Efrîn: Hava döndü

suatbozkus@gmail.com | 10 Şubat 2018 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Efrîn’de tarihi bir direniş gerçekleşiyor. Her direniş anlamlı, önemlidir ama Efrîn direnişi ile eski bir dönem kapanıyor ve yeni bir dönem açılıyor. Orada çatışan sadece 80 milyonluk TC devletinin işgalci ordusuna, ÖSO gibi taşeronlarına karşı bir kaç yüz bin kişilik Efrîn halkı değildir. Orada eski kölelik ve sömürgecilik dünyası ile yeni özgürlük dünyası çatışıyor. Bu nedenle de bu tarihi direniş sürecinde çok şiddetli ve karmaşık çelişkiler gündemdedir.

Türkiye devleti daha kurulurken Kürtlerin inkarı ve imhası üzerine kuruldu. Türkiye tarihi bir anlamda Kürtlerle savaşın tarihidir. Resmi arşivler „28 isyan oldu, bastırıldı. Bu da 29’uncu isyandır, bu da bastırılacak“ dediler ama aslında bu isyan hiç bitmemiştir. Bitti denildiği dönemlerde bile içten içe halk yeni bir direniş özlemi ve hazırlıkları içindeyken, sömürgeci devlet de yeni bastırma-göçertme-asimilasyon-soykırım planlarını uygulamıştır.

Devletin bütün politikaları, spordan Diyanet İşlerine kadar bütün kurumları, hepsi de sistemli olarak Kürt karşıtlığına dayanır. Kürtleri Kürt olduğuna, Kürt olarak doğduğuna pişman etmek, Kürt olduğunu unutturmak, Türklük olmazsa Müslümanlık kimliği içinde eritmek temel amaçtır. Ama bütün kanlı katliamlara, sürgünlere rağmen halk kimliği ve özgürlüğü için ölümüne direnişten ve mücadeleden vazgeçmemiştir.

Son yüzyılın emperyalist çıkar savaşları girdabında halkların bazı direnişleri örtülmüş ve kanlı katliamlar gizlenebilmişti. Şimdi gecikmeli olarak da olsa hepsi gündeme geliyor. Ayrıca insanlığın çok uzun olan tarihi yanında yüz yıl çok da uzun sayılmaz.

Erdoğan-Bahçeli çetesi işgal yanlısı olan bütün güçleri birleştirip saldırıya geçti.

Şimdilik Rusya’nın örtülü desteğiyle sadece acımasız hava saldırıları yapabiliyorlar. Rusya desteğini kesince uçakları da hangarda yatıyor.

Üç haftalık acımasız hava saldırılarına rağmen karada arpa boyu yol alamıyorlar, alamazlar.

Onlar da bunun farkında ve huzursuzluğu içinde. Erdoğan ve işgalcilerin derdi sürekli saldırı ve katliamlarla demografik yapıyı değiştirmektir. Efrîn’den başlayıp Rojava’yı insansızlaştırmak ve tampon bölge kılıfıyla yerlerine başkalarının yerleşmesini sağlamak istiyorlar. Sürece yayılmış bir inkar ve imha politikasıyla sonuç alabileceklerini zannediyorlar. Sessiz kalındığı takdirde çok daha kanlı katliamlar gündemdedir.

Dünyanın her yerinde savaş bölgesinden insanlar kaçar. Ama Efrîn’de ve Rojava’da tam tersi oluyor. Efrîn halkı en zor şartlarda ve bombalar altında yurdunu savunuyor. Diğer bölgelerdeki halk ise kitlesel olarak Efrîn’e akın ediyor. Göğsünü uçaklardan yağan bombalara karşı Efrîn’e kalkan yapıyor. Bu tarihin görmediği bir kahramanlık ve bilinç örneğidir. Dünya kamuoyundaki vurdumduymazlığa son veren ve Efrîn halkının yanında bir gelişme yaratan da bu kahramanca direniştir.

Bu gelişmelere dikkat edersek dünya kamuoyunda da havanın döndüğü ve Türkiye’nin işgalci planlarına karşı çıkanların arttığı görülüyor. BM, AB kurumlarının ve birçok devletin açıktan işgale karşı çıkan söylemleri önemlidir. Ama gene de bunlara güvenilemez. Geçmişten beri birçok defa görüldüğü gibi milliyetçi-devletçi çıkar hesapları gündeme geldiğinde bütün değerlerini satarlar. Hele gittikçe kızışan ve kızışacak olan bir savaş ortamında kimseye güvenilemez. Halkların güvenebileceği tek şey kendi özgücüdür. Kendi özgücün ayaktaysa bölgedeki ve dünyadaki diğer çelişkilerden, çatlaklardan yararlanma olanağı da artar.

Hitler faşizmine karşı direnen ve onu bozguna uğratan partizanlar gibi, Efrîn ve Rojava halkı da efsanevi bir direniş gösteriyor. Efrîn direnişi de tarihe geçiyor ve tarihin akışını değiştiriyor.

Erdoğan anayasasından yaptıklarına kadar her şeyde Hitler’e özeniyor, onu örnek alıyor. Sonu da onun gibi olacaktır.

„Anlamak sevgilim,

Bu müthiş bir bahtiyarlık,

Anlamak gideni ve gelmekte olanı“



2948
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: