SEÇİMLERDE: Bilinç ve kararlılık

05 Mayıs 2018 Cumartesi

ZİYA ULUSOY

Seçim sürecine girilince, önceki sürecin seçim alışkanlığı, demokratik güçleri sarıyor. Gerçekçi olmayan bir heyecan da doğuyor. 

Alışkanlık ve heyecan, koşullar aynı kaldığı sürece istikrarlı ve dinamik bir seçim çalışması üretir ve mücadeleye katkı sağlar.

Koşullar değişti. Ama bu değişikliğe bağlı olarak önerilen görüş, haklı bir noktadan hareketle yanlış bir sonuç. Hareket edilen haklı nokta şu: Diktatör Erdoğan’a seçim kaybettirmek! Bu hedef elbette önemli. Fakat Erdoğan’a seçim gerçekten nasıl kaybettirilir ve hangi bilinç geliştirilecek, ne hedeflenecek?

Öncelikle, kararlı demokratik bir programla seçim çalışması yapılmalı. Erdoğan faşizmini yenme kararlılığı bilinçte başlatılmalı. “Erdoğan gitsin” kararlılığı, devrimci ve demokratik güçlerin seçimlerdeki mücadelesinde tutarlı demokratik programda da gösterilmeli. İşçi sınıfından, Kürtler ve ezilen diğer ulusal topluluklarımıza, kadınlardan, gençliğe ve akademiye, Alevilere tüm ezilenlerin hak ve özürlükleri, çok kararlıca seçim mücadelesinde de yükseltilmeli. Antifaşist bu taleplere antiemperyalist talepler eklenmeli. Antiemperyalist mücadele antifaşist mücadeleye tabi kılınmalı. 

Elbette bilinç didaktik eğitimle değil mücadele deneyimiyle kazanılır, kazandırılır. Deneyimin gösterdiği/kanıtladığı tüm antifaşist parti, kitle örgütleri ile kişiler bir cephede birlikte mücadele etmeli. 

Fakat “seçim kaybettirmek” hemen herkesin birbirine söylediği gibi,diktatörün, basitçe sandık sonuçlarını kabulüyle olmayacak. Diktatör hile yapacak, o da olmuyorsa tekrar seçim yapacak, zor kullanarak 1 Kasım benzeri süreçle iktidarını korumaya çalışacak. 

Erdoğan faşizminin hile ve zor araçlarını devreye sokmasına karşı ancak kitle militanlığı başa çıkabilir. Bu seçimlerde diktatöre karşı tutum alan daha geniş kitleleri de seferber ederek onu yenecek yolu güçlendirebilir. Seçimlerde mücadele, diktatörün hile, zor ve gayrimeşruluğuna karşı kitle militanlığı seferber edilebilirse, mücadeleye istenen katkıyı sağlayabilir. 

Bu nedenle, Erdoğan-Bahçeli blokuna karşı, burjuva restorasyoncusu CHP-İYİP-SP blokuna iltihak etmek veya “ikinci tur” desteği vermek, sanıldığının aksine diktatörün gitmesini sağlamaz. 

Üstelik seçimlerde diktatöre geniş tepkinin hegemonyasını bu bloka vererek kitle militanlığı girişimini ve öncü çıkışlarını desteksiz bırakır. Kitlelerin kararsızlığını artırır.

Yeni faşist anayasaya karşı hayır hareketini kitle eylemine dönüştürmenin desteksiz kalması bunun yakın zamandaki örneğidir. 

O halde, başta HDP olmak üzere, HDP bileşenleri, emekçi sol partiler, devrimci örgütler, ilerici sendikalar ve demokratik kitle örgütleri, antifaşist programla seçimlerde mücadele etmeli. 

Antifaşist bilinçte kararlılık geliştirmeli ve karşıdevrimci iki blok karşısında mücadeleci bir güç oluşturmalıdırlar. 

Vurgulanmalıdır ki, diktatör Erdoğan karşısında burjuva restorasyoncu bloka bağlanacak 25 milyonluk kararsız kitleden, demokratik bilinci ve mücadeleci kararlılığı geliştirilen 6 milyonluk kitle çok daha güçlüdür. 

Diktatörü yıkmak için gerekli olan bu kitle ve bu yoldur. 

Restorasyoncu blok, HDP’yi “ittifak”a alalım mı almayalım mı tartışmasını tartışmasız bir sonuca bağladı: ‘Bölücüleri almayalım’!

Neofaşist Perinçek de koroya önceden suflörlük yaptı: ‘Bölücülerin olduğu yerde olmayız’! Oysa burjuva restorasyoncu blok Perinçek’i zaten önemsiz sayarak aynı tavrı takındı. 

Böylece restorasyoncu bloka bağlanma riski büyük oranda gitti. 

Oysa restorasyoncu blok, lafta bile demokratik hak ve özgürlükleri vaat etmekten bilinçlice kaçındı. Demokratik vaadi yalnızca adına demokrasi ittifakı vermekle sınırlı kaldı. Kuvvetler ayrılığı ve parlamenter rejim önermekle kendisini sınırladı. Geri bir parlamentarizm ve geçmişin gerici ,faşist, şovenist güçlerini yükseltecek bir bloka kitleleri bağlamak özgürlükler için faşizme karşı mücadeleyi kararsızlaştırmaktan başka rol oynamaz.

O halde, HDP ve emekçi sol ve bütün demokratik güçlerin tutacağı yol iki gerici bloktan bağımsız tutarlı demokratik yol olmalı. Kitlelerde demokratik bilinç ve mücadele kararlılığı geliştirerek 24 Haziran gecesinden başlayarak kitle militanlığını yükseltmeyi hedeflemelidir. 



445
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: