Edoğan ve Putin gölgesinde Türk Rus ilişkileri!

09 Şubat 2018 Cuma

CAFER TAR

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal yaşamı boyunca kriz yaşayıp sonrasında esip gürleyemediği tek liderin Wladimir Putin olduğunu söylersek sanırım çok fazla abartmış olmayız.

Her ne kadar Türkiye/Suriye sınırında bir Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra; zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile “emri kimin verdiği” noktasında kısa bir rekabet yaşansa da sonrasında hem Davutoğlu hem de Erdoğan faturayı FET֒cü pilotlara kesmeye çalıştılar.

Hani her defasında “kimse Türkiye’nin gücünü sınamasın!” diyerek önlerine geleni tehdit ediyorlar ya; işte tam da bu oldu. Türkiye Rusya’nın gücünü sınadı. Sonuç: “Erdoğan bir özür mektupu yazarak ve sonra bizzat Putin’in ayağına giderek ancak ilişkileri yeniden başlatabildi.”

Uçak krizi sonrasında Erdoğan ağzını her açtığında; “sevgili dostum, değerli kardeşim” gibi kavramlarla Putin’e hitap ederken, Putin’in Erdoğan’a mesafeli tavrı kimsenin gözünden kaçmıyor. Suriye krizinin başından itibaren uzun bir süre “Rusya’nın ne işi var Suriye’de” diye meydanlarda dolaşan Erdoğan, uçak krizi sonrasında ortaya çıkan gelişmelerden sonra “bugün Suriye’de en etkili aktör Rusya’dır!” aşamasına geldi.

Suriye’de patlak veren iç savaşın en başından itibaren tamamen iki ayrı pozisyonda olan; Erdoğan ve Putin tabi ki bir anda Suriye’de benzer politikaları savunacak değiller; ancak aradaki mesafe Türkiye’nin Rusya lehine verdiği tavizlerle önemli ölçüde azaldı.

Suriye Rejimi artık Erdoğan Türkiye’sinin kırmızı çizgisi değil; uzun bir süredir başta Erdoğan olmak üzere hiç bir Türk yetkilinin “Zalim Esad!” dediğini duymuyoruz. Hatta geçenlerde Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Afrin operasyonları konusunda Suriye hükümetini bilgilendirdiklerini, Afrin’de sürdürdükleri operasyonun Suriye Hükümetine karşı olmadığını” söylemek zorunda hissetti kendini.

Putin’in pozisyonunda zerre kadar bir değişiklik yok; ama Türkiye sürecin başında ne söylediyse şimdilerde onun tam tersini yapıyor. Ancak ne olursa olsun Putin bir daha asla Erdoğan’a güvenmeyecek, “çok kısa sürelerde bir uçtan başka bir uca bu kadar kolay savrulabilen birine kim güvenir?” Fakat buna rağmen Erdoğan’ın Putin’den özür dilemesi Rusya’ya önemli avantajlar sağladı.

Erdoğan üzerinden NATO içinde ittifakın kendini tarifi, diğer üyeler için de tartışmalı hale geldi. Suriye’de giderek Rusya’ya yakınlaşan Türkiye her geçen gün biraz daha fazla Batı’dan uzaklaşır oldu. S-400’ler, Akkuyu, Mavi Akım gibi ihale bedeli yüksek projeler Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığının dozunu artırıyor.

Fakat Rusya ve Türkiye’nin pozisyonlarda varolan onca gerilime rağmen Erdoğan’ı Putin’in ayağına kadar götüren nedeni iyi görmemiz gerekiyor. Sadece Erdoğan da değil; Türk devletinin bütün bileşenlerinin aralarında hiç bir çelişkiye düşmeden neredeyse Esad seviciliğine kadar savrulmalarının tek bir nedeni var: Kürt Düşmanlığı! Suriye’de iddialı olduğu bütün alanlarda yenilen, geri çekilen Türkiye şimdilerde bütün gücü ile Kürtlere saldırıyor.

Rusya’nın önceliği ise Esad’lı veya değil “Suriye’de kalıcı bir patronaj ilişkisi kurabilmek. Rusya bu hedefine varmak için; Erdoğan Türkiye’si de dahil, geçici yerel ittifakları, siyasi ve askeri araçları sonuna kadar kullanmakta hiç bir sakınca görmüyor.

Ancak Türkiye’nin zayıf pozisyonuna ve Erdoğan’ın bizzat kendi zaaflarına rağmen iki ülkenin bir türlü uzlaşamadığı iki konu var: Kürtlerin Suriye’deki kaderinin ne olacağı ve İdlib’de ortaya çıkan yeni dengelerin bundan sonra nasıl yönetileceği!

Yukarda ifade ettiğimiz iki sebepten dolayı Türkiye/Rusya ilişkilerinde yeni bir savurulmanın olmayacağını hiç kimse iddia edemez. Nitekim yakın zamanda düşürülen Rus uçağından hemen sonra Rusya’da gözler hemen Türkiye’ye çevrildi; Rus basınının önemli bir kısmı uçağın düşürülmesinden Türkiye’yi sorumlu tuttular. Fiili olarak Türkiye dört gündür Suriye hava sahasını kullanamıyor.

Aynı şey Türkiye için de geçerli; Bütün askeri kapasitesini sahaya sürmesine rağmen sahada bir türlü istediği sonucu alamayan ard arda Tank kaybeden Türkiye, şimdiden Rusya’yı  sorumlu tutmaya başladı bile.

Türk/Rus ilişkilerinde “Uçak Krizine” benzer bir krizin yeniden yaşanmayacağını hiç kimse garanti edemez. Efrîn’de onuruna ve toprağına sahip çıkan Kürtler ve diğer halklar her türlü emperyal oyunu bozacaktır.



1516
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: