Erdoğan/Bahçeli ikilisi Kürtlerden oy almamalı!

09 Mart 2018 Cuma

CAFER TAR

Erdoğan ve çevresinin en zor günleriydi; karanlıkta yüzüne ışık tutulan tavşan misali, oldukları yere çakılıp kalmışlardı. 17 Aralık’ta başlayan daha sonra 25 Aralık’ta devamı gelen operasyonlar; Erdoğan ve etrafında kümelenenlerin iktidar olanaklarını nasıl suistimal ettiklerini gün yüzüne çıkarmıştı.

Türkiye toplumunun önemli bir çoğunluğu geçimini sağlayamaz, ağır yoksulluk koşullarında yaşarken; Bilal Erdoğan evdeki para o kadar çok olmalı ki; nasıl sıfırlayacağının telaşına kapılıyor, Muammer Gülerin oğlu ise bir trilyondan üç beş kuruş diye bahsediyordu.

İlk şoku atlatan Erdoğan 25 Aralık’tan sonra saldırıya geçti; operasyonu yapan polisler görevden alındı, savcılar sürgüne gönderildi, dosyalar kapatıldı, tutuklananlar mahkemelere baskı yapılarak cezaevinden çıkarıldı ama bunların hiç birisi Erdoğan ve çevresini uzun vadeli güvenceye alamazdı.

Üç ay sonra 30 Mart’ta yerel seçimler vardı; operasyonu yapanlar ortaya çıkardıkları rüşvet ve yolsuzluklar nedeniyle Erdoğan’ın siyaseten biteceğini düşünüyorlardı. Kaldı ki bu operasyon sonuçları itibariyle tabiki sadece hukuki bir operasyon değildi, sanık pozisyonunda olanlar hükümet üyesi olduğundan dönemin başbakanı Erdoğan ve hükümetini de doğrudan etkileyecekti.

O günlerde Erdoğan birçok insanın dikkatinden kaçan bir şey söyledi “Bu dünyanın bize nasıl bakacağını seçimlerde alacağımız oy oranı belirleyecek!” Poliste ve yargıda yapılan atamaların hiç bir önemi yoktu, eğer seçimlerde başarısız olunursa; Erdoğan ve çevresi yargılanmaktan ve cezaevine girmekten kurtulamazdı.

Erdoğan 30 Mart’ta siyasal yaşamının en kritik seçimlerine girdi, gün yüzüne çıkan onca görüntü ve sese rağmen AKP 45,6 oranında oy aldı. Erdoğan’ın kendisi de dahil herkes şoktaydı. Türk halkı ortalığa saçılan onca rüşvet ve yolsuzluğa rağmen AKP’yi siyaseten cezalandırmamıştı.

İşte 15 Temmuz’a kadar giden süreç böylece başlamış oluyordu; eğer 30 Mart yerel seçimlerinde Erdoğan önemli oranda oy kaybına uğrasa ve iktidarını kaybetseydi, süreç 15 Temmuz’a kadar gelmezdi; ama Türk halkı neredeyse herkesin gözünün içine sokulan onca delile rağmen seçimlerde Erdoğan’ı desteklemeye devam etti.

Hatta dönemin başbakanı Erdoğan seçimlerden sonra yanına yolsuzlukla suçlanan aile üyelerini de alarak ünlü balkon komşumalarından birini daha yaptı. Ortaya herkesi şaşırtan ilginç bir durum çıkmıştı; bu kadarını kimse beklemiyordu. Bu durum Türkiye üzerine; konuşan, yazan, Türkiye’de politika yapma iddiasına olan herkes için önemli bir tartışma konusudur ve uzun bir süre daha böyle kalmaya devam edecek.

Lafı dolandırmaya gerek, Türk toplumu; yolsuzluk, rüşvet hırsızlık, temiz toplum gibi kavramlara o kadar da çok değer vermiyor! “Bu hep böyleydi bundan sonra da böyle kalır!” demiyorum; ama günümüz için kolayca bu tespiti yaparsak çok yanılmış olmayız!

2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri de en az 30 Mart 2014 yerel seçimleri kadar önemli olacak. Erdoğan/Bahçeli ittifakı ülkenin ve bölgenin başına yeni felaketler getirmenin planlarını yaparken; Türkiye halkının korku ve zaaflarını kullanmayı esas alıyorlar. “Fetihçilik, iç ve dış düşman, milli birlik” gibi kavramlar yeniden ısıtılıp kitlelerin önüne konuluyor.

Efrîn saldırısı bu uğursuz kampanyanın ilk halkası; daha kötülerine hazırlıklı olmalıyız. 8 Şubat’taki görüşmede Erdoğan Bahçeli’ye “İttifakta bizimle birlikte Büyük Birlik Partisi de yer alacak. Seçim dönemi yaklaştıkça Saadet’in tabanı da ittifakta yer alacak. İttifakın oy oranının yüzde 65’e kadar çıkabileceğini düşünüyorum. Böyle bir oy oranı, yurt içinde ve yurt dışında ülkemizle ilgili tüm tartışmaları bitirir.” diyor. Erdoğan kendi durduğu yerden meseleyi doğru anlıyor, biz de yanlış yapmamalıyız.

Türkiyeli bütün demokratlar, devrimciler bütün güçleri ile Erdoğan/Bahçeli ittifakının Türkiye’yi bu oy oranı ile teslim almasına izin vermemeli, şimdiden bunun olmaması için çalışmalara başlamalıdırlar. Fakat daha da önemlisi bu uğursuz ittifak kesinlikle Kürtlerden oy alamamalıdır. Önümüzdeki seçimler Efrîn saldırısı ile birlikte düşünüldüğünde Kürtlerin geleceği açısından oldukça önemli olacak; Erdoğan/Bahçeli ikilisi asla Kürtlerden rıza almış görüntüsü verememelidirler; aksine açık ara bu uğursuz ikili Kürt oyları ile red edilmelidir.



1401
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: