Şimdi birlik olma zamanı

13 Nisan 2018 Cuma

CAFER TAR

İngiltere Başbakanı Theresa May de Suriye’de neredeyse yedi yıldır süren ve bitecekmiş gibi de gözükmeyen vekalet savaşından sıkılmış; o da Fransa ve ABD gibi artık daha doğrudan sonuç alıcı hamlelere yönelmek istiyor.

BBC’nin geçtiği habere göre May, “parlamento onayı aranmaksızın Suriye’de askeri müdahale emri vermeye hazır olduğunu” açıklamış. Aslında kimsenin Esad’ı ciddiye aldığı yok; bütün hamleler Rusya’yı ve özel olarak da Putin’i hedef alıyor.

DİAŞ’ın Kürtler ve bağlaşıkları tarafından destansı bir mücadele ile yenilgiye uğratılmasından sonra, Türkiye’nin ilkel Kürt karşıtı tutumu aslında sahada çok başarılı olmamış Rusya ve Suriye Rejimi’nin elinin güçlenmesine yol açtı. Rusya, İran ve Suriye Rejimi ve onlara bağlı güçler iç savaşın sonuna doğru sahada ortaya koydukları performanstan çok daha fazlasını talep eder hale geldiler. Bunu yaparken de en önemli müttefikleri Türkiye oldu. Türkiye’nin Kürt karşıtlığındaki ısrarı, iç savaş sonrasında Kürtler hiç bir statü elde edemesin diye katıldığı Astana süreci gibi çabalar, Suriye’de Rusya/İran ikilisinin elini güçlendirirken; üyesi olduğu NATO ve üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği ülkelerin Ortadoğu’daki çıkarlarına ciddi zarar verir hale geldi.

Türkiye’nin Suriye sürecinin asıl kaybedeniyken taraf değiştirerek Rusya/İran ikilisine katılması, dengeleri bir süreliğine Rusya/İran ikilisinden yana bozmuş gibi gözüktü. Her iki ülke de cüsselerini aşan açıklamalar yapmaya başladılar.

Kısa bir süre önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Dünyanın her yerini vurabilecek büyük bir nükleer füze hazırladıklarını ve dünyadaki hava savunma sistemlerinin buna karşı koyamayacağını” açıkladı.

Bu açıklamanın her şeyden önce DAİŞ’in kesin olarak yenilgiye uğratıldığı bir döneme denk gelmesi kimsenin gözünden kaçmadı. Rusya müzakere masasında Suriye’de ortaya koyduğundan daha fazlasını istiyordu. Suriye’de istediğini almak için sahada yaptıkları ile yetinmeyeceğini gerekirse daha fazlasını da yapabileceğini füzeler üzeriden dolaylı olarak ifade ediyordu.

Tarihin cilvesine bakın ki; bunun için en yakın müttefiki de NATO üyesi bir ülke olan Türkiye oldu. NATO üyesi ve Avrupa Birliği adayı Türkiye; Rusya/Batı mücadelesinde açıktan Rusya’dan yana tavır aldı.

Türk devletinin bir uçtan başka bir uça savrulmasının sadece bir tane izahı var; AKP ve Erdoğan da değil; devlet artık bütün bileşenleri ile hem içerde hem de dışarıda pozisyon alırken sadece Kürt karşıtlığını esas alıyorlar. Geri kalan her şey teferruat!

Rusya’da bile NATO ve AB karşıtlığı Türkiye’deki kadar güçlü değildir. Ortada öyle anti emperyalizm falan da yok; yıllarca NATO’nun en sadık uşaklığını yaptıktan sonra birden bire NATO ve ABD karşıtlığını kimse anti emperyalizmle izah edemez.

Suriye’deki iç savaşta; başta Suriye rejimi olmak üzere, ABD, Rusya, AB ülkeleri, İran, Türkiye ve geri kalan bütün egemen devletler sonuna kadar haksızdırlar; Ortadoğu’da talepleri haklı ve meşru olanlar; başta Kürt halkı olmak üzere bölgenin mazlum halklarıdır.

Adını zikrettiğimiz bütün devlerin kiminin bölgesel, kiminin küresel emperyal hayalleri var; biz burada iyiler ve kötülerin savaşı ile karşı karşıya değiliz. Öyle anlaşılıyor ki; Ortadoğu’da söz konusu devletler arasında önceleri vekiller üzerinden sürdürülen savaş, şimdi doğrudan kendilerinin müdahil olduğu bir savaşa doğru eğilim göstermeye başladı.

Daha önce Putin dünyayı füzeleri ile tehdit etmişti; şimdi de Trump “Rusya, Suriye’ye atılacak her füzeyi vuracağını söylemiş. O zaman hazır ol Rusya çünkü füzeler geliyor!” diyerek, sadece Suriye rejimini değil, Rusya’yı tehdit ediyor.

Suriye’de yaşanan iç savaşta DAİŞ sonrası yeni bir döneme girildi. Kürtler başta olmak üzere kötülüklerden çeken halkların dışındaki herkesin eşit kötü olduğunu yeterince tecrübe etmiş durumdayız. Kürt halkı olarak bundan sonra bir daha asla statüsüz bir hayatı kabul etmeyeceğimizi duruşumuzla bütün dost ve düşman güçlere göstermeliyiz.

Şimdi birlik olma zamanı!

Birlik olursak, ‘büyük savaşı’ kim kazanırsa kazansın, biz kaybetmeyiz!.



651
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: