Büyük iktidar kardeşliği

11 Ocak 2018 Perşembe

METİN YEĞİN

DÜNYANIN SOKAKLARI


Büyük ve genel olma kolaylığı sadece iktidar için geçerlidir. Büyük olmak iktidara teşnedir ve daha doğrusu, ancak büyük ama çok olmakla bu aşılabilir ki bu da aslında, büyük değil küçüklerin çokluğu ile bir araya gelen yaratım gücüdür. Bu yüzden toplum ile topluluk arasında bir ayrımın altını çizmek gerekir. Gerçek bir demokrasi ancak topluluklar demokrasisi olarak yaşama geçebilir. Öznenin içinde kaybolmadığı, yok olmadığı bir büyüklük, daha doğrusu küçüklüktür bu. 

Öte yandan bu kapitalist modernitenin bireyi yücelten ama gerçekte bireyi özne olarak değil, sadece 4-5 yılda oy veren ve daha çok iyi bir tüketici olarak ve en önemlisi ‘tek’ olarak tanımlayan biçimi de gerçek bir demokrasi değildir. Zaten sanki iki ayrı şeymiş gibi tanımlanan toplum ve birey, bir elmanın iki yarısıdır. Yani iktidar ve nesnenin yaşama alanıdır. Bu sadece bir idari aygıt olarak devlet ve ona karşı, doğar doğmaz nüfus kağıdı çıkarmakla başlayan, okullarına, yani müfredatlarına tabii kılınmak, zorunlu kalmak ve boyun eğmekle devam eden, kazancından haraç kesilen, hatta ölen ve öldürmek zorunda bırakılan bir bireyin içine düştüğü durum değildir. Yani sadece devlete karşı, onun yasalarında saydığı yükümlülükleri yerine getirmekten ibaret değildir. Devletin günlük hayat üzerine inşa ettiği, ‘Bedeniniz üzerinden iktidarın kendisini yeniden inşa etmesi. Her gün ve her yerde, iktidar zerreciklerinin ahmakıslatan gibi yavaş ve kahredici, bulaşıcı ve yapışkan bir karamsarlık olarak bizi boğması…’dır. 

Mesela ‘İyi bir tüketici olmak’, bütün günümüzü ve dolayısıyla bütün hayatımızı ona göre belirlemek, iktidarların bizi korumak (!) için maaşlarını ödediğimiz güvenlik –tabii ki iktidarların güvenliği– güçlerinden daha etkilidir. Bütün toplumsal statü –toplumsalın altını çizerek– ne kadar alışveriş yapabildiğinize, yani otomobilinizin, mobil olarak telefonunuzun ve kredi kartı rengine göre belirlenmesinin manası tam anlamıyla kapitalist modernite içinde iktidar tanımıdır. AVM’ler bu yüzden, ahmakıslatan günlük iktidarın, konsantre olmuş yaşam biçiminin mimari formlarıdır. Yani eğer bu iktidarlar gerçekten insani bir vefa duygusuna sahip olsalardı, bir yere orduları ile saldırdıklarında, kendi tapınakları AVM’leri kutsayarak uçaklardan bombalamamaları gerekiyordu. 

Bütün bu nedenlerle AVM’ler aslında daha doğru bir adlandırmayla tüketici merkezleridir ve buradaki ‘seçim’le, hangi büyük markayı seçebileceğiniz doyumu ile sınırlıdır egemenlerin tüketici demokrasisi…



671
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: