Bir Yılmaz Güney hikayesi

Sevgili, gerçek kişilere fakat edebi kurguya dayalı, acı bir umudun ve yalın sevginin romanı.

13 Haziran 2017 Salı | Kültür-Sanat

ELİF SONZAMANCI / KÖLN


Yazar İnci Aral’ın Yılmaz Güney’in yaşamından esinlendiği Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan ‘Sevgili’ kitabı raflardaki yerini aldı. Kitabının bir sevgi, sadakat ve dayanışma hikayesi olduğunu belirten Aral, aynı zamanda Türkiye’nin de hikayesi olduğuna dikkat çekiyor.

İnci Aral ile Brüksel’de yollarımız kesişti. Özenli, disiplinli bir yazar Aral. Sohbet ederken her hareketinden anlıyorsunuz bunu. Aynı zamanda kurgularını anlatırken, kitaptaki olaylar döngüsüne hapsediyor insanı. 

Bir evlilik hikayesi

İnci Aral’ın kitabında Yılmaz Güney’in 1965 ile 1985 yılları arasında, yani ölümüne kadar geçen 20 yıllık süreci anlatıyor.

Kitabının aynı zamanda bir evlilik hikayesi olduğunu belirtiyor Aral. Bir sevgi, sadakat ve dayanışma hikayesi olduğunu ifade ediyor. Okurun da severek okuyacağını düşünüyor. Fakat Aral kitapta Yılmaz Güney karakterinin ismini değiştirmiş. Hikayenin ise ,“Yılmaz Güney hikayesi olduğu çok belli“ diyor. 

Costa Gavras’a yazılan senaryo

Aral’ın Sevgili kitabının oluşma fikri, ünlü yönetmen Costa Gavras’ın Yılmaz Güney hakkında yapmayı düşündüğü film için  senaryo çalışmaları ile başlıyor. Yılmaz Güney’in Yol filmi, 1982 Cannes Film Festivali’nde Costa Gavras’ın Kayıp filmiyle birlikte Altın Palmiye ödülü almıştı. Gerisini ise Aral şöyle anlatıyor:

“2000 yılında Fatoş Güney ile birlikte bir senaryo çalışması yaptım. Fatoş’un bana aktardığı çok önemli bilgiler vardı. Bu film çekilemedi. Costa Gavras çekecekti. Ama Costa Gavras yan çizdi biraz. ‘Ben bir evlilik hikayesi istiyorum’ dedi. Sonra ben Fatoş ile konuştum. Bunu roman yapmak istediğimi söyledim. Onun da tek koşulu ismini değiştirmemdi. Roman kurgusu olsun diye. O nedenle ismi değiştirdik. Her şeyi ile onların hikayesi.’’

Bir sanatçının yok edilmek istenmesinin hikayesi

İki darbe arasında hapislerde geçmiş bir dönemi aktardığını belirten Aral, kitabının aynı zamanda Türkiye’nin de hikayesi olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “O iki darbe arasındaki, darbeden de sonra Türkiye’nin ne kadar berbat yönetildiğini, daha doğrusu yönetilemediğini, insanlarına nasıl görülmemiş zulümler uyguladığını, dünya çapında bir sanatçıyı da nasıl yok etmeye çalıştığının hikayesi.”


280

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA