Figen Yüksekdağ: Sözlerimin arkasındayım

g.yoleri@gmail.com | 08 Aralık 2017 Cuma

GÜLSEREN YOLERİ

Figen Yüksekdağ Çarşamba günü yapılan duruşmasında, "sözlerimin arkasındayım tabii ki" diyordu mahkeme başkanına. Sözlerininin de yaptıklarının da arkasındaydı. Çünkü söylediği ne varsa, yaptığı ne varsa hepsini seçilmiş bir siyasetçi sorumuluğuyla yapmıştı. Cizre'de, Sur'da Nusaybin'de yaşanan zulmü de direnişi de konuşmayacaktıysa, Taybet Ana'dan Cemile'den, Elvan'dan söz etmeyecektiyse, Kobanê’deki direnişi selamlamayacaktıysa "o koltukların canı cehenneme, mecliste ne işim vardı?" diyordu. 

Tutuklu bulunduğu ve Ankara'da devam eden davasının üçüncü duruşmasındaydık. Katıldığı iki duruşmada da tutumu ve sözleri ile kendisini suçlayanları yargılayan o oldu. Sadece boş laf ya da hamasetle yapılan açıklamalardan söz etmiyorum. Dinleyen herkesi ikna edecek, açık, net, aklı da vicdanı da etkileyen ve tabii ki gerçeği içeren açıklamalardan. 

Duruşmanın bir yerinde, suçlama konusu olaylara ilişkin mahkeme başkanının lüzumsuz soruları karşısında da tutumu aynıydı. 6-8 Ekim Kobanê olaylarının sorumlusunu arıyorsanız, Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmaya bakın, o sırada yaşanan provakasyonlara bakın, onu yargılayabiliyor musunuz? Yasin Börü ve iki arkadaşının öldürüldüğü olayda, haber verilmesine rağmen 45 dakika boyunca olay yerine gelmeyen, olayı engelleyebilecekken engellemeyen polisi suçlayabiliyor musunuz? diyor ve ekliyordu "Evet biz halka Kobanê’de IŞİD'e karşı devam eden direnişi sahiplenme çağrısı yaptık, ama o direniş ve sahiplenme olmasaydı IŞİD sınırda değil Ankara'da komşumuz olacaktı." 

İddianamesi sekiz fezlekeden oluşan ana davaya eklenen iki dosya ile Figen Yüksekdağ hakkında istenen cezalar da hayli yükselmiş oldu. Tamamı vekillik süresince ve vekillik faaliyeti olan sözlerinden dolayı tutuklu olmasına ve hakkında istenen yüzyılı aşkın cezaya ek, "Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak" başlıklı Türk Ceza Kanunu 302. maddesine dayanılarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası da isteniyor hakkında.

İdam cezasının kaldırılmasından sonra yerine getirilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile kişi ölünceye kadar hapishanede tutuluyor, tek kişilik hücrede kalıyor ve ağır tecrit uygulanıyor. Erdal Eren'in idamı üzerine Kenan Evren'in söylediği o alçakça söz takıldı aklıma "asmayalım da besleyelim mi?" Artık asamıyorlar evet...

Geçen celse izleyicilerin duruşma salonuna sığmamaları nedeniyle ısrarlarımız üzerine duruşma büyük salona alınmıştı. Ama devasa bir salonda izleyiciler için ayrılan yer, yine küçük salondaki kadardı. Yine, davayı izlemek için gelenlerin salona girmeleri uzun tartışmalar neticesinde ve sınırlı olarak gerçekleşebildi. Yine yabancı heyet ve gazetecilerin duruşmayı izlemesine izin verilmedi. 

 Anayasa, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve yasaların açık ihlali olan bu soruşturma ve davaların siyasi bir saik taşıdığı ve sürece dair gelişmelerin de siyasi gidişatımızla doğrudan bağlantısı olduğu açık, tartışmasız. Ortada bir yargılama süreci değil bir siyasi linç, bir siyasi rehin alma durumu var. İçinde yasa hukuk olmayan mahkeme olur mu? Var. Binası, salonu, kürsüsü, hakimi, katibi ile şeklen. 

Bu derece büyük bir baskı altındayken bile dimdik ve tavizsiz Figen Yüksekdağ. Mahkemede, kendisini savunan bir mahpus değil o. "Benim milletvekilliğimi siz değil beni seçenler düşürebilir", "ben size hesap vermem halkıma hesap veririm diyen", açıklamaları ile gerçek suçluları yargılayan, sorgulayan, gerçekleri gösteren ve bu anlattıklarının beraat etmesine değil tarihe not düşmek adına kıymetine inanan yürekli bir kadın. 

Duruşma 20 Şubat 2018'e ertelendi. Figen Yüksekdağ yine o salonda olacak. İçerden ve dışardan, o dik duruşuna yaraşır bir sahiplenmeyi, dayanışmayı o gün de göstereceğimize inanıyorum. 

Bugün de; sözünden korkanlar onu duruşmaya getirmeyecekler ama Selahattin Demirtaş için, dün Figen Yüksekdağ için olduğumuz yerde, Sincan Hapishanesi duruşma salonunda olacağız. 

Şimdiden söyleyeyim, ne yapıp edip o tarihi anların bir parçası olmalı insan. 



508
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: