100 bin yıl daha yaşlandık

Fas’ta bir mağarada bulunan kemikler modern insan türünün yaşını bir anda 100 bin yıl geriye götürdü. Her ne kadar 100 bin sene çok uzun bir süre olsa da deniz analarının 550 milyon yıl, atnalı yengecinin 445 milyon yıldır dünya üzerinde olduğunu düşünürsek doğa açısından daha bebek bile sayılmayız.

17 Haziran 2017 Cumartesi | Toplum-Yaşam

Bilim-Teknik / GÜNDEMİ / HAZIRLAYAN: DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU



Fas’ta bir mağarada bulunan kemikler modern insan türünün yaşını bir anda 100 bin yıl geriye götürdü. Her ne kadar 100 bin sene çok uzun bir süre olsa da deniz analarının 550 milyon yıl, atnalı yengecinin 445 milyon yıldır dünya üzerinde olduğunu düşünürsek doğa açısından daha bebek bile sayılmayız. 

Modern insanların bundan yaklaşık 200 bin yıl önce Afrika’da ortaya çıktığı bilim insanlarının ortak görüşüydü. Nature dergisinin bu ayki sayısında Fas’ta bulunan fosiller üzerinde yapılan incelemelerin sonuçlarının yayınlanmasıyla insanoğlunun Dünyamız üzerindeki tarihi bir anda 100 bin yıl geriye gitti. Fosil bulgular ayrıca modern insanların Afrika’nın doğusundaki sınırlı bir bölgede değil kıtanın genelinde eş zamanlı bir gelişim gösterdiğini rotaya koydu. 


NEANDARTHAL DENİYORDU İNSAN ÇIKTI

Fas’taki Jebel Irhoud arkeolojik kazı alanında 1960’larda başlayan çalışmalarda ilk önce bazı taş araç ve gereçler ve 40 bin yıl önceye ait olduğu düşünülen kemikler bulundu. Bu kemiklerin çene yapılarındaki farklılıklar yüzünden bir Neandarthal türüne ait olduğu düşünülüyordu. 

2004 yılından bu yana bölgeye yapılan ayrıntılı çalışmalar sonucunda bu alanda bulunan kemiklerin üç yetişkin, bir genç ve 7-8 yaşında bir çocuğa ait olduğu belirlendi. Yapılan tarihleme çalışmalarında ise kemiklerin yaşı 285 bin ila 350 bin yıl arası çıktı. 


MODERN İNSANDAN AYRILMASI İMKANSIZ

Bu kemiklerin yaşı bilim insanlarını şaşkınlığa uğratırken ikinci büyük şok kemiklerin incelemesinin ardından oluşturulan 3 boyutlu resimlemenin ardından geldi. Yapılan modeller sonucu elde edilen kafatası yapısı ve yüzün bugün sokakta gördüğümüz modern insanlardan ayrılması mümkün değildi. Sadece beynin içinde bulunduğu kesim biraz daha ince ve uzun gözüküyordu. 

Bu alanda bulunan taş aletler ve çakmak taşları üzerinde yapılan incelemelerde alanın 300 bin ila 350 bin yıl önce insanlar tarafından kullanıldığını ortaya koydu.  

Son olarak alanın yaşı konusunda tüm şüpheleri ortadan kaldırmak isteyen bilim insanları bulunan bir çene kemiği parçasının üzerindeki dişte bulunan radyoaktif izotopları tarihleyen bilim insanları kemiklerin yaşını 300 bin yıl olarak belirledi.


DAHA KÜÇÜK BİR BEYİNCİKLERİ VAR 

Bölgenin oldukça sıcak olması ve kalıntıların çok eski olması nedeniyle bilim insanları kalıntılardan bir DNA örneği elde edemedi. Ancak yine de kalıntılar antik çağdaki Homo Sapiens konusunda ipuçları veriyor. İnce uzun bir beyin yuvasına sahip olan atalarımızın ayrıca günümüzdeki insanlardan daha küçük bir beyinciği vardı. 

Geçmiş araştırmalar insanı diğer primatlardan beyin gelişimi konusundaki genetik mutasyonlar olduğunu ortaya koymuştu. Fas’ta elde edilen bulgular da bunu destekler nitelikte. 


MENÜDEKİ ANA YEMEK ET

Bu alanda bulunan hayvan fosilleri atalarımızın menüsünde ceylan etinin önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Zebra kalıntıları da alanda görülürken deve kuşu yumurtalarının kalıntılarına da rastlandı. Yine alanda bulunan uzun hayvan kemiklerinin ortadan kırıldığı görüldü. Bilim insanları atalarımızın bu şekilde ilik de yediğini düşünüyor. 

Alanın bir yerleşkeden ziyade sürekli av peşinde olan insan grupları açısından bir kamp alanı olduğu düşünülüyor.


SAHRA ÇÖLÜ 300 BİN YIL ÖNCE ZENGİN BİR COĞRAFYAYDI

Bugüne kadar bulunan en eski fosiller Etyopya’daki Omo Kibish alanındaydı. Bunu Güney Afrika’da bulunan 260 bin yaşında olduğu tahmin edilen bir kafatası kemiği parçası takip ediyordu. Ancak Fas’taki bulgular kesinliği açısından diğer bulguları gölgede bırakıyor.  

Bilim insanları Sahra bölgesinin 300 bin ila 330 bin yıl önce yeşillik olduğunu düşünüyor. Yeşil derken Almanya’daki gibi geniş yeşillikler ve sık aralıklı göllerli bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu nedenle bu alanda ilk insan nüfusunun barınmış olabileceği daha sonra gelişen kuraklıkla birlikte daha kuzeye ve doğuya doğru hareket etmiş olabilecekleri düşünülüyor. 


Dünyamız üzerindeki en yaşlı(!) canlılar

Dünyamızın ev sahipliği yaptığı canlı türlerinden yüzde 99’undan fazlasının soyu şu anda tükenmiş durumda. Bugün Dünya üzerindeki canlılar arasında bazıları milyonlarca yıldır çevre koşullarına mükemmel uyum sağlayarak varlıklarını sürdürüyorlar. İşte o canlılar:


1 - Siyanobakteriler 2.8 milyar yıl

Siyanobakteriler Dünya üzerindeki en eski yaşam sistemi. 2.8 milyar yıl önce fotosentezle oksijen üreten ilk mikrop olarak ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu şekilde Dünya’nın atmosferinin oksijen açısından zengin olmasını sağlayan canlı olduğu söylenir. Tek hücreli olan bu bakteriler mikrofizyonla çoğalırlar. 


2- Deniz Süngeri 580 miyon yıl

Süngerler çok özel bir tür deniz canlısıdır. Dünya okyanuslarında bundan 580 milyon yıl önce ortaya çıktılarından bu yana 5 binden fazla tür geliştirerek adeta okyanusların hakimi oldu. Kafa ve uzuvların yanı sıra iç organları da olmayan bu canlı kendini yenileme yeteneğine sahiptir. Kanallı yapısıyla küçük deniz canlılarına ev sahipliği yapar. 


3 - Denizanası 550 milyon yıl

Deniz anası dünyadaki sularda bulunur. Dünyadaki en eski çok organlı canlıdır. 550 milyon yıl önce okyanuslarda evrilen bu canlının bir beyni ve merkezi sinir sistemi yoktur. Vücutlarının yüzde 90’ı su olan bu canlı uygun ortam olması halinde neredeyse ölümsüdür. Hatta uzaydaki yaşam deneylerinden başarıyla çıkan nadir hayvanlardan biridir. 


4- Naulitus 500 milyon yıl

Naulitus 500 milyon yıl önce evrimleşmiş bir deniz yumuşakçası.  O dönemde evrimleşen yumuşakçalardan kalan tek üye. Derin sularda yaşayan bu canlının birçok kolu olduğundan minyatür bir ahtapot gibi durur. Bu uzuvları onu düşmanlarına karşı koruyan bir özelliğe sahiptir. 


5 - Atnalı yengeci 445 milyon yıl

Atnalı yengeci dünyanın en eski canlılarından biri. Bundan 445 milyon yıl önce okyanuslarda ortaya çıkan bu yengecin en önemli özelliklerinden biri ultraviyole ışınları hissedebilmeleri. 


6 - Coelacanath Balığı 360 milyon yıl

Endonezya ve Afrika kıyılarında yaşayan iki türü bulunan Colelacanath Balığı derin sularda yaşayan nadir büyük balıklardan biri. 90 kiloya kadar ulaşan bu balık 360 milyon yıl önce okyanuslarda ortaya çıktı. 


7- Mersin Balığı 200 milyon yıl

Bir fikir edinilmesi açısından listenin buraya kadar olan bölümündeki canlılar ilk var olduklarında Dünya üzerinde dinozorlar yoktu. Mersin Balığı ilk ortaya çıktığında dinozorlar henüz yeni yeni doğal gıda zincirinin tepesine yerleşmeye başlamıştı. İlk kemikli balık olan Mersin Balığı bundan 200 milyon yıl önce ortaya çıktı. Günümüzde ise soyları tükenme noktasına gelmiş durumda. 


8 - Atnalı Karidesi 200 milyon yıl

Son derece küçük bir tür olan Atnalı karidesi de dünyadaki değişik koşullara en dayanıklı türlerden biri. Sadece 2-4 mm arasındaki boylarıyla dikkat çeken karidesler 200 milyon yıl önce dinozorlarla aynı dönemde ortaya çıktı.  


9 - Fırfırlı Köpekbalığı 150 milyon yıl

Fırfırlı Köpekbalığı henüz 2007’de keşfedilmiş bir tür. Yapılan DNA incelemelerinde tam 150 milyon yıl önce ortaya çıktığı tespit edilmiş. Hidrokarbon açısından zengin karaciğeri ve son derece yağlı yapısı sayesinde derin sularda çağlar boyunca insan gözünden uzak yaşamayı başaran bu türe şu anda oldukça nadiren rastlanıyor. 


10 - Martialis Huereka Karıncası 120 milyon yıl

Amazon yağmur ormanlarındaki en eski tür olan Martialis karıncası bundan 120 milyon yıl önce evrimleşmiş bir karınca türü. 3 milimetre boyunda olan ve gözleri olmayan bu tür en ilginç karınca türlerinden biri. 


616

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA