Söz anlamayan millet Yecüc Mecüc’e karşı

30 Nisan 2018 Pazartesi

FERDA ÇETİN

Türkiye seçime mi gidiyor yoksa Kuran'ın Kehf Suresi'nde sözü edilen günlerden mi geçiyoruz?

İslam inancına göre kıyamet gerçekleşmeden önce, sırayla gerçekleşecek alametleri görünecektir. Bu alametlerden biri de Yecüc Mecüc'tür.

Yecüc Mecüc öylesine kalabalık bir topluluktur ki ırmakların ve göllerin suyunu içerek tüketebilirler. Geçtikleri yerlerde yiyip içip, her şeyi kurutacak ve etraflarını fesada uğratacaklardır. Çekirgeler gibi olacaklar, haşêrat gibi zulüm yapacaklardır. Nihayet Allah onları helak edecektir.

Kıyamet alametleri değil elbet, ancak seçim günlerinde Yecüc Mecüc daha görünür hale geliyor.

Yecüc Mecüc liderinin diğer "maharetleri" bir yana, en büyük özelliği, zerre kadar bilgi sahibi olmadığı konularda söylediği, danışmanlarının da düzeltemedikleri yalan yanlış sözleridir.

Tayyip Erdoğan bu saçmalıklarından birini, geçtiğimiz cumartesi günü, partisinin İstanbul mitinginde yaptı; “24 Haziran sandıkta demokratik tokadın vurulduğu gün olacak” dediğinde miting alanın dolduran binlerce insan, çılgınca onu alkışlıyordu.

Uygarlık alemi de binlerce yılın sonunda, tokadın ve sillenin "demokratik" olanını öğrenmiş oldu.

Diktatör, kendi elleriyle kaçınılmaz hale getirdiği ve bir gün ya bir mahzende ya da uçuş izni olmayan bir uçakla kaçarken, geride sadece yalanlarını değil, "demokratik tokat" atmak için avuçlarını patlatırcasına alkışlayanlar milyonlarca insanı da bırakacaktır. 

Düşünce ve zihin sağlığına, vicdan, merhamet ve ahlak duygusuna ihtiyacı olan milyonlar...

Erdoğan'ı alkışlayanlar, onun kendileri veya ülke için yapılmış özgürlük, eşitlik, barış, huzur gibi vaadlerini değil; rakiplerini tokatlama, tekmeleme ve oyun dışına atma fırsatını alkışlıyor. 

Kendisinden olmayan ve kendisi gibi düşünmeyene karşı kin ve nefret duyan, onları tokatlamak için fırsat kollayan insanların yüzde 60 veya yüzde 90'ı sizi desteklese ne fayda?

Toplumun hücrelerine sirayet eden çürüme sandığa atılan oyla tedavi edilebilir mi?

Adilik, sıradanlık ve bayağılık oy çoğunluğu ile itibara kavuşturulabilir mi?

"Kitle her yerde, bütün zamanlarda ve kültürlerde aynıdır; çok farklı kökenlerden, eğitim düzeyinden ve dillerden insanlar söz konusu olsa da kitle temel olarak aynı kalır. Yıkıcı olabilir; bastırılabilir, ıslah edilebilir. Kendine bir düşman arar.

Doğduğu kadar çabuk ve çoğunlukla bir o kadar da anlaşılmaz bir biçimde ölür; huzursuz ve hızlı bir ömrü olduğunu söylemeye bile gerek yoktur" der Elias Canetti.

Benjamin Barber ise güçlü demokrasilerde, alkış çalmaya alıştırılmış böyle bir bu kitleye yer olamayacağını; onun yerine özgür ve bilinçli yurttaşların, irade ve inisiyatif alarak, karar süreçlerine katıldıkları özgür bir toplumdan söz eder.

24 Haziran seçimleri, Kürt halkı ve Türkiye demokrasi güçleri bakımından; diktatörlük ve onu şuursuzca destekleyenlerin yarattığı çürümeyi durdurma fırsatı sunuyor. 

Sadece yönetenler ve iktidardakilerden kurtulmak için değil; onların yarattığı ve her geçen gün dağılan yıkıcı, ahlak ve vicdan yoksunu dünyayı arındırmak için de iyi bir fırsat.

Yecüc ve Mecüc'e karşı, bir Zülkarneyn aramaya da gerek yoktur.

Çünkü kutsal kitap, onlara karşı yapılacak seddi ve onları durduracak gücü de açıkça tarif etmiş;

"Yecüc Mecüc dağların eteklerine ulaştığında, onların önünde hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet ve kurdukları set vardı."

Egemenler ve iktidar sahiplerine karşı, söz anlamamak ne büyük onur!

Diktatörlüğe, zulme ve zorbalığa karşı tüm söz anlamayanların birleşmesi, direniş setleri ve demokrasi barikatları kurması ne güzel bir ortaklık!



1538
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: