Paris, Theroigne ve Sara

rojbinekin24@gmail.com | 09 Ocak 2018 Salı

Rojbîn Ekin

Sakine Cansız’ın yaşam ve devrimci geleneğini takip edenler Dersim’den Paris’e kadar uzanır. Adını hep direnişle duyduğumuz, ‘zulme boyun eğmeyin' sözünün kulaktan kulağa fısıldandığı, nesilden nesile aktarıldığı ve Kürt’ün yaşam savaşının mayası olan direnişin serpildiği Kürdistan kentidir Dersim. O toprakta doğan ve o toprağa adım atan herkesi direnişle büyüleyendir. Asidir bu yüzden o toprağın çocukları, bildik ezberleri bozar, herkesin olmazda ikna olduğu anları olura çevirirler. Sakine Cansız’ın (Sara) devrimci yaşamından böyle öğrendik ve bildik Dersim’i. 

Dersim’in direniş geleneğini ve attığı her adımda devrimler yaratan gerçeğini Sara’nın mücadele duruşu öğretti belki de birçoğumuza. Kabına sığmaz o asi kadın, Dersim’den Paris’e kadar pes etmeden, tereddütsüzce yürüdü. Theroigne DeMericout’un Paris sokaklarını bir zamanlar inleten sesine doğru yürüdü. Hani o atını Versailles Sarayı’na süren, yoksul ve ezilenlerin eşitlik, adalet ve özgürlük için monarşiye karşı başlatılan direnişe öncülük eden kadın. ‘Kadın savaşçı olmaz’ diyen devrim taraftarı erkeklere inat devrim saflarından ve en önde olmaktan vazgeçmeyen, binlerce kadını devrimin öncü gücü olabileceklerine inandıran ve en önünde yürümeyi seçen kadın. 

Paris, Theroigne ve Sara… Paris, Theroigne’den de Sara’dan da korkan bir şehir. Theroigne’yi ‘sefil kadın’ gibi cinsiyetçi söylemlerle teşhir ettiler, mücadelesine, direnme iradesine ve gücüne hakaret ettiler. Böylece etkisizleştirmeye çalıştılar. Sara’yı da hunharca katlettiler. Monarşiden kapitalizme maske değiştiren iktidara karşı hala eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesi veriyor ezilenler. En çok da kadınlardan korktuklarına tanıklık ediyoruz. Bu yüzden ilk hedefledikleri kadınlar oluyor. Kadınların iradesini kırarak bir toplumun tümünün iradesini kırmak istedikleri gerçeği kadınlar cephesinden oluşan cinsiyetçi bir söylem değil. Ya da salt kadın merkezli bir düşüncenin ifade biçimi değil. Kadının yaşamın ve toplumsallığın merkezi konumunda bulunan rolüyle bağlantılı. Öyle ki kadınlar kırılırsa, bir ülke kırılır ve yenilir. Günümüzde de işgal edilmek istenen her toprağın önce kadınlarına saldırırlar. Tüm faşist, diktatör rejimlerin, sapkın, yoz ideolojik akımların, DAİŞ ve türevi oluşumların yaptıkları gibi… Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez de Kürt halkının özgürlük iradesini kırmak, teslim almak için hedef seçilip katledildiler. Kürt halkı ve kadınları bu gerçeği bilerek beş yıldır alanlarda. Bu gerçeğe teslim olmayıp adalet arayışlarından vazgeçmediler.  

Adımını attığı her yerde devrim rüzgarları estiren, başı daima dik ve onurlu Kürt kadın Sakine Cansız’ın da hedef olarak seçilmesi planlı ve örgütlendirilmiş bir saldırı olduğu, PKK’nin özel bir operasyonla yakaladığı ve son günlerde yayınladığı MİT üyelerinin  ifadelerinden de anlaşılmaktadır. PKK hareketi, katliamın faillerini ve katliamın talimatını vereni kendi yöntemleriyle deşifre edip beş yıldır da katil arayan Fransa hükümetine, ‘katiller belli artık; yargıla’ diyor. Fransa hükümetinin bundan sonra yapması gereken, PKK’nin deşifre ettiği katilleri yargılamaktır.  

Bu yıl da Fransa’nın başkenti Paris’te binlerce Kürt ve dostu sokaklardaydı. Kürdistan’ın tüm kentlerinde her üç kadın devrimci kitlesel bir şekilde anıldı. Yine adalet talep ettiler, devrimci ve direnişçi duruşlarına bağlılık andı içtiler. Adalet arayışlarını mutlaka hesap soracağız şiarıyla sürdürüyorlar. Faşizmin yüzüne tüküren Sara’nın devrimci geleneği ve adaleti kendisi sağlayan gerçeğini Kürt kadınları bir bir uyguluyor. Sakine Cansız’ın yaşam ve mücadele çizgisinden kopmayarak, kendilerini daha fazla örgütleyerek Sakine’ye daha fazla sahip çıkıyor. Sakine, Fidan ve Leyla’yı böyle sahipleniyor.



614
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: