Kan ve toplum

12 Nisan 2018 Perşembe

UMUR HOZATLI

Lider, onu seçen toplumun kanıdır, nasıl ki bir insanın tüm anatomik yapısını, hastalıklarını bir kan damlasıyla öğrenebiliyorsak, toplumun anatomisini de lideriyle öğrenebiliriz. 

Bu, sosyolojik bir saptamadır.

Bakın AKP-MHP liderlerine, envai hastalığı bünyesinde barındıran iki torba kan gibi bedenleriyle buluşmuş, tedaviyi reddeden doksan küsur yaşında umutsuz bir ağır hasta gibi mahkum oldukları yatakta erimeyi Osmanlı mevzilerinde ölmek sanıyorlar.

Muazzam bir hastalık.

Bulaştığı kandan çıkmayan iflahsız mikrop gibi olmalarını Osmanlı askerlerine benzetiyorlar, söylenene göre Osmanlı askerlerini mevzilerinden çıkarmak zormuş, orada ölürlermiş.

Ama kaçışları ayrı bir felaketmiş, başka zaman yazarım.

Bizim hayalperestler daha çok Teşkilt-ı Mahsusa’ya benziyorlar, özel bir çete örgütlenmesi gibi, yaptıkları her berbatlığı vatan-millet-din örtüsüne büründürüp aynısını bir daha bir daha yapıyorlar.

Açın Arif Cemil Bey’in “Teşkilatı-ı Mahsusa” kitabını okuyun.

Sonra küçük bir araştırma veya arşiv taraması yapın, herşeyi görürsünüz.

Ülkede ne kadar melanet yaşanıyorsa sağcılar, milliyetçiler, dinciler yapıyor.

Tespitli, kanıtlı ve şahitlidir.

Katliamları onlar yapıyor.

İnsanları onlar yakıyor.

İdamı onlar istiyor.

Cinayetleri onlar işliyor.

Kadınları onlar öldürüyor.

Çocuklara, kadınlara onlar tecavüz ediyor.

Çeteciliği onlar yapıyor.

Mafyacılığı onlar yapıyor.

Hırsızlığı onlar yapıyor.

Yağmacılığı onlar yapıyor.

Sahtekarlığı onlar yapıyor.

Dolandırıcılığı onlar yapıyor.

Yani şu hayatta ne kadar pislik ve insanlık karşıtı şey varsa en az yüzde doksandokuzunu onlar yapıyor.  

Üstelik vatan, millet, din kisvesiyle; ne ahlak.

Bunu en net şekilde Demirel itiraf ve teyid etmişti; 1979’da Maraş Katliamı yapıldığında “Bana, sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz” demişti.

Muazzam bir kibir yenilgisiydi, muazzam bir itiraftı ama her zamanki gibi güzel insanlar öldükleriyle kaldılar!

Ki Demirel bunların ağababasıdır, CHP’nin milliyetçi damarının, “merkez-sol”cu tayfanın ve liberallerin dahi beslenme noktalarından biridir.

Kökleri Osmanlı’da olup Cumhuriyet döneminde çeşitlenerek bugüne gelen bu “kanlı sahtekarlık” ne yazık ki aptallıkla eşgüdümlü olarak tedavisi mümkün görünmeyen Türk tipi bir vandalizm şeklinde yürüyor.

Şimdi koca bir ülkeyi tüm güzelliklerden arındırıyorlar, dehşet bir vandalizm pratiği sergiliyorlar. Ne kadar iyi ve akıllı insan varsa, ne kadar güzel gelecek vadeden genç varsa toplumsallıktan soyutluyorlar

Yüz bini öğrenci olmak üzere 13 şehrin nüfusu kadar ahlaklı güzel insanı cezaevlerine tıkmış durumdalar.

Koca bir toplumu olabildiğince ayrıştırıp ahlaksızları kendine alıp ahlaklıları yok etmeye çalışıyorlar.

Fakat “Ahlaksızlık, ahlakın var olma nedenidir” der Nobel ödüllü yazar Anatole France.

Yani; iyiler, kötüler, ahlaklılar, ahlaksızlar ve Tanrı denkleminde nihayet iyiler ve ahlaklılar kazanacak.

Paulo Cohelo’nun “Şeytan ve Genç Kadın” adlı romanını okumanızı öneririm; dış dünyadan soyutlanmış uzak bir dağ köyünde, zamanın dışında bir yaşam süren çoğu yaşlanmış bir topluluğun hikayesidir bu, orada çok tanıdık göreceksiniz.



864
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: