Kırmızı fularlı kadının Destan’ı

Roger WESTAN

13 Haziran 2017 Salı | Kadın

Halkın hakikatini arayan ve bulan insanı anlatmak gerek; bir de yaşamak gerek hakikate ulaşan güzel insanı… Artık bir destan olan hakikatin isyancı kadınını, destanlaştıran ruhu anlamadan, yaşamadan ve onun yüceliğini, özgürlüğünü göremez gözlerimiz.

Onun da sürekli dillendirdiği gibi “özgürlüğü görmek için kulaklarımız önündeki duvarları ve gözlerimiz önündeki perdeyi kaldırıp dağlarda yankılanan insan çığlıklarını duymak; size özgürlüğün işitilebildiğini, görülebildiğini ve hissedilebildiğini gösterecektir. Özgürlük yolu şüphesiz dağlardan geçer. Direniş ile anlam kazanır. Özgürlük yolu bedel isteyen eller ile karşılaşır ve direniş mücadele gerektiren bir yoldur. Mücadelenin geliştiği yürekler sevmeyi, yaşamı ve özgürlüğü en içten his edenlerdir. Güler yüzü ile destanlaşan kırmızı fularlı kadın bu duyguların yaşamdaki simgesi oldu. Zaten ona baktığımızda da gülüşünde özgürlük saçtığını, yüreğinde halkları bütünleştirmiş bir yaşamı barındırdığını, yaşama ve özgürlüğe tutku ile bağlandığını görebiliyorduk. Mütevazi mücadelesi bunu gösteriyordu. 

Kırmızı fularlı kadının doğaya olan merakı ve sevgisi, onu doğa ile bütünleştirdi. Bu dağlarda ağaçlar, kuşlar ve diğer tüm canlılar ile ilişkiye geçti. Rengini, sesini, bir de direnişini bu dağlarda devrimin bir halkası haline getirdi. 

Geziden Kürdistan dağlarına, oradan Rojava Devrimi’ne ve Reqa’ya uzanan serüveninin destanını bu şekil bir cümle ile açıklamak daha yerinde olacaktır. Halkların yıkılmayacak dayanışma köprüsünü 21. yy’daki simgesi olduğunu destansı yaşamında gösterdi. Halkların direniş simgesi, kadınların özgürlük sesinin öncü temsilcilerinden biri haline gelen kırmızı fularlı kadını anlatmak için onun ile yaşamak gerek. Zaten kendisine, yani özüne ulaşma isteği böyle bir hakikat yolculuğunu başlattı. Bu yolculuğun kutsallığına inancı vardı. Her fırsatta tüm gençleri davet etti. Gençler üzerinde uygulanan politikaların gençleri yozlaştırma ve özgürlük arayışlarını sindirmek amacı ile yapıldığını biliyordu. Kendisi bu politikalara kanmadı ve böyle bir yolculuğa başladı. Yarınların özgürlüğünü kalbinde hissediyor ve bunu her kese her yerde anlatmaya, hissettirmeye çalışıyordu. Bunu destansı yaşamında açık bir şekilde görmek mümkündür. Halklara, yaşama ve özgürlüğe adanmış bu yaşam; yarınların özgürlüğe olan inancını, mücadelesindeki kararlılığı ve zaferi yarınlara müjdeledi. 

Gezi’nin sadece bir parktan ibaret olmadığını ve insanlığın tekrardan canlandırdığı bir ruh olduğunu hakikat yolcusunun yaşamından anlamak, direnişinden okumak mümkündür. Bu ruhun her geçen gün insanlarda insanlık duygusunu yeşerteceğini kendi yaşamında gösterdi ve kendi yaşamında filizlendirdi. İnsanlığın destanlaşan hikayesini yazmak, bu efsanede bir paragraf olmak için böyle bir serüvene çıktı. Ütopyaların sadece hayallerden ibaret kalmadığını, teoride kalmayacağını, pratikleştiğini ve pratikleştikçe yaşamı özgürlüğün anlamlaştığı gerçek anlamlarına kavuştuğunu söylerdi. Yaşam ve özgürlüğe olan bağlılığı, insanlığa ve halkların birlikteliğine olan inancı, böyle bir yolculuk gerektirdi. Bu yolculuklar bedel ister, bu bedeli ödemeden de hiç çekinmedi, içi rahattı. Arkasında kalanlar, onun yolculuğunu devam ettireceklerdi. Kalplerde bütünleşeceği ve destanların hiç bitmeyeceğini, her geçen gün artacağını biliyordu. 

Bir de zafer sloganlarının kulaktan kulağa yayılacağını, kendisinden öncekilerde görmüştü. 


431

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA