Nerede o eski Qırıxlar!

Qırıx oyununda “Kuto” karakterini oynayan Elvan Koçer, “Bilisen ben kendim de Diyarbekırlıyem, şehir çocuxıyam! Sur içinde büyüdüm, Xançepek’te de oturdum. Ama o eski Qırıklardan çok azı kaldı” diyor.

04 Ekim 2017 Çarşamba | Dizi

YEKO ARDIL/BERLİN

Doğan Güzel 1990’lı yıllarda Özgür Gündem gazetesi için çizmeye başladı Qırıx karakterini. Qırıx, Amedloi bir lümpen gencin yaşadıklarını, çevresindeki insanlarla birlikte anlatıyordu. Qırıx’ta olaylar Amed’te geçtiği için politikadan uzak durmak mümkün olmuyor elbette. Bant karikatürün başkahramanı Kuto da kaçacak yer bulamıyor. Evde, gittiği kahvede, sevdiği insanlarla bir araya geldiğinde hep politika çıkıyordu karşısına.

Daha sonra kitaplaşan bant karikatürler, 90’lı yıllarda devletin şiddeti yükselttiği bir ortamda, özellikle gençlerin yüzünde bir gülümsemeye imkan veriyordu. Qırıx, bu yılın mart ayından itibaren Amed Şehir Tiyatrosu tarafından sahneye taşındı. Geçtiğimiz ay da Avrupa turnesine çıkan oyunda Kuto karakterini canlandıran Elvan Koçer ile konuştuk.

Amedli olan Koçer, çocukluğundan bu yana tiyatroyla uğraşıyor. Çocuk yaşta MKM’ye başlayan ardından belediye bünyesindeki kurslara katılan Koçer de birçok Kürt tiyatrocu gibi belediyelere atılan kayyumlardan nasibini almış. “Kayyumdan sonra Amed Şehir Tiyatrosu’nu kurduk ve ben de devam ediyorum” diyen Koçer, konservatuara gitmemiş alaylı bir tiyatrocu. 

Artık Diyarbakır’da eski Qırıxlar’dan çok azının kaldığını söyleyen Elvan Koçer, Amed’e özgü “Qırıx” karakteri ve tiyatro  yolculuğunu anlattı.


Tiyatroda oldukça başarılısın, bu konudaki eğitiminiz nedir?

Konservatuar okumadım ama bir çok atölye, kurs vb. eğitimden geçtim. Hala da her fırsat da eğitimlere katılıyorum, okuyorum, araştırıyorum ve kendimi yetiştirmeye devam ediyorum.


Hiç okula gitmedin mi?

Yox! Ben ilkokul dahil hepsini dışarıdan okudum. Babam sürekli cezaevine girip çıktığı için 12 yaşıma kadar benim kimliğimi çıkarmamışlar. 


Nasıl bir aileden geliyorsun?

Babam devrimciydi. Dört kız 2 erkek toplam altı kardeşiz. Benimde 12 yaşıma kadar kimliğimi çıkaramamışlar. Babamın zamanı annemin de fırsatı olmamış. Bir de o zamanlar kimlik çıkarmak için Bismil’e gitmeleri gerekiyormuş. Şimdiki gibi fax yokmuş. Babamın ömrü cezaevlerinde geçtiği için annem de gidememiş. 12 yaşımda kimliğimi çıkardılar ve iki küçük kardeşimle birlikte beni de ilkokula kaydettiler. Okulda herkes benimle dalga geçiyordu, ben de bıraktım. Düşünün 12 yaşında birinci sınıfa gidiyordum. Sonra aklım biraz başıma geldi ve ilk, orta ve liseyi dışarıdan aldım. Üniversite sınavına da girdim ama son anda tercih yapmaktan vazgeçtim. 


Neden vazgeçtin?

Tiyatro yapmak istiyordum, düşündüm ben zaten oyuncuydum. Belirli bir eğitimimde vardı. Sistemin konservatuarına gitmek ve zaman kaybetmek istemedim. Bölgede sanatsal açıdan iyi bir yerdeydim. Kendi alanımda çalışarak daha iyi bir oyuncu olacağıma inanıyordum. Bundan dolayı başka bir bölümü tercih etmedim.


Oyunculuk yeteneğini nasıl farkettin ya da farkedildi?

Çocukluğumdan beri hep tiyatroya ilgim vardı ve oyuncu olacağım diyordum. Daha sonraları filmlerde de oynadım ama tiyatro bambaşka bir alan. Her şey gerçek, bu açıdan çok önemli. Son derece heyecanlı, hata yapma şansınız hemen hemen hiç yok. İnsanlarla, seyirciyle birebir karşı karşıya olma durumu, oldukça farklı. Ben de hep tiyatrocu olacağım diyordum, oyuncu olacağım demiyordum. Babam da dışarıda olduğunda kreşe bırakır gibi beni MKM’ye bırakıyordu. Bir de ben çocukken çocuk oyunlarını izlemezdim hep yetişkin oyunlarını izlerdim. Şehir tiyatrolarında olsun, devlet tiyatrolarında olsun hep öyleydi. Benim o zamanlar sahnede izlediğim arkadaşlarla şimdi sahneye çıkıyoruz. Meslek olarak,  çok farklı karakterleri canlandırmak hoşuma gidiyordu.


Şu ana kadar kaç karakteri canladırdın?

Çookk… Mesela 15 yıl kadar belediye bünyesinde çalıştım. Her yıl en az 3 yetişkin bir de çocuk oyunu çıkarıyorduk ve ben hemen hemen hepsinde de oynuyordum. Sayı olarak bilmeme imkan yok. 


Qırıx rolünde oldukça başarılısın…

Teşekkür ederim. Bilisen ben kendimde Diyarbekırlıyem, şehir çocuxıyam! Sur içinde büyüdüm ben. Xançepek’te de oturdum. Şehir yabancısı olduğum bir şive değil, karakterlerde öyle. Bir de Doğan Güzel’in Qırıx’ını da sürekli takip ediyordum. Çoğu Kürt gibi gazeteyi açtıklarında ilkin Qırıx’a bakarlar ya, Qırıx kültürü Diyarbakır’a özgü bir olgu, ben de yabancısı değilim. Bu benim için bir avantaj. Artı gözlem ve iyi bir taklit yeteneği olması gerekiyor. Çocukken çevremizde de çok vardılar. Yakından gözlemleyebildim. 


Peki başka bir konu değil Qırıx’ı tercih etmenizin nedeni nedir?

Aslında bu Kemal hocanın (Kemal Gökhan Gürses) önerisiydi. Biz de tereddütsüz kabul ettik. Doğan Güzel Qırıxların 90’lardan sonraki politize olma süreçlerini çok güzel anlattı ve bu sadece Kürdistan ya da metropollerde değil Avrupa’da da biliniyor ve tanınıyordu. Bir de Qırıxların kendi doğallıklarında da karikatürize bir durumları söz konusudur. Arada kalmışlık, politik olmaya çalışma durumları vs. Bütün çelişki ve çatışmalardan komedi ortaya çıkıyor, doğal olarak. Aktüel olması, mesajların güncel olması da önemli tabi.


Şu anda Qırıxlar ne durumda hala eskisi gibiler mi?

Fazla değil. Artık her Diyarbakır şivesi konuşan sanki Qırıxmış gibi bir imajda doğdu ama öyle değil. Eski Qırıxlar artık çok az.


Bir Qırıx ‘Qırıx’ diye mi ya da ‘keko’, ‘bire min’ mı denir, hangisi daha makbuldur?

Aslında Qırıx da demek mümkün. Fakat Qırıx genel bir adlandırma çünkü kendi aralarında onlarca lakapları var. Kimisinin yürüyüşü, giyinişi ya da farklı karakteristik özelliğinden dolayı aldığı lakapları var. Mesela Adidas Meheme, Pışo Meheme vs.


Sende bunlardan Kuto’yu oynuyorsun, senin karakterin nasıl birisi, biraz bahsedermisin?

Kuto yurtsever ve politize olmaya çabalayan bir Qırıx. Hiçbir eylemi kaçırmıyor. Hep en önde. Aslında henüz ergenlik aşamasında bir çocuk ve çevresini örnek alarak büyüyen bir çocuk. Kuto’nun iki tane rol modeli var bir tanesi; Siyasi Abe, diğeride abisi Keko. Keko zaten Qırıx gerçeğinin baş karakteri onun etrafında hikayeler anlatılıyor. Kuto’nun arada kalmışlık durumuda söz konusu. Bir yandan Sur içinde Qırıxlarla birlikte aynı zamanda abesi ile de aynı mekanı paylaşıyor. Bir yandan da Siyasi Abe’yi örnek alarak politize olamaya çalışıyor bu arada kalma durumu var. 


Qırıxlardan bir dönem gerila saflarına katılanlar vardı, sonra bu devam etti mi acaba?

Devam etti. Hatta bu son şehir savaşlarında da Sur içinden katılan çok sayıda gencin arasında Qırıxlarda vardı. Devrime çok güçlü bir duygusal bağlılıkları her zaman vardır. 


Oyununuz bir oyuncu için çok ağır olmalı, çok çeşitli karekterler ve çok hızlı bir biçimde geçişler yaşanıyor. İnsan izlerken bile zorlanıp yoruluyor siz oyuncular üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Bunu bir çok kişi dillendirdi. Seyirci tarafından iyice anlaşılabilmesi için geçişlerin çok net olması gerekiyor, kostüm ve duygu açısından da. Bu çalışmayla ilgili bir sorun. Üzerine yetenekler eklenince oluyor. Bende çocukluktan beri bu yetenek vardı. Sürekli taklitler yapardım. 


Ama ağır jestler ve karmaşık mimiklerle dolu bölümler de var?

Rolü içselleştirmek, oturtmak önemli. Sonrası kendiliğinden yüzünüz o ifadeyi alabiliyor. Mesela Sılo’nun yarı felç geçirmiş hali vardır. O karaktere geçiş yapabilmek önemli gerisi onun mimiği, yürüyüşü ve ses tonuda gerçekleşiyor tabii hepsinde de çalışmak en önemlisidir diyebilirim. 


Oynadığın karakterlere özdeşleştirip o isimlerle çağıranlar oluyor mu?

Oluyor, özellikle son zamanlarda beni hep Kuto diye çağırıyorlar. Örneğin Ax u Jiyan da Kewê’yi oynamıştım, Kewê diyorlardı bende o dizi bitti şimdi başka bir rolüm var diyordum ama onda Kewê yer etmişti ve öyle çağıyorlardı.


Hangisi en çok hoşuna gidiyor?

Benim için farketmiyor çünkü hepsini severek oynadım. 


Bir kadın olarak erkek rollerini de oynuyorsun…

Bence oyuncu her rolü oynayabilmelidir. Ben zorlanmıyorum. Her rolü oynarım. Ama şöyle bir durum var. Ben çok kötü ve olumsuz karakterleri de oynadım ama ne anlattığınıza bağlı. Örneğin bir faşisti de oynarım ama bu faşizmin propagandasını yapmamalı. Kötülüğünü anatıyor ve de karşı bir rol oynuyorsa neden olmasın?


Şehir çocuğusun, peki Kürtçen nasıl?

Evde annem babam Kürtçe konuşur ama bizimle Türkçe konuşurlardı. Yine de ben sanat içinde yetiştim ve şu an artık sadece Türkçe çalışamıyorum. Artık Türkçeyi kemdinden değil bir emanet gibi hissediyorum.


Kürdistan’daki son durumla ilgili bir sanatçı olarak bir şeyler söylemek ister misin?

Özellikle kültür ve sanata yönelik çok ciddi saldırılar var. Dil ve kültür üzerinden tek tipleştirmeye ve yok etmeye çalışıyorlar. Sanat direnen Kürt toplumun rengidir ve yok etmeye çalışıyorlar. Örneğin kayyumlar gelir gelmez belediyelerin kadın politikalarına ve kültür alanına müdahale ettiler. Kuzeydeki bütün kültür ve sanat kurumları kapatıldı. Hatta belediye dışındaki bütün dernek ve sanatsal şirketler de kapatıldı. Ama biz direniyoruz. Bu seçimle falan gelen bir yönetici değil darbedir; gelmiş ve senin iradeni gasp ediyor. Alternatif bir yer bulduk. Bir yandan açlıkla terbiye etmeye çalıştılar ama biz derdimizin bu olmadığını da onlara göstermiş olduk. Küçük bir mekan olanaklar diğer taraftaki gibi değil. Ama olsun. Festivalde yaptık ve yılda 3-4 oyunda çıkarabiliyoruz. Turneler yaptık. Çocuk oyunları yaptık ve öğrencilerimizide yanımıza aldık. Hatta daha iyi bir enerji var diyebilirim.


Qırıx’ın çıkış hikayesi


KEMAL GÖKHAN GÜRSES*

Qırıx projesine aşağı yukarı 2016 yılında başladık. Hayko Bağdat ile birlikte yaptığımız Salyangoz oyununu Diyarbakır’a getirdik. Oynadık ve oldukça ilgi gördü. Arka arkaya iki kez dopdolu bir salonda oynadık. O zaman henüz belediyeye kayyum atanmamıştı ama zor bir dönemdi. Sur süreci içinde biz o oyunu oynadık. Daha sonra Diyarbakır Şehir Tiyatrosu ile bir ilişki oluştu. Bundan sonra Şehir Tiyatrosunun profesyonel ve amatör aşağı yukarı on sanatçısıyla benim bir atölye çalışmam oldu. Bu atölye çalışmasının sonucuna on kişilik bir zincirleme stand up gösterisi ortaya çıktı. 

Ardından biz Sur sürecinde ikinci adım olan zincirleme stand-up çalışmasını yaptığımızda zaten aşağı yukarı 25-30 yıllık bir geçmişe sahip bir tiyatronun ve bugüne kadar onlarca yüzlerce Kürtçe oyun oynamış bir tiyatronun Türkçe Kürtçe ne imkana sahipse yeni bir anlatım alanına yavaş yavaş sıcak bakmalarını sağladı. Tabii ki Kürt stand-up’çılar var Murat Batgi nasıl yapıyorduysa, o cesaretle bende kişisel hikayenin peşine düştüm. Bu kişisel hikayeyi araştırırken süreç içerisinde Özcan Ateş’le tanışma imkanım oldu.

 Özcan, gerçekten akademik anlamda oyunculuk eğitimi almamasına karşın, çok geniş bir oyunculuk imkanı olan bir arkadaşımız. Aynı zamanda da kişisel hikayesi benim çok ilgimi çekti. Diyarbakır’ın Kulp ilçesi, Kanikan köyünden gelmiş ve daha sonra tiyatroya heves etmiş bir gencin bu yaşına gelene kadar ki hikayesini anlatmak, paylaşmak ve bunu Kürtçe yapmak fikri doğdu. Tabii Kürtçe bilmediğim için bu işin çok zor olduğu düşünüldü ilk önce… 

Varoş kültürünün içinde şekillenmiş Qırıx kimliğinin biz Xançepek’te, Alipaşa’da, Bağlar’da, kimliğini çeşitli şekillerde fazlaca görebildiğimiz Qırıx kültürünün politikleşme sürecini anlatan Doğan Güzel’in hikayelerini sahneye taşıdık. Bu çok da zor bir şeydi. 

Doğan Güzel o kadar güzel ve incelikli bir mizahla aktarıyordu ki, bunu paylaşmamız gerektiğini düşündüm. Toplumların da gerçek değişimi ancak üst yapısal değişikliklerle mümkün hale gelebiliyor. Sadece hak, emek, ulus değerleri vs değil, gerçekten temelde insanlar kuracakları coğrafyalardaki yapılarda mutlu yaşayabilmek için o yapılara bir kültürel değer atfetmek, katmak zorundalar. Bunun eleştirellikten geçtiğine inanıyorum. Doğan bu eleştirelliği çok ince bir zekayla uluslararası bir bakış açısıyla bana göre çok akıllıca ve aynı zamanda o yereldeki bütün değerleri taşıyarak yapıyor. Benim temas edebildiğim bir dili var o da Türkçe. Diyarbakır Türkçesiyle yapıyor, son derece jargon içeren bir yapısı var. Fakat tiyatrodaki arkadaşlarla biz bunun dramaturjisini yaparken de sonraki aşamalarda da çok büyük katkıları oldu. O yerel ağzı o kadar iyi anlayarak işin içine taşıdılar ki özce metin kendi içerisinde giderek derinleşmeye başladı. 

* Qırık’ın yönetmeni



330

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA