Castrolar’dan sonra Küba

03 Mayıs 2018 Perşembe

METİN YEĞİN

‘Sezar Galyalıları yendi. Ee tek başına mı yendi? Yanında bir aşçı olsun yok muydu?’ Diyordu Brecht, ezilenlerin tiyatrocusu. Yıkıcı bir aforizma. Bütün egemenlerin tarih hegemonyasını bir cümle ile o meşhur tarihin çöpüne gönderen. Fakat sadece burjuvaziye has bir şey olmadı bu tarih bakışı. Sol ve sosyalistler de maluldü bu perspektifden ve şimdi de yeniden soruluyor Castrolar’dan sonra ne olacak? 

Bu soruyu yakından biliyorum. Çünkü bundan önce de, Fidel Castro’dan sonra ne olacak diye geliyordu soru. Baştan söylemeliyim ki bu dediğim Küba’da hiç bir şey değişmeyeceği anlamına gelmiyor tam aksine Küba’da zaten, her zaman, bir sürü şey değişti ve değişmeye devam edecek. 

Fidel dönemi diye adlandırabileceğiniz tek bir dönem yoktur. Mesela Küba dış politikasını biraz kaba çizgilerle de olsa üçe ayırmak doğru sayılabilir. İlki Che’den başlayarak doğrudan gerillaları ve askerleriyle dünyanın her yerinde devrimin içinde olmak, ikincisi, 1980 sonrası özellikle daha çok ideolojik bir ortaklıkla devrimin kolaylaşmasını sağlamaya çalışmak. Mesela Nikaragua, El Salvador ve Guatemala devrimci ittifaklarını örgütlemek ve uzmanlarla desteklemek. Üçüncüsüyse 1991 sonrası ise askeri bir şeye bulaşmadan, sadece devrimci bir sürece değil dünyanın her yerindeki halklarla dayanışma. Özellikle tıp doktorlarıyla dünyanın her yerinde halk sağlığını örgütlemek, mühendis ve mimarların alternatif bilgilerini paylaşmak, dünyanın her yerindeki yoksulların yanında yer almaktı.

Yani dış politikada hangi Fidel döneminden farklı olacaktır yeni Küba?  

Ekonomide de çok farklı Fidel dönemleri yaşandı. 1963’e kadar devrimin temel hedefi ‘Toprak Reformu’ dinamiğiyle yaratılmaya çalışılan yeni ekonomi, ABD’nin 1963 ‘Domuzlar Körfezi’ saldırısı ve ambargoyla beraber, Sovyetler Birliği ile yoğunlaşan bir ekonomiye dönüştü. Şeker kamışının Sovyetler Birliği’ne ithali karşılığında ‘Kalkınmaya’ dayalı ‘Sosyalist’ ekonomiydi bu.  

1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile bu ekonomi yıkıldı. Hemen tam aksine başta organik tarım yöntemleriyle ürünlerin çeşitlendirilmesine çalışıldı. Özellikle halkın temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, ‘Kent Tarımı’ dahil geçimlik tarıma dönüldü. Bununla birlikte ülke zorunlu olarak turizm sektörüne açıldı. Turizm halkın arasına eşitsizlik tohumları ekmesine rağmen, aç kalmaya tercih edildi. Halkın ‘yokluk dönemi’ diye adlandırdığı bir dönemdi bu. 

Ancak Chavez ile birlikte bu derin yokluktan çıkıldı. Venezuella, Küba’nın en fazla ihtiyacı olduğu petrolü ucuz olarak verirken, Küba da buna karşılık başta halk sağlığı uzmanları, doktorlar olmak üzere, eğitilmiş insanlarını Venezuella’ya, yoksullar arasında çalışmaya gönderdi. Bu işbirliğinden doğan ‘Doktorlar ekonomisi’yle biraz ferahladı Küba… 

Yani hangi Fidel döneminin ekonomisinin değişip değişmeyeceğini konuşucağız?

Raul’un başkanlığı sırasında gerçekleşen ekonomik değişiklikler de birden Raul’un kararıyla tepeden inen bir şey değildi. Henüz devrimin başında Raul Castro ile Che Guavera arasındaki ekonomik tartışmalarda bile bu karşıt görüşler vardı. Che Sovyetler Birliği’ndeki ekonomik teşvikleri eleştirirken, Raul ekonominin başka türlü ayakta duramayacağını savunuyordu.  

Yani Raul’un hangi döneminden farklı olacak Miguel Diaz dönemi?

Küba dünyanın -Devlet ile birlikte olabilecek- en iyi demokrasilerinden birine sahiptir ve tabii ki her zaman olduğu gibi dehşetli sorunlarıyla birlikte. Fakat sadece rüzgarıyla dünyanın öte ucundaki bir ülkeyi yıkabilen ABD’nin yanıbaşında, halkın katılımcı demokrasisi gerçek olmadan yaşayabilmesi mümkün olamazdı. 

Şimdi Miguel Diaz yeni Küba devlet başkanı ama unutmayın yanında aşçılar, köylüler, işçiler, doktorlar, öğretmenler filan da var…



429
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: