Bağımsızlık referandumu ve Türk devleti

Aziz TUNÇ

17 Haziran 2017 Cumartesi | Forum

Güney Kürdistan’da uzun süredir konuşulan bağımsızlık konusu, nihayet bu amaçla 25 Ekim 2017’de bir referandumun yapılması kararının alınmasıyla sonuçlandı. Bu karar, Kürtlerin tarihi ve geleceği açısında anlamlıdır. Elbette Kürtlerin konjonktürün verdiği fırsat ve imkanları bağımsızlık açısından değerlendirmesi isabetli bir politikadır ve bunun sonucu olarak alınan bu karar önemlidir. Ancak bu kararın gerçekten işlevli ve anlamlı olabilmesi için yerine getirilmesi gereken bir görev ve çözülmesi gereken bir sorunu bulunmaktadır. İlk olarak bu konuda yerine getirilmesi gerken görevine bakalım.

Bilindiği gibi, Kürtler sadece Güney Kürdistan’da yaşayan Kürtlerden ibaret değillerdir. Ve özgürlük ile bağımsızlık her parçada yaşayan ve mücadele eden Kürtlerin hakkı, talebi ve arzusudur. Öte yanda bugün bu konjonktürden ortaya çıkmış olan fırsatlar sadece Güneyli Kürtler açısında değerlendirilmesi mümkün ve gerekli fırsatlar değildirler. Kürdistan’ın merkezde olduğu bölgede yaşanan gelişmeler, bütün parçalarda yaşayan Kürtlerin özgürleşmesi açısında, fırsatlar sunmaktadır. Bu belirlemelerden daha fazlası, ortaya çıkan koşulların her parçada yaşayan ve mücadele eden Kürtler için, bağımsızlığı ve özgürlüğü, yakın zamanda ulaşılabilecek bir hedef haline getirmiş bulunmasıdır.

Kürdistan’ın her bir parçasında işgalci durumunda olan her devlet, artık bu işgalci konumunu sürdüremez duruma gelmiştir. Irak uzun süreden beri Kürdistan üzerindeki bu konumunu kaybetmiş bulunmaktadır. Irak gibi Suriye‘nin de Kürtlerin özgürlüğü önünde engel olabilecek gücü ve takatı kalmamıştır. Uzunca bir süredir Türk devletinin sürdürdüğü savaşçı ve katliamcı politikaların yarattığı sonuçlar ve yaşanan son gelişmeler, Türk devletinin de Kürt özgürleşmesinin önünde engel olamayacağını ortaya çıkartmıştır. Öte yanda İran’ın da Kürtlerin diğer parçalarda özgürleşmesi halinde, sömürgesi altında bulundurduğu Kürdistan parçasını daha fazla sömüremeyeceğini öngörmek kehanet olmayacaktır. Kısacası bölge, Kürdistan’ın doğuşunun sancılarını, altüst oluşunu yaşamaktadır. Kürtlerin siyasi ve askeri güç ve örgütlülüğünün düzeyi, bu ortamda kazanmanın koşullarını yaratmakta, olanaklarını sunmaktadır. Böylesine derin ve kapsamlı sarsıntıların yaşandığı ve bu nedenle büyük imkanların doğduğu bu ortamın, Kürtler ve tüm ezilenler açısında, daha doğru ve azami avantajların elde edileceği bir biçimde değerlendirilmesi mümkün ve zorunludur.

Bunun için ilk yapılması gereken acilen ve bütün mazeretler, ‘ama‘lar ve ’fakat‘lar aşılarak Kürt ulusal birliğinin yaratılması gerekmektedir. Bu amaçla KNK‘nin başlattığı çalışmalar, bütün Kürtler tarafından desteklenmeli, güçlendirilmeli, ulusal birliğe gidecek yolu açacak olan ulusal kongrenin toplanması sağlanmalıdır. Çünkü Kürt ulusal birliğinin kurulamadığı koşullarda yaşanacak referandum sınırlı, yetersiz ve belki de sorunlu sonuçların doğmasına yol açacaktır. Toplumların mücadele tarihleri, bu şekilde heba edilmiş, değerlendirilememiş, kaçırılmış fırsatlarla doludur. Kürtlerin tarihinden de sayısız fırsat ve imkan değerlendirlememiş, harcanmıştır. Ancak bulunulan noktada herkes emin olmalıdır ki Kürt halkı ve kurumları, aynı akibeti bir kez daha yaşamayacaklar, yaşamamalıdırlar. Tarihlerinden çıkarttıkları dersleri dikkate alacak olan Kürt halkı ve kurumları, bu durumu dikkate alacaklar ve Ağrı Dağına kazılan‚ ‘Hayali Kürdistan burada metfundur‘ yazısını yazanların ellerini ovuşturarak bekledikleri fırsatı bir daha yaşamalarına imkan vermeyeceklerdir. Veya bu konuda sorumlu davranmayan, gerekli, basireti ve yeteneği gösteremeyenler, Kürt halkının vicdanından da toplumsal hayatından da mahkum ve yok olacaklardır.

Bu gerçek dikkate alınmadan bağımsızlık için referandum yapmak Kürtlerin uzun yıllardır kan ve can bedeli sürdürdüğü mücadelenin doğru değerlendirilmemesinin vebalini taşıyacaktır.

Bu nedenle ulusal birlik için, özellikle KDP’nin ve Barzani‘nin bir sorunu çözmesi gerekmektedir. Bu da referandumun çözülmesi gereken sorunudur.

Barzani ve KDP, öncelikle Türk devletine olan bağımlılıktan kurtulmalıdır. Bugün Kürdistan’ın bağımsızlığının önündeki asıl engel Türk devletidir, takadı ve iddiası kalmamış olan Irak merkezi hükümeti değil. Hiç bir müeyyide uygulama gücü ve imkanı kalmamış olan Irak merkezi hükümetine karşı, böyle bir referandum yapmak Kürtlerin ve Kürdistan’ın bağımsızlığı açısından önemlidir ancak tek belirleyici değildir. Bugün Kürtlerin ve Kürdistan’ın bağımsızlığı Türk devletinin politikalarına karşı tutum almaktan geçmektedir. Bu yapılamadan Kürtlerin bağımsızlığından söz etmek anlamlı olmayacaktır.

Çünkü Türk devletiyle olan ilişki, eşit şartlarda kurulmuş bir ilişki değil, Kürt özgürlüğünü engellemek temel amacıyla kurulmuş bir bağımlılık ilişkisidir. Türk devleti, Kürtlerin ve Kürdistan’ın haklarını ve bağımsızlığını engellemek ve Kürdistan’ın olanaklarında yararlanmak amacıyla, Barzani ve KDP ile ilişki kurmuş bulunmaktadır. Bu ilişki kırılmadan, değişmeden, bağımsızlıktan söz etmek inandırıcı olmayacaktır. Barzani ve KDP, bütün bir Kürt halkının geleceğini tehdit eden böyle bir ilişkiyi sürdüremez, sürdürmemelidir.

Kaldı ki zaten Türk devleti de Irak Kürdistanı’nda alınan bu karara hemen tepki vererek karşı çıkmıştır. Her ne kadar Kürt halkının oylarıyla seçilen bazı AKP vekilleri Kürt seçmenlerini kaybetmemek için farklı açıklamalar yapsalar da, Türk devletinin Kürtlerin kazanımlarına tahammülü olmadığı bilinmektedir. Kerkük’te asılan Kürt bayrağına karşı başta Erdoğan olmak üzere Türk devleti yetkililerinin, kin ve nefret kustuklarını da biliyoruz.

Bu durumda, Türk devletine ve Erdoğan’a rağmen nasıl olacak, referandum ve sonrasında beklenen bağımsızlık? Referandum Türk devletine rağmen olacaksa, o zaman Barzani ile Erdoğan arasında Kürt özgürlüğüne karşı kurulmuş olan ittifak çözülecektir. Yok Türk devletinin isteğine uygun olarak referandumdan ve bağımsızlıktan vazgeçilecekse, o zamanda, bu iddianın anlamı olmayacak, bunun bir yanıltma olduğu ortaya çıkacaktır. Tam da bu durumda, sürecin mimarı olarak Barzani ve KDP’yi, bu tarihi fırsatı ve imkanı heba etmek istemeyen Kürt halkı affetmeyecektir.

Bölgede yaşanan bu karmaşanın en karanlık ilişki içinde olan ve en kirli hesaplarını yapan taraf, Kürtlerin haklarını ve özgürlüğünü kazanmaması için çırpınan Türk devletidir. Türk devletinin bu politikalarına rağmen kazanmaya en yakın taraf Kürtlerdir. Kürt halkı, kendi tutum ve politikalarını bu gerçekler üzerinde şekillendirmek zorundadır. Türk devletine olan bağımlılığı değiştirmeyen hiç bir referandum, bağımsızlık ve özgürlük getirmez/getiremez. Kürtlerin özgürlüğü de, bağımsızlığı da ulusal birlikle güvence altında olacaktır. Kürtler, ulusal birliği sağlayacak birikime, sorumluğa ve tarihsel fırsatları değerlendirecek yeteneğe sahip olduklarını hem dostlarına hem de düşmanlarına göstereceklerdir.

Özgür Kürdistan, uzak bir hayal değil, yaşanacak günlerdendir.


1216

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA