PKK'de söz ve söze bağlılık (2)

04 Aralık 2017 Pazartesi

FERDA ÇETİN

1982 yılında Filistin-İsrail savaşı başlamadan önce, Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ) Ortadoğu ve Lübnan'da bir otoritedir. Filistinlilerin SSCB, Suriye ve Doğu Bloku ülkeleri ile siyasi ve ekonomik ilişkileri iyi olduğu gibi; bu ülkelerden edindiği füze, top ve ağır silahlara da sahiptir. 

Filistin kampları ve Lübnan’daki PKK yönetici ve savaşçıları, İsrail-Filistin savaşı çıktığında nasıl bir tutum takınılacağı konusunu tartışırlar. Filistinliler zor koşullar altında, PKK'lilere imkanlarını ve desteklerini sunmuş; onların askeri ve siyasi eğitimlerini yapabilmeleri için yer vermiş, yardımcı olmuşlardı. 

Filistin kamplarındaki PKK'lilerin, askeri ve siyasi eğitimlerini tamamlayarak, bir an evvel Kürdistan'a dönmek ve mücadeleyi geliştirmek dışında ikinci bir amaçları yoktur. Filistinlilerle birlikte İsrail'e karşı savaşa katılma fikri, burada eğitim gören tüm kadroların imha olması ve Kürdistan'a dönüş hayalinin bitmesi olasılığını da bağrında taşıyordu.

Daha öncesinde İsrail’in, 2 Mayıs 1981 tarihinde Nebatiye'deki Sigip Kalesi'ne yönelik saldırısında Abdulkadir Çubukçu isimli PKK savaşçısı şehit olmuştu. Fakat bu kez durum farklıdır. İsrail, kapsamlı bir savaş hazırlığı yapmaktadır.

Değişik kamplardaki gruplar günlerce bu konuyu tartışır. İki keskin ihtimal vardır; ya imha olma ihtimali de göze alınacak ve Filistinlilerle birlikte İsrail'e karşı savaşılacak ya da kadro ve yönetim gücünü korumak adına savaşta taraf olunmayacaktır. Tartışmalar uzar, herkesi rahatlatacak ortak bir fikir birliğine ulaşmak da zor görünmektedir.

Filistin kamplarındaki PKK militanlarının önündeki terazinin bir kefesinde örgütlenme ve mücadelenin gereklilikleri; diğer kefesinde de siyasi, vicdani ve ahlaki sorumluluklar durmaktadır. Bu kritik eşikte Kürt Halk Önderi Öcalan devreye girer ve kararı açıklar; PKK tüm kadrolarıyla, Filistinlilerin yanında savaşa katılacaktır.

İsrail'in kapsamlı savaş hazırlıkları karşısında, FKÖ yönetimi ve savaş kurmayları kendilerine güvenmelerine rağmen hazırlıkları yüzeysel ve zayıftır. Nitekim operasyon ve baskınlar başladıktan üç gün sonra İsrail ordusu Beyrut'a ulaşır. Filistinliler küçük gruplar halinde çatışmalara katılır, kısa bir süre içinde mevzilerini bırakıp giderler.

100 civarındaki PKK’li, küçük gruplara ayrılarak Beyrut, Sayda, Arnon Kalesi ve Demorda gibi alanlarda ve savaşın en ön mevzilerinde yerlerini alarak, aktif olarak savaşa katılırlar. İsrail’e karşı yürütülen bu savaşta, PKK kadrolarından Kemal Çelik, İrfan Ay, Şahabettin Kurt, Mustafa Marangoz, Mehmet Atmaca, İsmet Özkan, Emin Yaşar, Veli Çakmak, Şerif Aras isimli gerillalar Arnon Kalesi’nde; Abdullah Kumral ise Hesbi bölgesindeki çatışmada şehit oldular. PKK’nin 14 kadrosu da bu savaşta İsrail’in eline esir düşer.

Filistin örgütleri büyük bir bozgun yaşamış; kısa bir süre içinde cephe ve mevzilerini terk edenlerin sayısı, savaşanlardan daha fazla bir sayıya ulaşmıştır.

Kürt Halk Önderi Öcalan, Filistinlilerden geriye kalan bu silah ve cephaneleri toplamak ve güvenli bir yerde saklamak üzere PKK’nin öncü kadrolarından Sabri Ok’u görevlendirir. Nitekim o süreçte, içinde ağır silahların da olduğu, büyük miktarda silah ve cephane toplanır ve güvenceye alınır. Mahsum Korkmaz Akademisi’nde eğitim gördükten sonra Kürdistan’a geçen gerilla grupları, uzun yıllar İsrail savaşından kalan bu silah ve cephane ile donatılmışlardır.

Savaş bittiğinde, Lübnan ve Filistin’deki kadroların katılımıyla PKK 2. Kongresi gerçekleşir. Kongrede Avrupa’ya çıkış ve mültecileşme anlayışı mahkum edilirken, Kürdistan’a dönüş kararı resmileştirilerek hakim çizgi haline getirilir. Ardından, ülkeye dönüş kararının pratikleştirilmesi çalışmaları başlar.

Kürt Halk Önderi Öcalan Suriye’ye geçerek halk çalışmalarını başlatmıştır. Kürdistan’a geçecek küçük gruplar Rojava’da, “sınır” boylarındaki belde ve köylere dağılır. Geçiş süreci için bekleyen kadrolar, halka PKK’nin amacını ve hedeflerini anlatır ve örgütlenme çalışmaları yürütürler. 

PKK kurucularından Cemil Bayık da grupları ülkeye geçirecek uygun ve güvenilir kişiler aramaktadır. Bu amaçla Abdurrahman Motor ve Hüseyin Çepeci isimli bölgenin tanınmış kaçakçılarıyla görüşür, grupları geçirip geçiremeyeceklerini sorar. Motor ve Çepeci para veya silah karşılığında grupları geçirebileceklerini söylerler. Cemil Bayık, “Biz Kürdistan için savaşmaya gidiyoruz siz para ve silah istiyorsunuz, ayıp değil mi? Siz Kürt değil misiniz?" diye tepki gösterince ilişki kesilir. Fakat bu tepki, Motor ve Çepeci’nin PKK’yi tanıma ve anlama merakını artırmıştır. Nitekim, sonraki yıllarda her ikisi de PKK’ye katılarak profesyonel kadro olur; sömürgeciliğe karşı savaşır ve şehit olurlar.

Qamişlo’dan ülkeye geçen ilk PKK’li grubun da geçiş için verecekleri paraları olmadığı için, kaçakçıların yüklerini taşıyarak geçiş yaparlar. PKK’liler, daha sonra Nusaybinli Ferhan İl ile tanışırlar. PKK’nin Nusaybin’de ilişkileri yok denecek kadar zayıftır. Ferhan İl, grupların geçişine yardımcı olduğu gibi, Nusaybin’deki barınma işlerini de bizzat yürütmüş; PKK’lilerle tanıştıkça özgürlük bilinci ve yurtseverlik ölçüleri de gelişmiştir. Ferhan İl, sonraki zamanlarda tüm gücüyle özgürlük mücadelesine katılmıştır.

PKK sürekli yenilenen, dinamik ve akışkan bir hareket olduğu kadar değişmeyen ilkeleri ve sabitleri de çoktur. Özgücüne dayanması, inat ve ısrarcılığı; verilmiş sözlere bağlılığı ve sözün gereklerini yerine getirme kararlılığı, PKK’nin bünyesel özellikleri haline dönüşerek yaşamaya devam ediyor.



1717
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: