Şer ekseni büyüyor!

selmaakkaya@hotmail.fr | 13 Nisan 2018 Cuma

SELMA AKKAYA

Salisbury’de Sergey ve Yulia Skripal’i hedef alan kimyasal silah saldırısından yaklaşık bir bir ay kadar sonra, bu kez Suriye’nin başkenti Şam yakınında  bulunan  Doğu Guta’da Esad rejiminin yürüttüğü operasyondan bir kimyasal silah saldırısı haberi geldi. ABD, İngiltere, Fransa açısından açıklamalar ve hamleler söz konusu saldırı sonrası birbirini izlerken, 8 Nisan Pazar gecesi yaşanan saldırı konusunda elini çabuk tutan İsrail oldu. 7 İran Devrim Muhafızının öldürüldüğü hava saldırısı Humus yakınındaki Tayfur-4 Üssü’ne düzenlenirken, İsrail’in geçmiştekiler gibi resmi olarak üstlenmediği bu operasyon, Rusya’nın Esad rejimine sağladığı askeri garantilerin bir kez daha sorgulanmasına yol açtı. Bütün bu gelişmeler daha bütünüyle algılanmadan BM içerisinde ABD ve Fransa’nın öncülük ettiği Humus üzerindeki füze düellosunu bu kez ise Güvenlik Konseyi tasarılar düellosu takip etti. 

ABD’nin ardından Fransa’dan da Suriye’ye müdahale sinyali geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, olası bir müdahalede hedeflerinin Şam yönetiminin kimyasal tesisleri olduğunu söyledi. Emmanuel Macron, ülkesinin Suriye’ye askeri müdahalede bulunması halinde hedefinin kimyasal silah kapasitesi olacağını söylerken, Fransa, Minbic ve bölgedeki askeri gücüne güç katmaya devam ediyor. Bölgeye yeni askeri bir sevkiyatın yapıldığı kulislerde dolaşırken, Macron, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’la Paris’te görüştü. Bu ziyaretinde söz konusu çatışma halinin bir parçası olduğu görüşme sonrası yapılan açıklamadan anlaşılıyor. Fransa’nın Suriye krizinin tırmanmasını istemediğini söyleyen Macron, ancak Fransa’nın Suriye’ye olası bir askeri müdahalesinde hedefin, Şam rejiminin kimyasal silah kapasitesi olacağını belirtti. Konuya dair ABD ve İngiltere gibi ortaklarıyla görüş alışverişinde bulunduğunu söyleyen Macron, Suriye konusunda kararın önümüzdeki günlerde açıklacağını ifade etti.

Açıklamalar ve ittifaklar zincirine saatler arası değişimler eşlik ederken Macron’un süreçten beklentilerinin büyük olduğu açık. Macron, söz konusu süreçte yapacağı her hamleyle ülkesinin profilini yükseltme ve AB içerisinde liderlik rolünü garantileme peşinde. Bu anlamda Macron’un Minbic ya da Duma’da askeri gücünü arttırırken, tıpkı Libya’ya müdahale sürecinde olduğu gibi Fransa-ABD işbirliğini bu kez Suriye krizi üzerinden görüyoruz. 

Esad’ın ordusunu hedef alacak yeni bir operasyonun ABD ve Fransa tarafından hedeflendiği açık. Minbic, Dera, Deyr ez Zor ve Fırat’ın doğusundaki askerlerini güvence altına almak yönünde önümüzdeki günlerde yeni hamlelerin olma olasılığı güçlenirken, şimdi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto savaşının ardından Rusya’nın nasıl bir pozisyon alacağı, ABD-Fransa-İngiltere üçlüsünün, yeni rotasının ne olacağı soruları giderek çoğalıyor. ABD-Fransa ve İngiltere’nin, Rusya ve müttefiki Esad’ın kimyasal silah kullanımına karşı inşa ettikleri bu ittifakın yakın gelecekte başka hedeflerinin olacağı yönünde yorumlar gazete sayfalarını süslemeye başladı bile. Fransa açısından girilen bu yeni yolun, Fransa’ya Avrupa Birliği’nin yeni lideri olma yolunda hizmet edip etmeyeceği, yine bir askeri müdahelenin ülkeyi  küresel bir askeri güç hayaline getirip getirmeyeceği kestirilemiyor. Tüm bunlar Macron’a beklediği kazancı temin edecek mi yoksa Irak’a sefere çıkan Tony Blair gibi Irak’ın işgaline bahane olarak gösterilen kimyasal silahlar meselesinden sonra varlığı ispatlanmadığında  yaşananlar gibi Macron’un siyasi kariyerinin sonunu mu getirecek!



608
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: