Zarrab ve Erdoğan’ın akıbeti

suatbozkus@gmail.com | 02 Aralık 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Kader ağlarını örerken Zarrab ve Erdoğan’ı birbirine bağlamış. Dün birlikte voliyi vururken beraberlerdi. Bugün beraber yargılanma aşamasına geldiler. İşledikleri suçların tümüyle ortaya çıkması ve cezalarını çekmeleri de kaçınılmaz gibi görünüyor.

Erdoğan ve suç ortaklarının ulusalcılık-antiemperyalistlik şovları bu kadar pisliğin üzerini örtemez. Bu işin sonu Erdoğan’ın da sonu olur mu bilemem ama sonun başlangıcı diyebiliriz.

Erdoğan iktidara gelirken içte ve dışta reformlar, siyasi çözüm-barış vaat ederek geldi. En büyük sözleri „Vesayete son vermek“ti. Dışarıya karşı da „Müslüman demokrat“ kimliğiyle İslam alemine model ülke olmaktı. Aldığı oy yüzde 32’ydi ama kimse meşruiyetini tartışmıyordu.

Bugün gelinen noktada açıkça görülüyor ki bütün bu iddialar iflas etmiş bulunuyor. Artık yüzde 99 oy aldım dese de meşru değildir.

Erdoğan diktası içte ve dışta savaş politikasıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak savaş dedikçe de daha çok batağa saplanıyor. Batağa saplandıkça da çözüm diye daha çok baskıya zulme başvuruyor. İçte ve dışta saldırganlaştıkça kendisini de batırıyor, ülkeyi de. Bütün diktatörler gibi etrafını sarmış olan yalaka-yağcı-dalkavuk takımının oyuncağı oluyor.

„Benden büyüğü yok, en büyük benim“ havasıyla dört bir yana deli dana gibi saldırıyor. Osmanlı padişahları için yapılan „Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var“ uyarısını yapacak kimse de yok, etrafında konuşabilecek dürüst kimseyi bırakmadı.

17-25 Aralık’ta kapatılan sandıkta bütün pislikler ve suç delilleri de gizlenmişti. Polis ve adliyede yapılan yasadışı tasfiyelerle her şeyin üstü örtülmüştü. İsimleri öne çıkan dört bakan da mecliste AKP’lilerin oylarıyla aklanmıştı.

Şimdi görüyoruz ki sandığın altı açıkmış. Bütün pislikler ve suç belgeleri ortalığa saçılmış bulunuyor. Karıştırdıkça yeni pislikler ortaya çıkıyor.

Reza Zarrab’ın itirafları reddedilirken bir de Kaddafi’nin altınları konusu ortaya çıktı. Bakalım önce sarılıp sonra arkasından tekmeyi vurdukları din kardeşine neler yapmış, göreceğiz. Debelendikçe batmak budur, rezil olmak budur.

Eskiden de her türlü rezillik, yolsuzluk olurdu ama şimdi hepsinin de rekoru kırılıyor. Eskiden ulusal çapta olurdu, şimdi AKP dünya rekorlarını da kırıyor. Hırsızlıklar, yolsuzluklar, rezillikler de evrensel ölçeklerde oluyor. Eeeh, AKP yapar demişlerdi, yapıyorlar.

İyi de, bu terazi bu sıkleti çeker mi?

Aslında Erdoğan usulünce ve onurluca iktidardan ayrılabilir, köşkünde oturup anılarını yazabilirdi. Eski bir siyasetçi olarak elini öpmeye gelen genç siyasetçiler bile olurdu.

7 Haziran 2015 seçimleri ilk fırsattı. Demirel gibi „Millet bize muhalefet görevi verdi“ deyip çekip gidebilirdi. Ya da „Millet kaos dedi“ yerine en azından Davutoğlu gibi „Millet koalisyon istedi“ deyip yumuşak geçişe kapıyı açabilirdi. Ama o tam tersini yaptı.

15 Temmuz darbe teşebbüsünü de bahane ederek meclisi tamamen devre dışı bıraktı ve bütün muhalefeti susturma çabasına girişti. Etrafındaki yalaka-dalkavuk takımı da hala „Çok doğru efendim, siz en büyüksünüz“ deyip onu kışkırtıyor.

2019 Başkanlık seçimi gene de bir şans olabilir. Ama şimdiden bu seçimin de son iki seçim gibi hileli-zorbalıkla yapılacağı anlaşılıyor. Hatta seçimlerin yapılıp yapılamayacağı bile tartışılıyor.

Erdoğan bütün ünlü diktatörler gibi kendisinin Allah tarafından vatanı-milleti-dini kurtarmak için özel olarak gönderilmiş olduğuna öyle inandırılmış ki, iktidarı bırakmaya hiç niyeti yok. Ayrıca iktidarı kaybedince hesap sorulmasından da korktuğu için dört elle iktidara sarılıyor. Ama korkunun ecele faydası olur mu?

Zarrab gibi geç kalmadan onun dediklerini anlasa iyi olur:

Hayırsever işadamı ya da „itirafçı-iftiracı“ Zarrab diyor ki:

„İşbirliği sorumluluğu kabul etmenin ve cezaevinden çıkmanın en hızlı yoluydu“.

Zarrab daha sonra savcılıkla yaptığı işbirliğinin, anlaşmanın üç koşula bağlı olduğunu söyledi:

1- Tamamen gerçekleri anlatmak,

2- Savcılıkla işbirliği yapmak,

3-Bundan sonra hiçbir suç işlememek.

Alın hayırlı işadamının hayrını görün, millet de sizin hayrınızı görsün.



1729
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: