46/50, 17/25 ve 7/24 mücedeleye devam ve zafer

suatbozkus@gmail.com | 05 Mayıs 2018 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Rakamlara bakıp da karışık bir matematik yazısı yazacağımı zannetmeyin. 

Türkiye siyasetinin tarihindeki önemli günleri sembolize eden bu rakamları bir daha hatırlayalım.

Bütün tek adam-tek parti rejimleri kendilerini yıkılmaz zannederler. Daha da kötüsü kendileri yıkılırsa vatan millet da yıkılacak zannederler. Zannetmekten öte öyle inanır ve yandaşlarına inandırırlar ki kendilerinden başka herkes haindir, casustur. Hepsinin defteri dürülmelidir. Onlara ne okuma hakkı, ne aday olma hakkı, ne seçmen olma hakkı hatta ne de yaşama hakkı tanınmalıdır. Her fırsatta onların kökü kazınmalı, soyu kurutulmalıdır  ki memleket kurtulsun.

Bu nedenle kendi halklarına zulmetmekte hiç bir sınır, hak, hukuk tanımazlar.

Bahçeli'nin yaptığı çağrıya bakın:

Cumhurbaşkanlığı için toplanacak 100 bin imza sorgulanmalıymış!

Yasaları çıkaran sensin, erken seçim kararı alan da sensin. Ondan sonra da adayları da kendin belirlemek istiyorsun. Senden başkasına aday olmak bile yasak. Açıkça yasaklayamadığı için bulduğu yöntem ise tamamen utanç verici:

"Fetö'nün seçmen ayağı da sorgulanmalı"ymış. Yani bağımsız aday için oy verecek seçmenler peşinen Fetöcü olarak zindana atılmaya razı olsun. TC tarihinde vatandaşa karşı bu kadar kabaca tehdit ve şantaj yapılmamıştır. Cumhurbaşkanı adayları tehditle, şantajla, sokak çeteleriyle, fiili saldırılarla çekilmeye zorlanmakta, olmazsa seçmenler tehdit edilmektedir.

Bahçeli Fetö'nün siyasi ayağını arıyorsa kendi müttefiklerine iyi baksın.

Tarih tekerrür etmez, durmadan akar, akar, akar. Ama bu akış sürecinden ezen sınıfların ya da bu sınıflar içindeki zümrelerin diktatörlük biçimleri birbirine benzer. Bu benzerliklere dikkat çekmek gerekirse:

Türkiye tarihinin ilk seçimleri meşhur 46 seçimleridir. Demokratik bir seçimde "Gizli oy, açık sayım" ilkesi geçerliyken bu seçimler CHP tek parti diktasını sürdürebilmek için "Açık oy-gizli sayım" ilkesine göre yapılmıştır. Açık oy'a rağmen halk diktaya karşı oy kullanmış ama gizli sayım'da halkın oyları tersine çevrilmiştir. Halkın oy verdikleri değil vermedikleri sandıktan çıkmıştır. Sandıklar hokkabaz torbasına dönmüştür.

Ama halkın tepkisi o kadar sert olmuştur ki, 50 seçimlerinde CHP perişan olmuştur.

17/25 Aralık operasyonlarıyla AKP çetesi bütün delilleriyle suçüstü yakalanmıştır. Operasyonu yapan güçlerin kim olduğu, amacı ve AKP ile çelişkileri ayrı bir konu ama belgelerin gerçek olduğu açıktır.

Bu belgeler uydurma ise niye sanık olan dört bakan yargıya teslim edilmedi de, AKP oylarıyla kurtarıldı?

Bu dört bakan masum ise niye görevlerinden alındı ya da istifa ettirildi?

Bu soygunculuk sadece 4 bakanla mı sınırlı? Soygunun diğer uzantıları nerede? Bunlar hiç bilinmeyecek mi?

Reza Zarrab'ın İran'daki suç ortağı yargılandı ve mahkum oldu. Kendisi ve orada yakalanan Halk Bankası sorumlusu ABD'de yargılanıyor. İyi de Türkiye'deki suç ortakları kim ve nerede? Reza Zarrab'ın siyasi ayakları ortaya çıkarılmayacak mı? Bu kişi bu işleri tek başına mı becerdi? Erdoğan niye onu kurtarmak için can attı? Zarrab'ın rüşvet dağıttığı kişilerin listesi ellerde dolaşırken savcılar niye uyuyor?

Neresinden baksanız Türk-İslam sentezine dayalı bu ırkçı-faşist sistem çürümüş ve çökmüştür. Halklarımız 7 Haziran 2015 seçimlerinde bu sisteme, tek adam-tek parti diktasına hayır demiştir.

Ancak faşist diktatörler yeni bir darbe ile bu seçimleri geçersiz sayıp yönetime el koymuşlardır. Halka bunu kabul ettirebilmek için de katliamlara başlamışlardır. Yani HDP'nin hem yönetimine, hem belediyelerine hem de seçmen ayağına operasyon yapılmıştır.

Şimdi her türlü saldırı tehdidi ve şantajla erken seçime gidiliyor. Erdoğan diktasına Bahçeli-MHP payandası vurulsa da çökmektedir. "Nasıl olsa çalacaklar" karamsarlığına kapılmamak gerek. Neyi, ne kadar, nasıl çaldıklarını en iyi kendileri bildikleri için, çaldıkları kadar korkacak, ayakları dolanacak ve kaçacaklardır.

Bir anlamda 7 Haziran'ın rövanşı 24 Haziran'da yapılacak. Sandıkları korumak için her türlü çaba gösterilmelidir. Halklarımız faşist çeteye öyle bir tokat, atmalıdır ki, Osmanlı tokadından bahsedenler tokat neymiş görsün, anlasın.

7/24 çalışma zamanı. 7 Haziran'da gasp edilen oylarımızı 24 Haziran'da misliyle geri alalım.

Sokakta ve sandıkta tek parti-tek adam diktasına son verme zamanı!

HDP kampanyasında vurgulandığı gibi:

SENLE DEĞİŞİR, 

SENLE KAZANACAĞIZ!



556
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: