Başûr’da Milanlar çoğalırken...

30 Ekim 2015 Cuma

MERAL ÇİÇEK

Almanya Başbakanı Angela Merkel, iki hafta önce partisinin bir konferansında insanı –normalde AKP’lilere has bir biçimde- afallatan cümleler kurdu. Oldukça sevimli ve sevinçli bir yüz ifadeyle şöyle dedi: “[Güney Kürdistan’a] Milan tipi anti tank sistemini gönderdik ya; Kuzey Irak’taki Kürtlerin bir temsilcisi bana, bu silahın etkisine hayran kaldıkları için bebeklerine, erkek çocuklarına artık Milan adını taktıklarını söylediğinde gerçekten çok etkilendim.”

Merkel’in bu sözlerinden kısa süre sonra Federal Savunma Bakanı Ursula von der Leyen Hewlêr’e bir yıl içinde üçüncü ziyaretini gerçekleştirdi. Hatırlanırsa, Almanya geçen sene DAİŞ’in Şengal’e ve Maxmur’a yönelik saldırılarından sonra Pêşmerge’ye silah yardımı yapan ilk ülke olmuştu. Bunun için 2. Dünya Savaşı’ndan beri yürürlükte olan “savaş alanlarına silah göndermeme ilkesi” de çiğnenip ortadan kaldırıldı. 16 Ağustos 2014’te Hewlêr’de Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzanî ile görüşen Alman Dış İşleri Bakanı Steinmeier da, Şengal’in hemen ardından Başûr’a gelen ilk Batılı üst düzeyli devlet temsilcisi olmuştu. 

Eylül 2014’te başlayan silah yardımları çerçevesinde Pêşmerge’ye şimdiye kadar 20 seferde yaklaşık 1.500 tonluk malzeme gönderildi. 100 milyon Euro’yu aşkın değerdeki bu silah nakli ihracat kapsamında olmayıp tümüyle Alman devleti tarafından karşılanıyor. Silah yardımı yanısıra 95 Alman askeri Pêşmerge’ye eğitim vermektedir. (Kamp yeri inşaatı yeni bittiğinden aylardır, aylık yarım milyon Euro’ya kiralanan bir otelde yaşayan Alman askerlerinin şimdiye kadarki konaklama ve transport masrafları 6 milyon Euro’yu geçti) Alman ordusu ayrıca Haziran ayından bu yana bir Êzîdî taburunun eğitimine başlayıp, Menila kampında da Kakailere askeri eğitim veriyor. 

Alman Savunma Bakanı’nın yapılacak yeni silah yardımları konuşmak üzere Mesud Barzanî ve Kürdistan Bölge Başbakanı Neçirvan Barzanî ile görüştüğü sıralarda, içinde Pêşmerge Güçleri 70. Birlikleri komutanı Şêx Cafer Mustafa’nın da bulunduğu Pêşmerge komutanları Avrupa’da temaslar yürütüyordu. Strasbourg’taki Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Gîwer-Maxmûr cephesi komutanı Sîrwan Barzanî “Uluslararası toplum ve uygarlık adına [DAİŞ’le] savaşıyoruz. Neden yeterince silah almadığımızı anlamıyoruz” dedi. 

Ağustos ayında da Mesud Barzanî başkanlığında Washington’a giden heyet, burada ABD yönetimine ihtiyaç duyduğu silahların listesini teslim etti. ABD Hewlêr’e direkt silah göndermeyip, teslimatı Bağdat’a yapıyor. Mesud Barzani’nin Washington görüşmelerinde bu konuyu gündeme getirdiği biliniyor ancak ABD açısından silahların Hewlêr’e dolaylı gönderilmesi, Kürdistan Bölge Hükümeti’nin Bağdat’la ilişkilerinde baskı unsuru olarak işlev görüyor. 

Bu arka plan da dikkate alınıp Almanya’nın Başûr’a silah yardımı değerlendirildiğinde öncelikle Berlin’in bu oldukça masraflı ‘yardım’larının amacı soru işareti bırakır. Ki silah yardımının düzeyi ile Pêşmerge’nin son bir yıldaki askeri etkinlik düzeyi kıyaslandığında, orantılı bir sonuç çıkmaz. 

Almanya’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından olup dış politika konusunda hükümete danışmanlık yapan Bilim ve Siyaset Vakfı, Mayıs ayında “Kürt siyasetinin yükselişi” başlıklı bir kitapçık yayımladı. DAİŞ’le mücadele ile birlikte Hewlêr’in Batı ile daha sık diplomatik ve askeri ilişkilere sahip olduğuna dikkat çeken Vakıf, devamla şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kontrol dışı değişkenlerin çokluğu karşısında Avrupa siyaseti bir opsiyona yoğunlaşmak yerine hem Erbil ile Bağdat arasında denge kurmalı hem de Irak Kürdistan’ında altyapı, kurumsal alan ve demokrasiyi uzun vadeli bir şekilde desteklemeli. (…) Kürdistan Bölge Yönetimi IŞİD’le mücadelesinde bundan sonra da askeri destek görmeli, silah yardımı ve askeri eğitimler ihtiyaçlara göre düzenlenmeli. Bunda Kürtler arası ve Irak içindeki güç dengeler dikkate alınmalı.”

Aynı vakıf tarafından 2011’de hazırlanan “Yeni Kürt sorunu: Irak Kürdistan’ı ve Komşuları” başlıklı analizde Almanya’nın Başûr üzerindeki etkisinin çok sınırlı olduğuna dikkat çekilip, ilişkilerin geliştirilmesi tavsiye ediliyor. O dönemde Berlin dikkatlerini Suriye’ye çevirip bura üzerinden Ortadoğu’daki etkinlik sahasını genişletmek için hazırlıklara başlamıştı. Ancak DAİŞ’in Şengal’e saldırısıyla birlikte birden Başûr’da hamleye geçti. Silah yardımları yoluyla Irak ve Başûr’da siyasi etkinlik alanını kısa sürede büyüttü. 

Almanya dış politikada yüzde 5 görünür iken yüzde 95 görünmezliği esas alır. Daima iyi düşünülmüş uzun vadeli çıkarlar ve stratejik hesaplar doğrultusunda siyaset yürütür. O yüzden de Başûr’a silah yardımını “pragmatist bir iyilik” ötesinde ele alıp, Berlin’in buraya dönük politikalarını iyi izlemekte fayda vardır. 

Bitirmeden şu detayı da ekleyelim: Merkel’in Kürt çocuklarına isim olarak takılmasından mutlu mesut olduğu Milan tipi füzeler çevreye radyoaktif zehir saçıyor. Belçika bu nedenle 2001 yılından beri bu silahı kullanmazken, Sardinya’daki NATO eğitim alanının etrafında hem kanser vakalarında hem de sakat dünyaya gelen bebek sayısında ciddi artış tespit edildi. 



1595
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: