Kürtler demokratik haklarını kullanacak

Sol Parti Milletvekili Cansu Özdemir, G20 zirvesi sırasında yapılacak olan protestolara Kürtlerin katılmasının, eyalet hükümeti tarafından kriminalize edildiğini dile getirdi. Özdemir, “Kürtler yasaların kendilerine tanıdığı yürüyüş hakkını kullanacak” dedi.

15 Haziran 2017 Perşembe | Dünya

M.ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Almanya’nın Hamburg kentinde 7-8 Temmuz tarihleri arasında yapılacak olan G20 Zirvesi için sayılı günler kalırken, kentte polisiye önlemler, kent sakinlerinin hayatını adeta kabusa çevirecek. Zirvenin yapılacağı Messehalle ve çevresinde, zirveye katılacak olan devlet ve hükümet başkanlarının kalacağı otel ve rezidanslarda güvenliği sağlamak için 15 bin polisin görev alacağı belirtildi. Bugünlerde ise 3 bin polisin sürekli tatbikat yaptığı söyleniyor. 

Öte yandan Hamburg Sol Parti’nin binasında görüştüğümüz Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekili Cansu Özdemir, Parlamento’nun toplantılarında zirvenin güvenliğine ilişkin sürekli soru önergeleri verdiklerini belirtti. 


‘Kürtlerden bilecekler’

Cansu Özdemir Hamburg Eyaleti İçişleri Senatörü Andy Grote’nin Kürtlere yönelik provokatif açıklamalar yaptığını ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini kriminalize eden yaklaşım sergilediğini söyledi.

Sol Parti Milletvekili Özdemir “Deyim yerindeyse gösteriler esnasında bir insanın burnu dahi kanarsa bunu Kürtlerden bilecekler. Ama Hamburg Hükümeti, zirveyi demokrasi şöleni olarak lanse etmişlerdi. Başlangıçtaki açıklamalar, politikacıların güvenli bir ortamda toplantılarını gerçekleştireceği, zirveye karşı protestoların da özgür bir şekilde yapılacağı yönündeydi. Fakat Kürtlerin de 8 Temmuz’da yapılacak olan yürüyüşe katılacakları belirtilince tüm güvenlik konseptlerini yeniden gözden geçirme telaşına girdiler. Oysa, Kürtlerin gündeminde kesinlikle şiddet ve provakasyon olmayacak. Kürtler yasaların kendilerine tanıdığı yürüyüş hakkını kullanmak istiyor. Hükümet bu durumu kızıştırmak için elinden geleni yapıyor. Sanki yürüyüş değilde Kürtlerle Türklerin meydan muharebesi olacakmış gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar.”


‘Asıl tehdit unsuru Erdoğan’ın korumaları‘

Cansu Özdemir, Kürtlerin barışçıl yürüyüşünden kimsenin korkmaması gerektiğini belirterek asıl saldırı ve provokasyonların Erdoğan’ın korumaları tarafından yapılacağı endişesini taşıdıklarını söyledi. Özdemir devamla şunları dile getirdi: “ABD’de nasıl ki protesto hakkını kullanan sivil ve savunmasız insanlara saldırdıysalar, burada da aynı yöntemleri kullanacaklarından endişeliyiz. Nitekim Ekvador’da protesto gösterisinde bulunan bir milletvekilinin Erdoğan’ın korumaları tarafından nasıl darp edildiğine tanık olduk. Ama burada böyle bir yönelim olursa Alman halkının tepkisinin farklı olacağına inanıyorum. Hamburg İçişleri Senatörü Andy Grote’nin açıklamaları, Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in açıklamaları ile birebir örtüşüyor. Tüm bu söylemlerle yapılacak olan zirvede gösteri ve protestoların olmasını istemiyorlar aslında.” 


‘Halka meydan okumadır’

Sivil halkın yoğunlukta yaşadığı bir semtte böylesi kritik bir zirvenin yapılmasını da eleştiren Özdemir, bunun bir meydan okuma olarak gördüklerini belirtiyor: “Sivil insanların yoğunluklu yaşadığı bir yerde böylesi önemli bir zirvenin yapılması her şeyden önce bir provokasyondur. Halka şu mesajı vermek istiyorlar. Biz sizden göçlüyüz. Bizim ne yaptığımıza siz karışamasınız. Madem ki zirvenin bir karnaval havasında geçeceğini söylediniz, bunca korku ve telaş neden peki? Neden yasalar ile güvenceye alınmış insanların protesto hakkını yasaklıyorsunuz? Hem Hamburg polisinden hem de buraya koruma ordularıyla gelecek olan devlet başkanlarından bu hakka saygılı olmalarını bekliyoruz.”


‘Hamburg’da OHAL kanunları geçerli olacak’ 


Yavuz Fersoğlu bir hukukçu, aynı zamanda da G20 zirvesi için yapılacak olan yürüyüş ve etkinliklerin basın sözcüsü. 

Fersoğlu son zamanlarda bir toplantıdan diğerine koşturup duruyor. Aynı zamanda Hamburg NAV-DEM temsilciliğini de yürütüyor. 

Kentte alınmış olan güvenlik önlemlerini ve şehrin genel bir panoramasını anlatmasını istiyoruz. Kentin zirve boyunca OHAL yönetmelikleriyle yönetileceğini söylüyor Fersoğlu: “Zirvenin yapılacağı şehir merkezi, kırmızı bölge ilan edilmiş durumda. Buraya kesinlikle kimseyi yaklaştırmayacaklar. Bu zirvenin güvenliği için 15 bin polis görevlendirilmiş durumda. Bunların yanı sıra gelen her başkan ve başbakan da adeta bir koruma ordusu ile gelecek. Zirvenin yapılacağı Messehalle ve çevresi, yani başkan ve başbakanların kalacağı konaklama yerlerine de sıkı bir güvenlik söz konusu. Zirvenin yapılacağı tarihlerde iki kişiden fazla insanın toplanmasına izin verilmeyecek mesela. Siz Trump’ı, Putin’i ve Erdoğan’ı evinize davet ediyorsanız, buna karşı yapılacak olan protestolara da tahammül edebilmelisiniz. Yürüyüş ve protesto hakkı, kanunlarla insanlara vermiş olduğu bir hak. Her şeyden önce bu hak, ayaklar altına alınıyor. Bu kesinlikle kabul edilemez bir şey. Dolayısıyla Anayasa’nın ihlali söz konusudur. Bizler bunun takipçisi olacağız. Hamburg Senatosu bu yasaklarla demokratik anlayıştan ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Hak ihlallerine karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız.”


‘Trump’ı göreceğiz diye….’

Fersoğlu, zirvenin yapılacağı Messehalle semtindeki evlere polis tebligatlarının gönderildiğini belirterek devamında şunları dile getiriyor: “Tebligatta, zirvenin yapılacağı tarihlerde kesinlikle kimliksiz dışarı çıkılmaması ve polise zorluk çıkarmamaları konusunda öğüt veriliyor. Yine arabaların kırmızı bölgenin dışında, sarı bölge olarak belirtilen yerlerde park edilmesi tavsiye ediliyor ki, bu da bir arabanın en az 3-4 kilometre uzakta bir yerde park edilmesi anlamına geliyor. Bunun yanı sıra zirvenin yapılacağı binaların cephesinde bulunan işyerleri ve evlere keskin nişancılar yerleştirilecek. Ev sakinlerinden iki gün boyunca pencerelere çıkmamaları istenecek. En küçük bir şüphede polisin ateş açma hakkı var mesela. Yani pencereye yaklaşıp ‘Trump’ı göreceğim’ derseniz, canınızdan da olabilirsiniz. Semtte oturanların sabıka kayıtları çıkarılmış. Helikopterler 24 saat boyunca havada tarama yapacak. Bunun yanı sıra insansız hava uçakları devreye konulacak. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Alman ordusunun uçakları zirve boyunca teyakkuzda olacak.” 

Almanya G20 zirvesi için Schengen vizesini askıya almış durumda. 11 Temmuz’a kadar sürecek olan bu yasaklarla karayolu ile giriş yapan herkesin kimlik bilgileri kontrol edilecek. Tabii zirvenin yapılacağı semte de semt sakinleri misafir ettikleri misafirlerin kimlik bilgilerini polise bildirmek zorunda. Bunun yanı sıra toplu taşıma araçlarının güzergahı da değişti. Kent yeşil, sarı ve kırmızı olmak üzere üç bölgeye ayrıldı. Bu alanlarda polis dilediğine kimlik sorabilecek ya da üst araması yapabilecek. 

8 Temmuz’da yapılacak olan kitlesel yürüyüşe 100 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. NAV-DEM de yürüyüş için 4 dille yazılmış (Almanca, Kürtçe,Türkçe ve İngilizce) çağrı metni hazırladı. 



G20 nedir? 

Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip 20 ülkenin içinde olduğu küresel örgütlenmedir. G20 zirveleri, 1999'dan beri her yıl düzenli olarak yapılıyor. 

Küresel nüfusun üçte ikisi bu G20 içinde bulunuyor. G20 küresel mal ve para karşılığının yüzde 85'ine, dünya ticaretinin de yüzde 75'ine sahip. 

G20, Almanya, ABD, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu'ndan oluşuyor. Üyelerinin, yapıları ve yönetim şekilleri göz önüne getirildiğinde G20'yi "Kendi içinde birbirine benzemezlerin örgütlülüğü" olarak tarif etmek de mümkün. 

İspanya, İsviçre, Norveç, İran, Tayvan ve Venezüella ekonomik olarak bazı üyelerden daha büyük olmalarına rağmen G20'de bulunmuyor. Birçok Avrupa Birliği ülkesi de, G20'de bağımsız olarak değil sadece AB Komisyonu olarak temsil ediliyor.

ABD, kendi dediğini dayatıyor

Bu yıl 17- 18 Mart tarihleri arasında G20 zirvesinin Almanya'nın Baden-Baden kentinde önemli bir toplantısı vardı. 

Dünyanın önde gelen 20 ekonomisine sahip ülkelerin maliye bakanlarıyla merkez bankaları başkanlarını bir araya getiren G20 ekonomi zirvesinde, serbest ticaret konusunda bir anlaşma sağlanamadı. 

ABD’nin itirazı nedeniyle artan korumacılığa karşı net bir duruş sergilenemedi. G20 zirvelerinin resmi sonuç bildirilerinde şimdiye kadar genellikle koruyucu politikalardan kaçınılacağına dair vurgular yer alıyordu. Ancak ABD'nin Donald Trump liderliğindeki yeni yönetimi, ülkesini ithal ürünlere getirilecek muhtemel gümrük vergileriyle koruma niyetinde. Yine uluslararası anlaşmalar yerine ikili anlaşmalara ağırlık veriyor. Amerikan şirketlerine vergi kolaylığı istiyor. 

Maliye bakanları ve merkez bankaları yöneticilerinin kendi aralarındaki görüşmeleri ve 17-18 Mart'taki zirvede ele alınan konular, 7-8 Temmuz'da Hamburg'taki G20 zirvesinin de mali konularına hazırlık niteliği taşıyor. 

Merkel'in sınavı

G20'nin dönem başkanlığını 1 Aralık 2016'da Almanya devraldı. 

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Almanya Dönem Başkanlığı, G20’nin 2017 önceliğini, “birbirine bağlı bir dünyayı şekillendirmek” olarak belirledi. 

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, AB liderleri, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping gibi farklı kutuplarlarda ve kritik önemi olan güçlerin liderlerini Merkel nasıl ikna edecek? İşte siyasi analistler açısından bu önemli bir soru. 7-8 Temmuz zirvesi Merkel açısından önemli bir sınav. 

Küresel sermayenin bu toplantısı, her sene küresel anlamda demokrasi güçlerini de bir araya getiriyor. Her zirve sırasında sömürü, doğanın tahribatı, temel hak ve özgürlükler ile sosyal hakların gasp edildiğini belirten demokrasi güçleri G20'nin liderlerini protesto ediyor. 


 HABER MERKEZİ



1728

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA