Hangi pisliğin ve katilliğin örtüsü

11 Kasım 2017 Cumartesi

ZİYA ULUSOY

Paradise Belgeleri bir kez daha gösterdi ki, politik İslamcılık ve milliyetçilik Saray faşizminin pisliklerinin örtüsü. 

Paradise Belgeleri’nde vergi kaçırma cenneti ülkelere, Malta, Virgine Adaları ve diğerlerine kayıtlı şirketler deşifre edildi. 

Bu şirketler arasında Saray diktatörlüğünün düşük profilli başbakanı B. Yıldırım’ın oğullarına ait deniz taşımacılığı ve Akdeniz’de petrol aramayla ilgili gemicilik şirketleri ile Damat Berat ve kardeşi Serhat’ın yönetimi döneminde Çalık Holding’in ihracaat şirketleri var. Diktatör Erdoğan’a yakın işadamı F. Tamince’nin turizm şirketleri de yeralıyor. 

Dünya tekelleri ve büyük şirketlerin başvurduğu bu yöntem, şirketin kaydını veya küresel faaliyetinin yönetimini/kaydını Virgine Adaları, Malta gibi vergi oranı çok düşük ülkelere yapmak yoluyla kâr’dan vergiyi düşürmeden kasaya koyma hilesi. Bu yolla, kapitalist birey/şirketler, sermaye birikimini hızlandırmayı ve dahası rakipleri karşısında avantajlı duruma geçmeyi amaçlıyor. 

Erdoğan faşizminin düşük profilli başbakanı Yıldırım, bu durum karşısında "çocuklarıma devletten ihale almayın dedim, onlar da global ticaret yapıyor normaldir" diyerek ailesinin şirketini savunmaya çalıştı. Fakat ilginç olan şu ki Yıldırım’ın oğullarının Malta kayıtlı şirketleri, yalnızca vergi kaçırmakla kalmamışlar, Akdeniz’de milyonlarca dolarlık petrol arama işini de AKP hükümetinden ihalesiz kapmışlar. Ayrıca bu şirketlerden birinin ortağı ise daha önce B. Yıldırım’ın yakın arkadaşı ve iş ortağı Salih Zeki Çakır, sonra ise Çakır ailesinin fertleri. Bu, gerçekleştirilen bu vurgunun doğrudan baba Yıldırım’ın bilgi ve yönlendirmesiyle gerçekleştiğini herkese açık eden bir diğer kanıt.

Bundan daha ilginci ise, AKP hükümetleri, 2006’da Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle ileride hükümetin -vergi cenneti ülkeler kastedilerek- açıklayacağı ülkelerle iş yapan şirketlere yüzde 30 kurumlar vergisi getirmesine rağmen, bu ülkeler listesini yapmadı ve ilan etmedi. Çünkü vergi cenneti ülkelere kayıt yoluyla, sermayenin diğer üyelerinden çok AKP’li şirketler vurgun vuruyordu. 

Olmayan yasalardan keyfi yorumla siyasi ceza ve iktisadi elkoymayı gerçekleştiren, faşist zorbalıkla kapattıkları demokratik gazete ve televizyonların masa-sandalyelerine bile elkoyan, demokratik eylem yaptı diye para cezası kesen  Erdoğan ve tetikçileri, sıra milyar dolarlarla oynayıp yüzmilyonlarca dolar kaçıran AKP’li aile ve destekçisi şirketlere gelince, onların vurgunlarını gizleyip korudu. Başta kendi aile evinde 17/25 Aralık’ta suçüstü yakalanacak olan 100 milyon dolar rüşvet parasını koruyup gizledi, açığa çıkaran rakiplerini hapsetti. Zarrab vakasında on milyonlarca dolar rüşvet yiyen bakanlarının yargılanmalarını engelledi, ABD’de yargılanmalarını önlemek için emrindeki burjuva devletin tüm imkanlarını kullanıyor. 

Diktatör Erdoğan, Türk sermaye oligarşisi üyesi işadamlarını, örneğin basın tekeli Doğan grubunu, kendisine biat etmesi amacıyla vergi kaçırma cezalarıyla tehdit etmişken, ailesinin, AKP yönetici ve destekçisi şirketlerin vergi kaçırma, hileli ihale alma, rüşvet alma işlerini korudu, korumaya devam ediyor.

Erdoğan faşizminin diğer temel özelliği ise, içte ve dışta savaş, Kürt soykırımcılığı ve devrimcileri katletme ve demokratik güçleri zindanla cezalandırmasıdır. Erdoğan ve tetikçileri, bu yolla yüzbinlerce insanı katletti. Cizre’de, Sur’da, Suruç’ta, 10 Ekim Ankara’da, Suriye gerici iç savaşında, dağda ve kentte, çocuk, kadın, genç yaşlı demeden yüzlerce kişinin kanını döktü. Onbinleri zindana attı. Kan dökücülüğünü ve zindancılığını içte ve dışta kirli savaş stratejisiyle devam ettiriyor. 

Ne için? Elbette başta ailesi ve destekçisi sermaye, politik islamcı sermaye olmak üzere, Türk sermayesinin, Kürdistan pazarını ilhakı altında tutması, bölge pazarlarından milyar dolarları, petrodolarları kasasına indirmesi, bunun militarist bekçisi olan kendi diktatörlüğünü sürdürebilmesi için!

Marks’ın vurguladığı gibi sermayenin yüzde 300 kâr için işlemeyeceği cinayet yoktur. Politik İslamcı faşist diktatörlüğü inşa ederken Erdoğan’ın işlemediği cinayet kalmadı ve işlemeyeceği cinayet yoktur! Erdoğan ve Saray zümresinin, AKP’li ve politik islamcı sermayenin hızlı birikimi için yapmayacağı hile, rüşvet, vergi kaçırma, çevirmeyeceği dolap da yoktur. 

Politik İslamcılık, “milli ve yerli” milliyetçilik, aynı zamanda Erdoğan faşizminin sermayesini hızla büyütmesinin hile-vurgun-dolaplarını ve katilliğini/kirli savaşçılığını gizlemenin örtüsüdür. 



915
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: