Türkiye İran olur mu?

12 Ocak 2018 Cuma

CAFER TAR

İran İslam Devriminden sonra başta Kemalistler olmak üzere; toplumun önemli bir kesimi Türkiye’nin İran gibi içe kapalı İslami bir rejim olmasından endişe ettiler. Hatta bir dönem bu öyle travmatik bir hal aldı ki; generaller 28 Şubat 1997’de postmodern bir darbe ile Erbakan hükümetine müdahale ettiler.

O dönem orduya komuta eden generaller kendilerinden o kadar eminlerdi ki; daha sonra Genelkurmay başkanı olacak dönemin kara kuvvetleri komutanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu büyük bir kibirle „28 Şubat Kararları bin yıl sürecek!” dedi; halbuki sonradan anlaşıldı ki, daha o yıllarda Fethullahçılar başta olmak üzere çeşitli cemaatler Türk ordusunu içten içe ele geçirmeye başlamışlar bile...

AKP, Refah Partisi’nin içerden alternatifi olarak ortaya çıktı. Temel kaygı dışarıdan da güçlü destek alarak Türkiye’nin ve bölgenin İran olma korkusunu sonsuza kadar yenmek, İslamı AKP ve Erdoğan eliyle reforme etmekti. 

Başlangıçta işler fena da gitmiyor gibiydi, hem iç kamuoyunda hem de uluslararası çevrelerde sanki AKP projesi maya tutacakmış gibi bir hava da oluştu; fakat zaman içinde Erdoğan ve ekibi bütün inisiyatifi ele geçirip kendilerine çalışmaya başlayınca işler tersine döndü.

Başlangıçta eşitler arasında birinci olan Erdoğan zamanla bütün inisiyatifi kendisinde toplamaya ve eski arkadaşlarını tasfiye etmeye başladı; içerde iktidarını güçlendirirken dışarıda da kontrolden çıkmaya başlamıştı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarını hiç kimse ile paylaşmak istemiyordu artık. Bırakın içeride eski AKP’lileri, başbakanı, bakanları; sınırsız yürütüme yetkisini kedisinde toplamış olmak bile Erdoğan’ı kesmiyordu, o herşeyi istiyordu. 

Yargıç olup yargılamak, yasamanının yerine geçip kendi başına yasalar koymak istiyor. 15 Temmuz’un suistimal edildiğini artık AKP’liler bile konuşmaya başladı; ama Erdoğan KHK düzeninden oldukça memnun ve bundan vazgeçmeye hiç niyeti yok.

AKP’nin yeni Türkiye’si bütün toplumun mutlak bir hiyerarşik düzen içinde Erdoğan’a bağlanması anlamına geliyor. Geçenlerde 11 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 696 nolu kararnameye ilişkin eleştirilerine söyleyecek bir şeyi olup olmadığı sorulan başbakan Binali Yıldırım “Cumhurbaşkanının sözlerinin üstüne söz mü söyleyeyim!” diyerek Erdoğan’ın özlemini duyduğu Türkiye’nin nasıl bir yer olduğunu da bizlere duyurmuş oldu.

Binali Yıldırım’ın da dediği gibi Erdoğan Rejimi; hiç kimsenin Erdoğan’ın sözünün üzerine söz söyleyemediği, son sözü her zaman Erdoğan’ın söylediği bir düzeni ifade ediyor. Hatta bir ara kimi AKP’liler Erdoğan’ı Allah vasıflarına sahip bir tür Kadir-i Mutlak ilah edecek kadar ileri gittiler!

İktidarının önemli bir bölümünde İran’la kıyasıya rekabet eden Erdoğan; bir yandan da içten içe İran’ı taklit ediyor. Türkiye’nin çoğunluğu Sünni olduğu için açıktan İran’daki gibi kendisini merkeze alan „Velayet-i Fakih” anlayışını açıktan savunamayan Erdoğan ve çevresi Erdoğan’ı eleştirilemez, yanlış yapmaz olarak ilan ederek, Türk tipi „Velayet-i Fakih’i“ adım adım hayata geçiriyor. 

Derinliğine Şii inancını tartışacak bilgiye sahip değilim; ama iktidarın dinselleştirilerek, veya başka bir ifade ile ideolojikleştirilerek eleştirilemez hale gelmesi, anayasa ve yasalarla iktidarın güvenceye alınması resmi polis ve askerle de yetinmeyip sivil paramiliter güçlerce vesayet ilişkisinin güvenceye alınmaya çalışılmasına tarihte ilk defa rastlamıyoruz. 

Bunun birden çok örneği var; İtalya’da Mussolini’nin kara gömleklileri, Almanya’da Hitler’in SA’ları, İran’da ‘Besic’ler. Soru şudur? “HÖH (Halk Özel Harekat)” size neyi hatırlatıyor? Her hangi bir demokraside HÖH gibi devlet dışı silahlı bir güç olabilir mi?” 

“Türkiye İran olur mu” sorusunun cevabını buralarda aramak gerekir. Şimdilerde AKP ile ittifak eden; Ergenekoncular, sözde anti-emperyalistler bu sorunun cevabını buralarda aramalılar. Tek adam Türkiye’sini Erdoğan kendi kodları ile kurmak isteyecektir, böyle bir rejimin kimse 30’lu yılların Kemalist dönemlerine benzeyeceğini düşünmemeli.

Son tahlilde Erdoğan rejimi sokaklarında HÖH’lülerin tıpkı İran’da ‘Besic’ler gibi etek boyu kontrolü de yaptıkları İslami yönü öne çıkan bir düzen olacaktır. 

Ne garip, yıllarca ‘Türkiye İran olmasın’ diye çaba sarf eden kimi Kemalist çevreler Türkiye’yi, Kürtler ve demokrasi korkusuyla kendi elleriyle İranlaştıracaklar.



1216
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: