Bir kadın için on bin kitap okumak

07 Aralık 2017 Perşembe

UMUR HOZATLI

Biz, özgür kadını severiz, onlar köle kadını; şimdi bir tarafta bir kadın için on bin kitap okumayı isteyenler var, diğer tarafta bir “kitap” için on bin kadın öldürmeyi isteyenler...

Öyle bir paradoks ki üstelik, bir tarafta da köle olmaktan memnun bir kadın kitlesi var. Özgür kadının gücünü ortaya koyarak dünyayı sarsan devrimci kadın hareketini söylemeye gerek yok, yaşanıyor ve dünya imrenerek izliyor.  

Bu denklemin ortasında Türkiye’de tuhaf adamlar tuhaf konuşmalar yapıyor ve bir daha görülüyor ki kadını ancak kadın kurtarır.

Mesela Kılıçdaroğlu “saf” ve tuhaf bir adamdır, devlet ricali içinde yetişmiş devletçi bir bürokrat olarak siyaset bilmez, parti yönetemez. Ankara siyasetinin şimdiki hırçın diliyle konuşamayı beceremez, kendisine hergün hakaret eden Erdoğan’a “sevgili Erdoğan” diye hitap edecek kadar “nazik” görünür ama bu siyaset dilini, kitle psikolojisini bilmezliktir. 

Biraz da köylüdür, çağdaş aydınlanmadan nasibini Kemalist aydınlanma kadar alabilmiş, ötesine geçememiştir. Genel olarak yaptığı metinsiz konuşmalarda derdini-meramını iyi ifade edemez. Bu yüzden yanlış anlaşılır, geçenlerde yine baltayı taşa vurdu, iktidara yükleneyim derken kandınların incinmesine neden oldu, oysa niyeti bu değildi, “iktidar erkeği köleleştirir, yoksullaştırırsa, bu, erkekle sınırlı kalmaz, etkileri erkek üzerinden kadına da yansır” demek istedi ama beceremedi.

Öcalan okumayı öneriyorum Kılıçdaroğlu’na, biraz da Oğuz Atay; Kılıçdaroğlu’nun bugün söylemek istediğini Öcalan yıllar önce ayrıntılı analizleri ve felsefesiyle ortaya koydu; “iktidar erkeği neden köleleştirip yoksullaştırır ve kadının bu sistem içindeki yeri ve rolü nedir?” 

Biraz okursa, çok önemli ve Türkiye gibi -Kemalist çizgidekiler dahil- kadının “ezilmeye müstehak” olduğu gerçeğini yaşayan berbat erkek ve İslami’k egemen toplumda belki biraz ön açıcı konuşmalar yapabilir.

Erdoğan, Mehmet Metiner sayesinde yıllarca Öcalan’ın çözümlemelerinden yararlandı; zamanında yaptığı demokratik girizgahların çoğu Öcalan’dan esinlenmelerdi, onun çözümlemelerini, yaklaşımlarını alıp kendi çizgisine uyarlayarak yürüdü ve bu yolda önemli kitlesel ve siyasal çıkarlar-başarılar sağladı. Tabi bunu taktiksel ve çıkarsal açıdan kullandığı için içselleştirmedi ve topladığı gücü müzmin bir diktatörlüğe dönüştürdü.

Kılıçdaroğlu’ndan diktatör olmaz, etrafındakiler de istese ondan diktatör çıkaramazlar, Kemal Sunal’ın “Şaban” karakterindeki saflığa sahiptir, bu saflıkla Öcalan okursa toplumsal çözüm ile özgür kadın konusuna yaklaşımlarında doğru bir felsefe geliştirebilir, kadının özgürleşmesi, toplumsal rolü, özgür kadının erkek egemen sistemi kırabilme gücünü anlayabilir, Oğuz Atay’la da kendi kişiliğine özgü nazik ama güçlü cümleler kurabilir.

Aslında Türkiye toplumu, Oğuz Atay’ın “Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim” yaklaşımına sahip milyonların toplumudur, onu berbatlaştıran, kadın düşmanı yapan kapitalist, faşist, sağcı, gerici ve dinci siyasal iktidarlardır. Kadın düşmanlığında Türkiye’nin tarihi boyunca gördüğü en berbat iktidar şimdikidir, illettir, zillettir, “kadınlar öldürülüyorsa ne yapalım, polis gereğini yapıyor” diyecek kadar kelleci bir zihniyettir.

Ne var ki önemli bir kadın kitlesi bu zihniyete destek veriyor; köleliği ve dahi ölümü kendisine reva gören, “müstehaktır” diyen bir iktidarı kayıtsız-şartsız destekliyor. Nasıl bir paradokssa artık, kabullenme kültürü ötesinde nirvanaya ulaşmış inanılmaz bir teslimiyet garabetine dönüşmüş.

Utanç verici...

Özgür kadını seven biri olarak ekseri bir kadın kitlesinin böyle olması erkekliğimden utandırıyor. Düşünün ki bir tarafta bir kadın için on bin kitap okumayı isteyenler, diğer tarafta bir “kitap” için on bin kadın öldürmeyi isteyenler var. Bu muazzam uçurumun “ölüm tarafı”nda olan kadını sevmiyorum.



584
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: