Anti-faşist cepheyi güçlendirelim!

05 Mart 2018 Pazartesi

GÜLİZAR TURAL

Faşizme karşı savaşta şehit düşen, onurumuzu büyütürken varlığımızı savunan Saralar şahsında tüm yiğit kadınları saygıyla anıyorum. O güzel kadınların armağanı olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, tüm emekçi-mücadeleci kadınları saygıyla selamlıyorum. Kadın özgürlüğünün yoldaşı Rêber Apo’yu minnetle selamlıyorum.

Tanıştığım ilk Sara, bir devrim şehidinin kızıydı, Vartoluydu. Sanatçı ruhluydu. Faşizm Kürdistan’a bir kâbus gibi çökmeseydi hepinizin tanıdığı bir yazar olabilirdi. Topraklarını, halkını katleden faşizmle mücadele sanatını geliştirdi. 1998 8 Martı’nda Erzurum’da kahramanca savaşırken şehit düştü. Faşizme karşı mücadelede cesaretini, gülüşlerini, edebiyat tutkusunu, yaşam aşkını miras bıraktı bize.

İkinci tanıdığım Sara, Diyarbakır zindanlarında faşist celladın yüzüne tükürerek ölümsüzleşen, yaşayan kahramanımızdı, Sakine Cansız’dı. Zulme boyun eğmeyen zarafetiyle, güzelliğiyle, hümanizmiyle tüm kışlara inat başkaldıran kardelenimizdi. Avrupa’da, kadın devrim kalelerinden birinde, Olimpia De Gouges’in güzel başını uçuran giyotin kadar soğuk bir Paris kışında katledildi. Ömrünü Kürt halkına yaşatılan karakışları durdurmaya, halkların baharını yaratmaya adadı. Onun özlemini çektiği en büyük bahar, barıştı. Barıştan konuşunca gözleri parlar, yüreği bir bülbül gibi şakırdı. Tüm büyük savaşanlar gibi, faşizme karşı savaş azmini asla eksiltmeden, barışa aşıktı. O 21. yüzyılın Rozası’ydı. Rojbîn ve Ronahî yoldaşla birlikte, bize anti-faşist, anti-kapitalist özgür bir dünya yaratma iddiasını miras bıraktı.

Üçüncü tanıdığım Sara, tüm görkemi, cesareti, yurtseverliği, direngenliğiyle Lice’ydi, Lice’nin çocuğuydu. Onu yaşamımın en zor anlarında dost sıcaklığı, vefasıyla, gülüşlerinde, sesinde ve yüreğinde hep yaşattığı çocukluğuyla tanıdım. Faşizmin yaşamı katletmek isteyen tüm kanlı hamlelerinde çocuk güzelliğini yaşatmayı bilen bir bilgeydi o. İncecik bedeniyle, ışıldayan kara gözleriyle, çocuk ruhuyla dünyaya kâbus olmak isteyen DAİŞ’le, faşizmin halklara son saldırı konseptiyle savaşırken şehit düştü. Faşizmi yenme ahdini miras bıraktı yaşam amacımızın orta yerine. 

Dördüncü tanıdığım Sara, Elbistan’ın tarihi köklerini, Puduhepa’yı, asaletinde yaşatan nazenin bir kardelendi. Avrupa kapitalizminin sahtekâr pırıltılarına aldanmadan Mezopotamya’ya, anti-faşist cepheye yürümüştü. Birçok halkın, devrimcinin kanına giren Avrupa’nın kirli ruhuna direnerek damıtmıştı güzelliğini. Faşizmin bir kalemde sildiği çocuk-kadın ömürlerine, uzun yıllar yazmak için aldı silahı eline. Avrupa’nın onayladığı faşist Erdoğan hükümetinin uçak saldırılarında, ömrünün baharında şehit düştü. Zalimin zulmünü, faşizmi yenme iddiamızı büyüten gençliğini, güzel kalbini ve intikamını miras bıraktı bize. 

Faşizme karşı savaşırken şehit düşen, yaralanan, ardında yaralı yürekler bırakan tanıdığım, tanımadığım kadınları bu yazıya sığdıramam. Buna gerek yok, ömrümüze sığdırsak yeter. Her birimiz tanısak tanımasak faşizme karşı savaşırken yaşamlarını ortaya koyan bir kadını ömrümüze sığdırsak yaşam bambaşka bir güç kazanır. Tüm güzelliklerin ve anlamların kâbusu faşizmin kara kışı biter. 

Ey kadınlar şöyle bir bakalım yaşamımıza; anlık, günlük, yıl yıl faşizmin yaşamımızdan eksiltmediği bir şey var mı? Konuşma, davranış, düşünme, kendin olma özgürlüğümüzü bizden çalan 21. Yüzyıl faşizmidir. Faşizm, erkek egemen iktidarın yoğunlaşmış özüdür. Eski-yeni eşini, sevgilisini, kız kardeşini, annesini yani kadınları öldüren küçük beyinli erkeklerden beslenir. Kundaktaki bebekten başlayarak tüm çocuklara saldıran açgözlü, sapkın erkeklerden beslenir. Hayvanlara eziyet etmeyi marifet bilen kara cahil erkeklerden beslenir. İnançların farklılığını, dinin kutsallığını maske yapıp kuşanan din-inanç düşmanı erkeklerden beslenir. Aynı zamanda tüm bu küçük erkekler karşısında kadın olmanın onurunu, yüceliğini, binlerce yıllık direniş mirasını unuttuğu için mücadele edemeyen küçülmüş, küçültülmüş kadınlardan beslenir. Yine bu küçülen kadınların bilgelikten uzak, yarım yamalak eğitip devlet eline emanet ettiği sakatlanmış çocuklardan beslenir. Ey Kadınlar, unutmayalım ki, bunların en azından biri yaşamımız, komşumuz, sevdiğimiz, tanıdığımız. 

Tüm bu küçük erkeklerden ve küçültülmüş kadınlardan beslenen faşizmi yenme zamanı. Tüm canlılara, güzelliklere ölüm-çirkinlik kusan faşizmi durdurmak, 21. Yüzyılda onurlu yaşamanın ilk şartı. 21. Yüzyıl, kadın yüzyılı, bu onur bizim. Savaş karşıtı dalgayı, kadın hareketleri ekseninde geliştirip yükseltmenin tam zamanı! Çağının Hyipatya’sı, Olimpiası, Madam Roland’ı, Roza’sı, Nataşa’sı, Cemile’si, Sena’sı, Zilan’ı- Sema’sı, Sara’sı, Arîn’i, Rewan’ı, Gulan’ı, Avestası, Barin’i, Asya’sı Hena’sı, Naiede’si, Sewê’si, Taybet Anası olmanın tam zamanı! Anti-faşist cepheyi kadın aklının yaratıcılığı ve yaşam sanatıyla örme, büyütme ve yaygınlaştırma zamanı. Hangi adı alırsa alsın, hangi dinin-inancın kutsallığını maske yaparsa yapsın faşizm yaşam, kadın, özgürlük düşmanıdır. Bunun için tüm kadınlar bu baş düşmanımızla savaşmayı 2018’in ana hedefi yapmalıyız. Bugün Efrîn’de, Doğu Guta’da ve tüm Suriye’de çocukların ölümlerini izleyen bir dünya, kendi gelecek ölümünü izlediğinin farkına varmalı. Bu farkındalığı kadınlar kazandıracak dünyaya. Faşizmin alıklaştırdığı akılları kadınlar çalıştıracak, korkuyla teslim aldığı ruhlara cesareti kadınlar üfleyecek. Bu dünyanın kaderiyiz ey kadınlar. ‘‘Küçülen erkeklerle yaşamaya son! Küçültülen kadınlar olmaya son! Sakatlanmış çocuklar yetiştirmeye son!’’ diyerek faşizme karşı mücadeleyi yükseltelim. Faşizme karşı yüzyılın destanını yazan Efrîn’in yiğit kadınları ve erkekleriyle birlikte anti-faşist cephede yer alalım! Efrîn’de anti-faşist cephede savaşan, tüm dünyada faşizmle mücadele eden emekçi-özgürlükçü kadınların, zindanlarda direnen özgürlük savaşçılarının 8 Mart’ı kutlu olsun! 



1219
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: