Egemen çıkarları halklar ise umudu korur...

03 Nisan 2018 Salı

SERKAN DEMİREL

İsviçre, Türk devletinin sınırları aşan hukuksuz uygulamalarına karşı sessiz kalmakta, İsviçreliler ise Kürt’ün sınırları aşan direnişinin yanında saf tutmakta ısrarlı… 

Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’e dönük işgal saldırıları başladığı günden bugüne kadar İsviçreli büyük bir kesim, Kürt halkının yanında saf tutarak, kendi ülkelerinin Türk devletine karşı harekete geçmesini talep ediyor. Bu talebi, her defasında küçük adımlarla geçiştirmeye çalışan İsviçre hükümeti, ortaya koyduğu bu tutumla Kürtler gibi kendi vatandaşlarının da tepkisini toplayacak bir hal aldı. 

Efrîn direnişine paralel olarak kesintisiz bir şekilde her gün İsviçre’nin kentlerinde alanlara çıkan Kürtler ve onların dostları, bir taraftan Türk devletinin işgal saldırılarını protesto ederken, bir taraftan da İsviçre’yi Türk devletine karşı tavır almaya çağırıyor. İsviçre hükümetine dönük bu çağrı sadece sokaktan değil, aynı zamanda İsviçre Federal Parlamentosu içerisinden de geliyor. Sağ veya sol partilere mensup onlarca milletvekili, kısa aralıklarla İsviçre Federal Konseyi’ne sundukları önergelerle Türk devleti ile ticari ve diplomatik ilişkilerin askıya alınmasını istiyor. 

Türk devletinin uluslararası yasaları ihlal ederek, Rojava Kürtlerine karşı soykırım politikası dayattığı bir dönemde, İsviçre’nin hale Türk devletine silah satışına devam etmesi, bir anlamda Kürt’ün katliamına ortak olma anlamı taşındığı çok aşikâr. Bu durum sık sık dile getirilse de İsviçre’nin hala Türk devletine silah satışına devam etmesi, Kürt’ün nasıl çıkarlara kurban edildiği gerçekliğini çok açıkça gözler önüne seriyor. 

Türk devletinin işgalini kınamaktan kaçınan İsviçre’nin, sadece Efrîn’de yaşananlardan endişe duyduğunu dile getiren bir açıklamaya gitmesi ne ülkede ki Kürtlerde ne de İsviçrelilerde bir karşılık bulmadı. Öyle ki; demokratik belli cevreler, bu kadar basit bir açıklamanın Türk devletinin işgalini meşrulaştırmaktan başka bir anlam ifade etmediğini dile getirerek, İsviçre hükümetini uyardı. 

Evet, söz konusu Kürtler olunca demokrasi ve insan hakları denildiğinde aklımıza ilk gelecek ülkelerden birisi olan İsviçre’nin tutumu bu kadar anti-demokratik bir hal alıyor. Ne de olsa siyasi anlamda takipçisi olduğu büyük abisi, Almanya’da Kürtleri yıllardır kendi çıkarlarına kurban etmekten geri durmuyor. 

Peki, İsviçre hükümetinin bu tutumu, İsviçre halkının Kürt halkı ile dayanışmasının önünde bir engel mi? diye sorarsanız cevap çok net: Hayır… DAİŞ’e karşı savaşırken destek verilen her defasında övgü ile bahsedilen Kürtler, bugün egemenler nezdinde çıkarlara kurban edilse de halklar nezdinde artık saygı duyulacak bir aşamaya geldi. Bunun en güzel örneğini Efrîn sürecinde yaşıyoruz, Kürtler artık sokaklarda yalnız yürümüyor. Kobanê’den başlayıp sınırları aşan Kürt’ün enternasyonal direnişi, Efrîn ile birlikte artık zirve yaptı. Rojava Devriminin ortaya çıkardığı enternasyonal ruh, bugün kapitalist çarkın dişlileri arasında yok olmaya yüz tutmuş isyankâr ruhu yeniden canlandırdı.  

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi kapitalizmin en yoğun olarak kendisini hissettirdiği İsviçre’de halklar özelliklede gençler bugün Rojava Devriminde kendi geleceklerini görüyor. Ondandır ki; hiç susmadan günlerdir egemenlere inat Efrîn direnişinin yanında saf tutuyor ve Türk devletinin işgaline karşı çıkıyorlar. 

Şimdi ortaya çıkan bu enternasyonal ruhla mücadeleyi daha çok büyütmenin ve halklar nezdinde tam anlamıyla işgalci konuma gelen Türk sömürgeci ve onların destekçisi güçlere dur demenin tam da zamanıdır.

Unutulmamalıdır ki; egemeler çıkarlarını, halklar ve ezilenler ise umutlarını korudukça var olurlar. O zaman umudu yani Rojava Devrimini korumak için saflar daha çok sıklaştırılmalı… 



617
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: