Zindan direnişleri kazanacak

13 Ocak 2018 Cumartesi

EYLEM KAHRAMAN

Hapishane özel kimlik kartı dayatılması nedeniyle Elazığ T Tipi Cezaevi'ndeki kadın tutsaklar 1 Kasım 2017 günü açlık grevi direnişi başlatmış ve son olarak açlık grevinde olan 12 kadın tutuklu farklı cezaevlerine sürgün edilmişti. Kadın tutsakların örgütlü direnişini kıramayacağını anlayan cezaevi yönetimi hapishane özel kimlik kartı dayatmasından vazgeçti ve tutsakların 73 gün sürdürdüğü açlık grevi direnişi sonunda kazandı.

Elazığ T Tipi Cezaevi'nde kadınlar öncülüğünde gerçekleştirilen direnişin kazanması büyük bir zafer elbette. 

Başta İmralı Adası olmak üzere diğer zindanlardaki hukuk dışı uygulamalar ve hak ihlalleri ise son hızla devam ediyor. Tamamen açık bir hapishaneye dönüştürülen ‘Yeni Türkiye’, AKP'nin A'sını aldığı ‘adalet’sizlikte hiçbir sınır tanımıyor. 

Tarih, yeni gelen günle sürekli yenilenir ve ileri doğru giderken ‘Yeni Türkiye’ yerinde bile saymıyor, tam tersine gün geçtikçe geriliyor. Bu nedenle dışarıda yaşananlar zindanlara birkaç misli fazlasıyla yansıyor. Son kaleleri olan ve petrolü sudan ucuza satın aldıkları Barzani'yi de kaybedince ekonomik anlamda büyük bir sıkıntı yaşayan Türk devleti, artık içinde bulunduğu krizi kolay kolay atlatamadığı için bütün hıncını cezaevlerinden almaya çalışıyor. Ayakta durmakta zorluk çeken devlet sistemi, ne yapacağını şaşırmış vaziyette saldırılarını gittikçe pervasızlaştırıyor. 

Tutsakların iradesini teslim alma ve onurunu kırma adına akıllarına ne geliyorsa yapıyorlar. Özellikle politik tutsakların her geçen gün yeni bir hakkı gasp ediliyor. Örneğin, Tarsus T Tipi Cezaevi'ndeki siyasi tutsaklar her gün fiziki boyuta varan müdahalelerle karşılaşıyor ve tutukluların yaptığı suç duyuruları hiçbir şekilde dikkate alınmıyor. Hastahane acil servisine binbir işkence ile giden tutuklular muayene odasına dahi alınmadan, doktor tarafından ayaküstü “Bunların bir şeyleri yok, geri götürün” denilerek yine binbir saldırı altında geri cezaevine götürülüyor. Dayatılan kurallara karşı direnen tutuklular, iradesi kırılsın diye koca bir koğuşta veya küçücük bir hücrede yalnız tutularak cezalandırılıyor. Uzun süredir cezaevi deneyimi yaşayan eski tutsaklar, çoğu genç olan yeni tutukluları etkileyebilir düşüncesiyle onlardan ayrı ve uzak tutularak tecrit ediliyor. 

Darbe dönemlerinin en meşhur dayatması olan ve yenilgiye uğramaktan asla kurtulamayan Tek Tip Kıyafet uygulamasını tutsakların her türlü işkence pahasına ve ölümü dahi göze alarak kabul etmeyeceğini bütün dünya kamuoyu bildiği halde, Türk devleti bir kez daha bile bile ateşle oynuyor. Guantanamo Cezaevi'ndeki onur kırıcı ağır işkence ve kötü muamele insanlık hafızasında henüz taptazeyken hem de. 

Türk devleti yetkilileri bir süre önce 2018 yılında 45, 2023 yılına kadar olan beş yıllık süreçte de 228 yeni cezaevinin daha açılacağını ‘müjde’lemişti! Halihazırdaki cezaevleri zaten çok sıkıntılı ve adeta zapt u rapt altında iken yeni açılacak cezaevlerinin bunun çok daha ötesinde olacağını kestirmek için kâhin olmak gerekmiyor. Türk devletinin cezaevi politikası; dayatma, baskı, saldırı ve sindirme yöntemine dayandığı için önümüzdeki günlerin zorlu geçeceği görülüyor. Bu durumda da Türkiye zindanlarında direniş eksik olmayacak ve her zaman olduğu gibi yine ve mutlaka direniş kazanacak. 

AKP Genel Başkanı Erdoğan'a öykünen Barzani'nin başına neler geldiğini hep birlikte görmüştük. Meclisi feshederek biten başkanlık sürecini zorla uzatmış ve bir diktatörlük kurmuştu. Başur adeta küçük bir Türkiye'ymiş gibi davranıyordu. İçte ve dışta çok kötü günler yaşayan Türkiye'nin başına da aynısının gelme olasılığı oldukça yüksek. Devlet yönetimindeki politikacıların bitmek bilmeyen iktidar hırsı Türkiye'yi hızla uçuruma doğru sürüklüyor.

Türkiye'nin kendisini kurtarması ve hem içte hem de dışta prestij kazanması için cezaevlerindeki hak ihlallerine bir an önce son vererek, derhal demokratikleşme adımları atması gerekiyor. Bunun yolunun da İmralı Zindanı'ndan geçtiğini herkes biliyor. 



595
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: