubun söyleminin DAİŞ’vari olması tehlikenin halklar açısından çok ciddi olduğunu gösteriyor.

Bu işgal planı sonuç olarak başarıya ulaşsa da ulaşmasa da hem İdlib’te doğuracağı sonuçlar itibariyle hem de Efrîn’e karşı saldırganlığı nedeniyle tüm Suriye halkına zarar veriyor. 



459

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA